Hiç dışarda dolaşırken bir şeyiniz çalındı mı?

Ehlivukuf u

İstanbul'daki "Bitpazarı"nı duymayanınız yoktur (bu arada, aslı "Batpazarı"dır). Buranın yankesicisi, dolandırıcısı, cepçisi, arpacısı, karmanyolacısı, tantanacısı ve bilumum "ince zanaat erbabı", öylesine akıl almaz "kalk gidelim"lere imza atmış ki ünü dünyayı tutmuş bir hafiye, mesleki merakını yenememiş ve bu durumu bizzat yerinde gözlemlemek için, şehrin mutena bir oteline konuşlanmış. Hesapta, sabahları Bitpazarı'na kısa- ama etkili- ziyaretler yapmak ve elbette ününe yaraşır bir şekilde, yani hiçbir şeyini yitirmeden ve çaldırmadan akşam doğru oteline dönmektir niyeti..
İlk gün, ekose desenli ceketinin ve külot pantolonunun ceplerine doldurduğu hatırı sayılır miktarda para ve dişlerinin arasına sıkıştırdığı gül ağacı kökünden imal piposu ile olay mahallini tura çıkar. Pazar yerini, aşağıdan yukarıya saatlerce dolaşır. Piposunu keyifle tüttürürken, para dolu ceplerini de sık sık kontrol etmeyi ihmal etmez..
Meşhur hafiyemiz, akşama doğru son kontrollerini yapar ve çevresini küçümseyen bir eda ile çıkışa doğru yönelir. Sonuçtan memnundur; çünkü bir cent bile çalamamıştır o, "gözden sürmeyi çeken" hırsızlar.. Bizimki, piposundan kuvvetli bir nefes çekip dumanını İstanbul semalarına üfürerek zaferini kutlamak ister; ama İstanbul'un puslu akşamlarına özgü tadından başka bir şey hissedemez damağında! Sağ elinin avucu, pek kıymetli piposunun tütün haznesi kadar boşluk bırakılmış halde, bir yumurtayı alttan tutar gibidir; ama usta eller, bir göz kırpmalık zamanda gerekeni yapmışlar ve çok özel hafiyenin o çok özel piposunun bir kuş misali uçuruvermişlerdir!..
,"Cumhuriyet" gazetesine ilan vererek: "Pipomu getirin; kaç para isterseniz vereyim," dediğini de hatırlarım..
alıntı
Hiç dışarda dolaşırken bir şeyiniz çalındı mı?
Hiç dışarda dolaşırken bir şeyiniz çalındı mı?
12
4
Görüşünü yaz