Ebeveynler gerçekten çocuklarını görüyorlar mı?

"Bir dakika durun ve zihninizi geleceğe, çocuğunuzun yetişkin olduğu zamana götürün ve çocuğunuzun sizin tarafınızdan gerçekten “görüldüğünü” ve “kapsandığını” hissettiğini ve bunu sizinle paylaştığını hayal edin. Bu hissi hayatta en dürüst olduğu eşine, terapistine ya da arkadaşına anlatığını gözünüzün önüne getirin. Belki de, “annem mükemmel değildi, ama beni her zaman olduğum gibi severdi” diyor. Ya da “babam, her zaman benim yanımdaydı, yanlış birşey yaptığımda bile.” Çocuğunuz böyle birşey söylüyor olabilir mi? Ya da ailesinin, onu olmak istemediği biri olmaya zorlamasından mı bahseder? Ya da onu gerçekten anlamak için zaman harcamadıklarından, aile içinde kendisi gibi olmak yerine olması gerektiği gibi davranmasını istediklerinden mi bahseder?

Başka bir deyişle çocuklarımız bizim tarafımızdan görüldüklerini hissediyorlar mı? Onların zihnimizde düşündüğümüz kişi olmalarını istemenin aksine, endişe ve korkularımızı bir yana bırakıp onları oldukları halleriyle gördüğümüzü hissettirebiliyor muyuz?

Günümüzde ebeveynler, ‘hiper ebeveyn’ olma konusunda giderek artan bir baskıya maruz kalıyorlar. Yoğun zaman ve maddi kaynak gerektiren bu ebeveynlik ‘helikopter ebeveynlik’ olarak da biliniyor. Ebeveynlerin çoğu helikopter ebeveynliği ideal bir yaklaşım olarak benimsiyor olsa da, bu yaklaşımı daha çok çocuklarının – Çince derslerinden futbol kurslarına, obua derslerinden özel derslere kadar – her olası eğitimden faydalanabilmesini sağlamak için çok fazla para ve zaman ayıran varlıklı aileler hayata geçiriyor
Hiper ebeveynlik dünyasında, ikinci sırada yer alan “görülmek” genellikle göz ardı ediliyor. Hepimiz, sporla ilgilenmeyen oğlunu sporcu olmaya zorlayan baba ya da eğilimlerine bakmaksızın çocuğunu tüm derslerden en yüksek notları almaya zorlayan anne hikayelerini duymuşuzdur. Bu tip ebeveynler, çocuklarının gerçekte kim olduğunu göremeyen ebeveynlerdir. Elbette kimse bir çocuğu yüzde 100 göremez. Ancak çocuğun, ebeveynleri tarafından görülmediğini hissetmesi, zaman içinde sadece çocuğa değil ebeveyn-çocuk ilişkisine de zarar verir. Bir çocuğun görülmesini ve anlaşılmasını engelleyen nedir? Bazen çocuklarımızı, onların kendi kişilikleri, tutkuları ve davranışlarından değil, kendi korkularımız, arzularımız ve sorunlarımızdan süzülen bir mercekten görürüz. Bazen de, “o daha bir bebek’ ya da ‘o utangaç’, ‘o atletik’ , ‘babası gibi inatçı’ gibi etiketler koyarız. Çocuklarımızı buna benzer etiketler takarak sınıflandırdığımızda ya da kıyasladığımızda, kendimizi onların gerçek kişiliklerini görmekten alıkoyarız."
Ebeveynler gerçekten çocuklarını görüyorlar mı?
Ebeveynler gerçekten çocuklarını görüyorlar mı?
2
4
Görüşünü yaz