Hiç görmediğiniz bir şeye Nasıl inanıyordunuz?

Tanrının insanlığa hiç görünmediği ortada. Ya delinin biri kuyuya taş attıysa ve bugün 7.3 milyar insan bu taşı çıkaramıyorsa... Ne olacak o zaman. Peki sizin inanma dayanağınız ne?


0|0
3|3

En İyi Erkek Görüşü

  • Eskiden inanırdım, kuran kurslarında çok okudum, imam hatip okudum ve ardından sorgulama cesaretine sahip oldum.
    Ve tüm dinlerin masal olduğunu anladım, ilk çok tanrılı din 7000 yıldır varken, ilk tek tanrılı dinin, 200.000 yıllık insanlık tarihinin son 4000 yılına sıkışıp kalması ne büyük mantıksızlıktır.
    Aklı olan herkes anlar ki, ilk din ilk sahtekar ve ilk aptalın tanışmasıyla oluşmuştur.
    https://www.youtube.com/watch?v=rxZC1Fot6ac

    0|0
    1|0
    • 1ay

      Zeki birisiniz anladığım kadarıyla. Araştırma ve sorgulama yetisi her insanın nasiplenebildiği bir yeti değil.

    • Hepsini Göster
    • 1ay

      Bence 200.000 yıllık insanlık tarihinin, son 1400 yılına sıkışıp kalan İslam dinine inananlar sorunludur.

    • 1ay

      Dinler insanların yaratılışından beri varlar son olarak islamiyet gelmesi bişey değiştirmez

Kızlar Ne Diyor 3

  • Üniversite profesörü, öğrencilerine su soruyu sorar;

    - “Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?”

    Bir öğrenci ayağa kalkar ve cevaplar.

    - “Evet, her şeyi Tanrı yarattı!..”

    Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine “Evet efendim” diye cevaplar...

    Profesör devam eder.

    - “Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise kötülüğü yaratan da Tanrı’dır... Çalışmalarımızda uyguladığımız kesinleştirme prensibine göre de kötülüğü yaratan olduğuna göre, Tanrı kötüdür...”

    Çocuk, profesörün bu mantık yürütmesi karşısında şaşırır ve yerine oturur...

    Profesör, Tanrı’nın insanların içinde yarattığı bir efsane olduğunu aklı sıra kanıtlamış olmaktan mutludur...

    ***

    Bunun üzerine başka bir öğrenci ayağa kalkar ve profesöre şu soruyu sorar:

    - “Soğuk var mıdır sayın Profesör?”

    Profesör şaşırır:

    - “Nasıl bir soru bu böyle? Tabii ki var” diye cevaplar...

    “Sen hiç soğukta üşümedin mi?”

    Bunun üzerine çocuk şöyle söyler:

    “Hayır profesör, aslında soğuk yoktur... Fizik yasalarına göre gerçek hayatta biz ‘sıcaklığın yokluğu’na ‘soğuk’ adını veririz... Aslında soğuk diye bir şey yoktur... O sadece sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için ürettiğimiz bir kelimedir” der ve devam eder.

    - “Karanlık var mıdır profesör?”

    Profesör cevap verir:

    - “Tabii ki vardır... Sen hiç karanlıkta kalmadın mı?”

    Çocuk bir kez daha atılır:

    - “Korkarım gene yanılıyorsunuz Sayın Profesör... Çünkü esasında karanlık diye bir şey de yoktur... Gerçek yaşamda karanlık; ‘ışığın yokluğu’na verilen addır...

    Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız...

    Gerçekte, biz Newton’un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz...

    Fakat karanlığı ölçemeyiz...

    0|1
    0|2
    • 1ay



      Bir basit ışık karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar...

      Çünkü gerçekte karanlık yoktur, ışıksızlık vardır...

      Mesela siz uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz?

      Işığın miktarını ölçerek!..

      Bu doğrudur değil mi?

      Öyleyse karanlık denilen şey, insanlar tarafından ışığın olmadığını anlatmak amacıyla kullanılan kelimedir...”

      ***

      Profesör afallamıştır ve çocuk son darbeyi vurur:

      - “O zaman size son bir soru daha sormak isterim Sayın Profesör... Şeytan var mıdır?”

      Profesör bu kez pek emin olamamakla birlikte yine de cevaplar..

      - “Vardır... Açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde görürüz...

      O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır...

      Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey değildir...”

      Çocuk “hayır anlamında” başını sallar profesöre...

      - “Şeytan yoktur efendim... Yani kendi başına yoktur...

      Şeytan basit olarak Tanrı’nın yokluğudur...

    • 1ay

      O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın Tanrı’nın yokluğunu tarif etmek için yarattığı bir kelimedir...

      Kötülük ve Şeytan, insanın Tanrı’yı ve sevgisini yüreğinde hissetmediği zaman yaptıklarına verilen addır...

      O, aynen sıcaklığın olmadığı yere adını verdiğimiz ‘soğuk’, ya da ışığın olmadığı yere adını verdiğimiz ‘karanlık’ gibidir...

      Şeytan ve kötülük, Tanrı’nın içimizde olmadığı anda yaptıklarımıza verdiğimiz addır...”

  • Peki senin aklin mantigin bunca seyin kendiliginden olacagini nasil aliyor?

    2|0
    0|2
  • Bu durumda kendi aklını da hiç görmediğine göre aklın da yok senin

    0|0
    0|1

Erkekler Ne Diyor 2

  • Elbette haklısın insan görmediği bişeye nasıl inanabilir delilikle eş değer diyebiliriz. Ama inancımızın dayanağı mucizelerdir ve bu mucizeleri görebiliyorsak yanı sıra bu mucizeleri bir güç kudret sahipleniyorsa işte o zaman akıl bize görmeden inanmanın doğruluğunu gösteriyor. Örneğin akıllı olduğunu iddia eden bir adama aklını göster dersen sana bunu ancak akıllıca işler, bilgiler ve paylaşımlar yaparak gösterebilir. Ama yok direkt akıl nasıl bişeydir görmeden inanmam dersen buda senin aptallığındır. Sözüm meclisten dışarı genel olarak konuşuyorum

    0|0
    0|1
  • Zaten imtihan o zaten.. Allah'ı görmeden bilmek.. Mühründen tanımak..

    Picassonun tablosunu anlamak için onun yaptığını görmek gerekmez..
    Fırça darbesinden anlarsın..
    Tabiki tanıyorsan..

    Her varlıkta Allah'ın mührünü gören, Allah'ı bilir.. Onu görmeye gerek bile duymaz..

    #Vesselam

    1|0
    0|0
Yükleniyor...