Yalnız değiliz, değil mi?

Bir ayağı yamuk olduğundan sallanan sandalyesinde hayatın hep aynı yönde ki sallantılarından yorulmuş ve onun kadar yanmaktan yorulmuş bir puroyu çekerken, içinde yeni doğan bir dolun ay barındıran penceresindeki manzarasıyla pencerenin yanında bulunan raf üzerinde iki yıl önce yaptığı heykeli kıyaslıyor. Ayın gök yüzündeki hakimiyetinin yanı sıra tek oluşu mu yoksa yaptığı bir heykelin yüreğindeki hakimiyeti üzerine yazdığı sayfalar mı onun yalnız olduğunu daha iyi betimler? Bir ara gözleri heykelde sabitleniyor. İçindeki duygular aç bir köpek olmuş kalbini dişliyor. Derin bir nefes çekiyor purosundan zehirlemek için köpeği, ama nafile. Ciğerlerinin derinlerinden çıkan duman bir anda heykelle olan temasını kesince kendine gelip tekrar devam ediyor yazmaya, heykeli canlandırmaya. Olmayan kızını büyütüyor kağıtlarda, anlaşılan yeni bir heykele daha girişecek. “Zaten nedir ki bir kadına sahip olmanın amacı, zeki bir kadına?” sorusuyla basitleştiriyor sahip olamadıklarını. Ama kandıramıyor bu kemikle yüreğindeki köpeği. Kan dolu sıcak yüreğin tadını almış bir kere. Hem de bir heykele aşık yalnız bir kalp. Heykele dalıyor yine. İçinden “Sen bu yazdıklarımla canlanamadan ben bu köpeğe yenilirsem… işte bundan korkarım” diye geçiriyor. Derin bir nefes daha çekiyor purosundan. Tekrar masadaki kızına dönüyor sonra. Annesine benzeyen güzel kızına…

Hadi bir kemik atalım köpeğe; Yalnız değiliz değil mi?


0|0
1|0

Kızlar Ne Diyor 1

  • Bu ne kısa bir hikaye 😃

    0|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 0

Erkekler görüş yazmamış.

Yükleniyor...