Üç yıldır işe gitmek istiyorum fakat olmuyor... ne yapmalıyım?

arkadaslar ben 19 yasımdayım kendımı bıldım bılelı özguvenım yok annemı bir yıl önce kaybettım bunun oncesınde annemla babam bosanmıslardı 4 yıldır snra smddıde babam akcıger kanserı ve evde zamanında cok kavga vardı ben hayata tutunmak sadece çalışmak emegımle kımseye muhtac olmak ıstemıyorum fakat artık o kadar gucsusum kı smdıye kadar girdgim iş kalmadı yapamamdım hep bı mutsuzluk umutsuzlk içindeyım buyuzden ne yapsam mutlu olamyorum psıkıyatrıye gttım fakat ilaç kullanmk ıstemıyorum yasım genc ben ne yapacagım hıc bılmıyorum mutlu olmadan umutlu olmadan ne yapsam keyıf alamıyorum sızce bu nasıl duzeltılır ya da artık hayatıma ne yönde devam etmelıyım cok caresızım ufakda olsa bı umut ışığım olsun ıstıyorum yorumlarınızı beklıyorummm?


0|0
0|3

Erkekler Ne Diyor 3

  • Alışmak… Her yeni başlayan günün sürpriz getirilerinde amaçsızca kaybolmaktır, alışmak. Başka bir deyişle, insana verilmiş en büyük gücü ve güçsüzlüğü temsil eden bir paradokstur. Öyle ya da böyle alışmak, insanların hayat dehlizlerinde yol alma sürecinde, vazgeçilmezliğin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir, zamanla.
    Alışmak, insana verilmiş en büyük güçsüzlüktür; çünkü hayatın getirilerini ayıklamaksızın olduğu gibi kabul etmeyi öğrendiğinden beri insan, süregelen yıllar boyunca çaresizliğin pençelerinden kendini sıyırmayı başaramamıştır. O yüzden birbirinden çok da farklı olmayan hayatlar, klasikleşen yargılarla yoğrulup tükenerek son bulmuştur ve de hala da bulmaktadır, değişmeksizin. Kaybetmeye alışmış, mutsuzluğa alışmış, sevgisizliğe alışmış, değersizliğe alışmış, özgürsüzlüğe alışmış, ezilmeye alışmış, monotonluğa ve dahasına alışmış insan, etrafındaki farkındalıkları fark edemeyecek kadar alışmaya alışmıştır, artık. Alışmak denizinde rotasını kaybeden insanın, kendinden başkalarını görmesi ne kadar mümkündür, bakan kör gözleriyle? İmkânsızlığa işaret eden bu durum, yaşanılamayan hayatların da net bir göstergesidir, aynı zamanda. Öyle ki, farkında olamadığımız küçük farkındalıkları hayat döngüsünün dışına çıkardığımızda, anlamlılığın sembolü olarak ne kalır ki elimizde, hiçlikten başka?
    Ne kadar hızlı geçtiğini bile anlayamadığımız hayatlarımız tükenmeye yüz tutmuşken, alışmaktan bir türlü fark etmeye fırsat bulamadığımız farkındalıklardan dolayı hala, ya geçmişin soğuk sularında boğulmaya; ya da olmayan geleceğin anlamsız kaygılarında yok olmaya devam ediyoruz, ıskaladığımız “an”larda. Ne zamandan beri haberdarsınız; saçlarınızda beyaz tellerin artan sayısından, yüzünüzde oluşmaya başlayan kırışıklıklardan, yaşlanmanın bedeninizdeki göstergelerinden, ruhunuzda ki kapanmayan çatlakların sayısından, bedeninizin ve ruhunuzun doyurulmayı bekleyen ihtiyaçlarından? Devami geliyor

    0|0
    0|0
    • Eğer gerçek yanıtı vermek sizi gerçekten acıtıyorsa, artık üzerinize yapışan bu alışkanlık giysisini çıkartma zamanı çoktan gelmiştir, demek ki.
      Peki ya alışmak, en büyük güçlerden biri olmasaydı; hayat paradoksunda karşılaştığımız, olumsuzluğa işaret eden durumlarla (başarısızlık, ölüm, acı…) nasıl baş edebilirdik; üstelik de sahip olduğumuz materyalist yaklaşımlarla. Hayal edildiğinde böyle bir durum, ortaya çıkan tablo, kaosu betimleyen bir gösterge sanki. Acıların, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının, ölümlerin…Açtığı derin yaralar ilk günkü gibi kanamaya devam etseydi eğer, kan kaybından dolayı çoktan ölmüş olmaz mıydık; tükenmişliklerle? Umutsuzluğun ve karamsarlığın kucağına terkedilmiş, böylesine bir hayat, yaşanmayı değerli ve anlamlı kılar mıydı acaba? “Zaman her şeyin ilacıdır ” sözü hala en büyük tesellimiz olur muydu; umutsuzluk kuyusunun dibinde kaybolurken bulduğumuz kendimizde?

    • İşte alışmak öylesine büyük bir güç ki, güçsüzlük içinde bile, hayatın böylesi değersizliklerini, bir kez daha değerli ve yaşanmaya layık kılıyor.
      O halde ne alışmak batağına saplanmalı insan, ne de alışmaktan korkmalı. Arasındaki ince çizgide kalmayı başarabilmeli, başarabilmeli ki; hayat alıştıklarınız ve fark ettiklerinizle hala yaşanmayı hak ediyor olsun.
      Hayatı ıskalamamanız dileğiyle…

    • ben alıstım zaten sorun yokda hayata tutunamıyorum bı turlu dstege ıhtıyac duyuyorum hep..

  • bikere ii düşüneceksin umutsuz olmayacaksın bu 3 günlük dünyada o kadar dertli insan varki aklın durur sağlığın yerindeyse zaten birçok insandan ii durumdasın ve sen mutsuzum diyosum al sana mutluluğun formülü
    bu dünya 3 gün zaten 19 yaşına gelmişsin 1 gününü yemişsin diğer 2 günü de mutsuz karalar bağlayarak mı geçiriceksin hadi ordan kalk aç camı biraz oksijen al beynine oksijen gitsin daha 19 yaşında ne bu keder kederlenmek için vakit çok az unutma iki günün kaldı

    1|0
    0|0
  • Allah yardımcın olsun diyelim öncelikle ve başın sağolsun. Özgüveni kendinde bulamadığın sebepleri tek tek yaz ve o yazdklarını tek tek bitirmeye çalış.
    Bitirebilirsen özgüvenının tekrar eski halıne geldiğini göreceksin bir ara yapmıstım ben

    0|0
    0|0

Kızlar Ne Diyor 0

Kızlar görüş yazmamış.

Yükleniyor...