Nefret Ettiğimiz Hayatlar ve Kayıp Giden Yeteneklerimiz

Nefret Ettiğimiz Hayatlar ve Kayıp Giden Yeteneklerimiz

Öncelikle bu karamsar yazı sebebi ile özür dilerim ama analatacaklarım şu an yaşadığınız hayattan başka bir şey değil.

87 yılında Bulgaristan'da doğmuşum ben. 8 aylıkken konuşmaya başlamışım, 1 yaşında çok akıcı şekilde konuşabiliyor, şarkı söyleyebiliyor, babannemin öğrettiği 5-6 duayı ezbere okuyabiliyormuşum. Daha yürüyemeden 2 yaşında bir çocuktan iyi konuşuyormuşum. 4 yaşında Türkiye'ye, ana vatanıma geldim. Bulgaristan göçmenlerini konuşmalarından tanırsınız, benim konuşmamdan anlayamazsınız ama. Aslında bunun farkında olsa ailem, ilerleyen dönemlerde öğretmenlerim benim dil konusundaki yeteneğimi fark edip ona göre yönlendirilebilirdim, olmadı ama.

Kendimi anlatmış gibi oldum değil mi? Aslında hayır, kendim üzerinden sizi anlatıyorum.
5 yaşında başladım ben ilk okula. 1. sınıf resmimi göstersem sınıftaki en çelimsiz çocuk olarak beni hemen tanırsınız zaten. 27-28 yaş arasında bir fark göremezsiniz ama 5-6 yaş arasında çok fark vardır.

Neyse zaman ilerler. Hepimiz aynı dersleri gördük. Sanatsal bir zekaya sahip olan, bilimsel bir zekaya sahip olan, spora yeteneği olan, dil yeteneği olan, psikolojik olarak yeteneği olan... Farklı yeteneklerden milyonlarca insan aynı şeyleri öğrendi.
Okulu nasıl tanımlamışlardı biz küçükken hatırlar mısınız? Eğitim-Öğretim kurumu. Peki tanıma ne kadar uyumlu olarak gördük biz bunu?

Ana okulunda başladık hayata. Sonra birazcık büyüdük ve sokaklarda koşmak varken günde 6 derse girdik, yetmedi eve gidince de yüz tane ödevle uğraştık. Yaratıcılığımızı geliştirmek adına tek bir eylemde bulunmamıza izin verilmedi, okulda öğrendiğimiz bir çoğu gereksiz bilgilerin kölesi olduk. O kadar yüklenildi ki bize esas ufkumuzu açacak ve bize kültür sağlayacak kitapları okuyacak zamanımız bile kalmadı.

Söyler misiniz, okulda rehberlik hocasını orta sonda lise sınavları, lise sonda üniversite sınavları öncesi formları doldurmaya yardımcı olmak dışında gören var mı? Size herhangi bir test uygulayıp yeteneğinizi keşfetmek adına herhangi bir eylemde bulunuldu mu? Ben görmedim doğrusu.

Toplumun ailemiz, ailemizin bizim üzerimizde yaptığı baskılar sonucu hepimiz öğretmen, avukat, doktor, mühendis vb. olmak için bu dünyaya gelmiş yaratıklar olarak büyüdük. En verimli olabileceğimiz, hayal gücümüzün everestin tepelerinde dolaştığı yaşlarda evlerimize, dershanelere, okullara kapanıp yarış atı misali birbirini geçmeye çalışan, iyi bir gelecek için iyi meslekler seçebilmek üzerine iyi okullara girmeye adanmış bir çocukluktan bahsediyorum size.

Peki size hayali bir dünya yaratsam ve o dünyada Johann Pachelbel müzik ile uğraşmasa, Hagi futbol oynamasa, Michelangelo heykel ve resim ile uğraşmasa, Tesla fizik ile uğraşmasa, Michael Jordan basketbol oynamasa, Michael Jackson müzik ve dans ile uğraşmasa, Madam Curie kimya ile uğraşmasa, Ian Mckellen oyunculuk yapmasa...Binlerce insan yazılır buraya. Bunlar gibi binlercesi kaybolup gidiyor artık bu dünya düzeninde.

Sevmediğimiz işlerde çalışıyoruz. Hep bir gelecek beklentisi. Sabah işe gidiyoruz, akşam olsun eve gidelim diye bekliyoruz. Pazartesi günü haftasonunu bekliyoruz. Ayın başında ayın sonunu, maaş almayı bekliyoruz. Senenin başında sene sonunda olacak maaş artışını bekliyoruz. İşte bu sırada ömrümüz geçip gidiyor. Memurlar dışında ülkenin büyük kısmı asgari ücret ve ona çok yakın meblalarda, sevmediği işlerde çalışıyor.

Bir işi iyi yahut kötü yapan kıstaslar vardır. Dört tanedir.
Birincisi çalışma sebebimiz olan para.
İkincisi çalışma saatleri.
Üçünsü sosyal imkanları.
Dördüncü ve en önemlisi o işe karşı duyduğumuz tutku.
Üç kuruş paraya, berbat çalışma saatlerinde, sıfır sosyal imkan ile ve en kötüsü nefret ettiğimiz yeteneklerimizi kullanamadığımız devamlı saate bakarak gün geçsin diye beklediğimiz işlerde çalışıyoruz. İşte yeni dünya düzeni ve kayıp giden yeteneklerimiz burada.

Hepimiz robot gibiyiz. Bizden isteneni içerisine hiç bir katkımız olmadan sunuyoruz. Her şeyimizi başkaları planlıyor ve biz ona uygun yaşamak zorundayız. Yani bizim olan hayatı bize başkası yaşatıyor aslında, en istemediğimiz şekilde, başkalarının direktifleri ile. Ne kadar kötü değil mi? Hepimiz birer oyun karakteriyiz ve kontrollerimiz başkalarının elinde.

An itibarı ile 28 yaşındayım. 3 yıl önce 337 KD olarak askerden geldim. 3 senede 6 iş değiştirdim. Çünkü geleceği yok. Çünkü nefret ederek çalışıyorum. Çünkü rezil maaşlar alıyorum. Çünkü berbat çalışma saatlerinde çalışıyorum. Ve çalıştığım şirketlerin 4 tanesi herkesin ismini duyduğu dev firmalar. Şansımız gülerse yahut her şeyi boşverip tutkumuz olan şeyin peşinden gidersek fark yaratma imkanımız var. Lise stajım esnasında havalimanında birisi ile diyaloğum geçmişti. Adam yüksek makine mühendisi ama zorla okumuş. Müzik tutkusunu tercih edip otuz küsur yaşında mesleğini bırakıp müziğe veriyor tüm enerjisini. Bir sürü ünlü müzisyenin arkasında çalmış. İnanılmaz mutlu hayatından. Orada ilk defa kılıfından çıkarıp stratocaster aldım elime. 10 milyarlık alet, sanat harikası. O sanat zaten öyle bir sanat harikasından çıkar.
Radikal kararlar almak lazım bazen, ama hepimiz bu kadar cesur değil.

Son olarak belki kendimiz için bir şey yapamayacağız bir noktadan sonra ama lütfen çocuklarınızın sizin yaşadığınız hayatı yaşamamaları için ne gerekiyorsa yapın. Gözlemleyin. Kafanızda belli meslek kalıpları oturtup ona göre şekillendirmeyin onları. Neye yeteneği var, neyi seviyor, tutkusu ne. Bunları gözlemleyin ve destek olun. Herkes mühendis, doktor, kimyager bilmem ne haltsa olmak zorunda değil. Ressam olsun. Ses sanatçısı olsun. Tenisçi. Yüzücü olsun. Koşucu olsun. Müzisyen olsun. Neye yeteneği varsa ve hayatını nasıl mutlu yaşayacaksa o şekilde bir işi olsun. Çöpçülük isitiyorsa bırakın çöpçü olsun. Yeter ki mutlu olsun ama. Paranın satın alamayacağı şeyler hediye edin ona, güzel bir gelecek mesela.

Okuduğunuz için teşekkürler.


1|0
6|7

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 6

  • Güzel olmuş.

    0|0
    0|0
  • Çok teşekkürler eline sağlık. Çok duygulandım :') ben de hayatın o kurbanlarındanım. Ama hala vazgeçmedim :) kimse vazgeçmesin. Hiç bir şey için hiç bir zaman geç değil. Elimizden geleni yapalım başaramazsak da en azından "savaştım, elimden geleni yaptım, hiç bir pişmanlığım yok hayatdan" diye bilelim :')

    0|0
    0|0
  • Güzel bir bence teşekkürler gerçektennn

    0|0
    0|0
  • Emeğinize sğlık..

    0|1
    0|0
  • çok beğendim gerçekten elinize sağlık:)

    0|1
    0|0
    • Okuduğunuz için teşekkürler, beğenmenize sevindim.

  • Paylaşım için teşekkürler. Güzel bir yazı. Emeğinize sağlık.

    0|1
    0|0
    • Okuduğunuz için teşekkür ederim.

    • Rica ederim.

      Ben Bulgaristan doğumlu değilim, ama dedelerim göçmen. O yüzden yazı daha bir ilgimi çekti. Yüreğinize sağlık.

    • Okuyan sizlerin yüreğine sağlık. Çok teşekkür ederim.

Erkekler Ne Diyor 7

  • iyiydi teşekkürler.

    0|0
    0|0
  • Çok beğendim gerçekten.

    0|0
    0|0
  • tesekkürler paylaşım için

    0|1
    0|0
  • emege sayqi tesekkürler :)

    0|0
    0|0
  • Harika bir yazı olmuş, teşekkürler.

    0|1
    0|0
  • Yazı için teşekkürler, herkes biraz olsun değişebilseydi daha mutlu insanlar olabilirdik, ama biz sürekli üste çıkmak için diğerlerini ezdik,

    0|1
    0|0
  • güzel olmus elne saglk

    0|1
    0|0
Yükleniyor...