Bölüm-2 (Ara Bölüm) Sevişmenize İzin Veriyorum. Ancak…

Başlamadan önce

1. Bölüm

Evet sitede herkes BENCE’lerimin altında anayasa fırlatıp ansiklopedi kurtları alabildiğine didaktik bir şekilde takılıyorken ve gün geçmiyor ki yeni yeni başlıklarla İsviçreli bilim adamlarının bile incelemeyi akıl edemediği yeni yeni konularla ufkumuz göğün tavanına yaklaşmışken cuma cuma paylaşımıyla daha zihinleri parça ponçik edip iyiden iyiye bulandırarak ve henüz nokta koyarak bir türlü tamamlayamadığım Rockefeller Ailesi kadar birbirine bağlı ilk cümlenin sonlarına doğru yaklaşmanın verdiği anlamsız keyifle aramıza yeni katılan ya da daha önceden katılmış ancak beyin hücreleri halen aktif olan arkadaşların beyinlerini biraz daha uyuşturarak yazıya hazır hale getirmeye çalışıyorum ki yazıyı tamamlayıp bitirdiğimde en uzağa işemek yerine kıyada köşede kimsenin işemediği yerlere işediğim şimdiden bilinsin ki dünyanın en zevkli dört şeyinden dördüncüsünün tadı şimdiden kaçmasın diyerekten buraya kadar henüz ölmemiş olanlara kalan sağlar bizimdir diyerek yolumuza devam edelim diyorum ve karakter sınırlaması nedeniyle neredeyse karakter hakkimizi bir cümlede bitirmek istemediğim için artık her ne kadar konuya girmek istesem de bu ebesinin örekesi kadar birbirine bağlı cümlenin nereye kadar gidebileceğini, dahası kaç kişinin kafasının halen embole olmadan yazının sonunu getirebileceğinin merakı içindeyken aslında bu yazıya başlamadan önce aslında bir uyarı yazısı bile yazmak gibi bir niyetim olmadığını belirtmek isterim ki olayın artık tamamen kontrolden çıkmaya başlayıp, üzerine değinmek istediğim Belediye başkanının bana verdiği yetkiye dayanarak sevişmenize izin veriyorum. Ancak… başlıklı yazımın kinci bölümü olan birliktelikler ve sözleşme hükümlerine uyum konusuna bir türlü giriş yapamamış olmamanın verdiği gereksiz gerginliği tıpkı sevdiğine açılamayan utangaç sevgililere benzetebiliriz ya da tüm çabalarına rağmen açılsa da Gülen Gözler filminde asfalta tayyare indirmiş ama tıpkı bu sitede olduğu gibi bürokratik zamazingolar nedeniyle değeri anlaşılamamış ve iş bu nedenle sevdiğine bir türlü kavuşamayan inatçı ve bir o kadar istikrarlı Vecihi misali konunun etrafında dönüp duruyorum ki konu başladığı yerden vardığı yere baktığımızda Anadolu’nun bir köyünde kahvede sabah programı izleyen amca yerinde hissediyorum kendimi ve şu an konu Rio’nun varoşlarında samba yapan hanım ablamız kadar uzak bana ama işte ben sana diyorum ki bir sabah anne bir sabah, acını süpürmek için açtığında kapını o Latin güzeliyle dans ederken bulacaksın beni, aha da buraya yazıyorum adı başka sesi başka nice yaşıtım götünü devirmiş uyurken niye evlilikte önemli olan şeyin aslında bağlılık olduğunu ve sevdiğine yazıya başladığım ilk harften buraya kadar bağlaya bağlaya geldiğim ve bağlılık konusunda örneğin ebesini siktiğim bu mübağlalı girişe artık bir son verip karakter sınırının bana verdiği yetkiye dayanarak bir kişiye bağlanmanın neden resmi şekilde kayıt altına alınması gerektiği konusuna ve bunun faydalarına, gereksiz örnekler ve benzetmeler yaparak girmek istiyorum ki burada amacımın sosyolojik bir tespit ve aslında hemen herkesin bildiği ya da en azından Google hazretlerinin bile fikir sahibi olduğu hülasa internetten bulacağımız noktaların derlemesi değil de tamamen kanun hükmündeki kararnamelerin ve dahi dini direktiflerin kendi mental süzgecimden geçirdikten sonra özgül ağırlığı nedeniyle üstte kalan süpernatan kısmının yansıması olduğunu hatırlamak isterim zira cümleyi halen bitirip konuya giriş yapamamış olmanın verdiği gerginlik git gide artarken bir taraftan da acaba diyorum cümleyi hiç nihayetlendirmeden başladığım gibi bitirmek nasıl bir duygu olurdu acaba ki daha önceki benzer denemelerimden edindiğim tecrübeye göre bir süre sonra okurların beyin ambole olması ve daha önemlisi sigara molasına çıkan arkadaşlar bir daha geri dönmemesi sebebiyle artık cümleyi nihayetlendiremediğimi itiraf etmek istiyorum ve ne bileyim elektrik kesilsin filan diye dua ediyorum yazmayı başka türlü nihayetlendiremeyeceğim bildiğimden ya da olmadı diyorum bari telefon çalsa da düşünceler dağılsa ve bir daha toparlayamayıp cümleyi nihayetlendireyim istiyorum ancak daha önce dediğim gibi artık olay benim bile kontrolümden çıktığı için üçe kadar sayalım ama yüzden geriye doğru sayalım yani yüz, doksan dokuz, doksan sekiz diye gidelim zira ben ancak hızımı kesebilirim ve bu hızla yazmaya devam ederken birden bire durmak bünyede birden bire suyun yüzeyine çıkan dalgıçların yediği vurgundan farksız olacaktır benim için yani yoksunluk sendromuna girmekten korkuyorum cümleyi bitirdiğimde başıma geleceklerden korkuyorum, depresyona girmekten endişe ediyor bir daha yazamayacağım endişesi kaplarken bünyeyi artık içine ettiğim konuyu başka bir başlıkta değerlendirmek istediğim için üç diyerek atlıyorum, herkes kendini kurtarsın.

Üç…


0|1
13|5

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 13

Erkekler Ne Diyor 5

  • güzel

    0|0
    0|0
  • Güzel paylaşım

    0|1
    0|0
  • teşekkürler.

    0|0
    0|0
  • Güzeldi tesekkürler..:)

    0|0
    0|0
  • Usta sen naptin ya kayış yaktim amk!!! Hay o okuduğum sorunun benzer sorularının amk!!! Nerden çıktı bu görüş karşıma bu secenek karşıma? :) :) :) :) :) :) :) :) :)

    0|0
    0|0
    • Arkadaşım bu tip yazılarım için "fikir ishali" olmuşsun diyor.

      Adam haklı olabilir.

Yükleniyor...