Kadın-Erkek İlişkilerinde Sistematik Gerçekler Röportajı - 7

7. Bölümle devam :)

Soran : Tabii tüm bunların yanında, kişinin kendisine, kadınlara ve
hayata bakışını düzeltmesi ve adım adım kendini geliştirmesi
gerek.

Alper T. : Elbette, Çekicilik Faktöründe aktardıkların kelimesi kelimesine geçerli. Burada ne olacağına dair bir fikir vermek dışında bir amacımız yok. Gerçekten nasıl davranman gerektiğini öğrenmeden ve çaba harcamadan kazanamazsın.

Soran : Vurgulamak istediğini şu şekilde özetleyebiliriz sanırım: Bir erkeğin duruşu ve hareketleri, onun kadınlara verdiği en önemli mesajlardır.

Alper T. : Harika... Kesinlikle söylemek istediğim bu. Tüm o yoğun mesaj akışında en başta ve en önemli olarak duruşumuzu ve davranış tarzımızı düzeltmeliyiz. Bu güzel bir cümle söylemekten bin kat daha etkili. Ne yazık ki, senin de sık sık vurguladığın gibi, özellikle Türk erkeklerinin kafası, görünüşleri ve bedenleri ile verdikleri mesajların önemine bir türlü basmıyor. Bu faktörleri düzeltmeden kadınların yanına bile yaklaşmak hata. Düşünsene, görüntünle beden dilin “ben beş para etmem” diye haykırırken, hoşlandığın bayana gidip “benimle takılır mısın?” diye soruyorsun. İki mesajın toplamının “beş para etmez erkeklerle takılmak ilgini çeker mi?” olduğunun farkında mısın? Kendisine saygısı olan bir kadın için cevap açık: “Tabii ki hayır.” Ancak kendisine saygısı olmayan, iyi şeyleri hak ettiğine inanmayan, “beş para etmez” bir erkekle yetinmesi gerektiğini düşünen bir kadınla şansın
olabilir, tabii onu da sen istemezsin.

Soran : Bu durumda sadece görünüşünü düzeltip “Çekicilik Faktörü”nü uygulayan birinin önemli bir avantaj yakaladığını söylemek gerek.

Alper T. : Kimse kapağı berbat, yazıları kaymış bir kitabı okumak
istemez. İçinde ne olduğunu bile öğrenmeye çalışmadan o kitabı geçer ve güzel kapaklı kitaplarla ilgilenirsin. Manavda çamur içindeki sebzeleri almazsın, ne kadar sağlıklı ve besleyici oldukları kimin umrunda. Kendini sunmayı bilmiyorsan, alıcı bekleme.

Soran : Bu konuyu daha fazla vurgulamakla zaman kaybetmeyelim. Her fırsatta altını çizdiğim bir konu bu. Şimdi istersen kadınlarla iletişimde kullanılacak malzemelerden bahsedelim. Kolayca kullanılabilecek ve işe yarar tüyolar iyi olur.

Alper T. : Aslında senin “Kızlarla Konuşma Kılavuzu”nda anlattığın aynalama konusu var.

Soran : “Maymun ve Papağan”ı kastediyorsun. Kitapta çok detaya
girmekten kaçındım, çünkü orada amacım sadece konuşma meselesini tam olarak çözecek kısımları aktarmaktı. Burada konuyu biraz daha açabiliriz.

Alper T. : Araştırmalar benzer şekilde davranan insanların birbirinden
hoşlandıklarını ortaya koyuyor. Birbirinden hoşlanan ve bir birlikte zaman geçiren insanların davranışlarının ve görüntülerinin birbirininkilere benzemeye başlaması gibi, tipleri ve tarzları paralel kişiler daha kolay kaynaşıyorlar. Bu
uzun süredir bilinen, farklı çalışma ve gözlemlerle defalarca kanıtlanmış bir gerçek. Bu kural, benzer bir sosyokültürel ortamdan geldiğim kişilerle daha iyi anlaşacağım temelinden kaynaklanıyor. Bana benzer hayat görüşü olan, benim gibi hisseden kişilerle yakınlaşmak isterim. Taban tabana zıt bir kültürün insanıyla iletişim kurmakta bile zorlanırım, birbirimizi anlamamız neredeyse imkansızdır. Ortak hiçbir ilgi alanın olmayan biri ile zaman geçirmek dayanılmaz bir şey. Bununla birlikte, “benzeşme” kuralının yanında bir de “tamamlama” kuralı var. Birbirini tamamlayan kişiler birlikte olmaktan memnun oluyorlar. Yani eksikliğini hissedip de ihtiyaç duyduklarını veren kişinin peşinden gidersin demek bu. “İkili ilişkilerde kimya” konusu bu. Kimyada da benzer özelliklerde olanlar birbirlerini çözerler. Su bazlı bir maddeyi suyla inceltir ve temizlersin. Yağlı bir madde suda çözülmez,
yağda çözülür. Alkollü bir madde alkolle temizlenir ya da inceltilir. Benzer insanlar da birbirlerini çözerler ve karşılıklı olarak birbirlerinin açılmasını
sağlarlar. Biribirini tamamlama meselesi ise, atomlarım molekül oluşturmak için bir araya gelmesine benzer. Fazla elektronu olan bir atom, bir elektrona ihtiyaç duyan diğer bir atomla bağ kurar. İki elektronu eksik olan bir atom ise, kendisine iki elektron verebilecek bir atom arar durur tamamlanmak için. Bu iki kural zıtmış gibi görünüyor. İlki benzer olanların, ikincisi ise farklı olanların birlikteliğini açıklıyor gibi, ama aslında durum tam olarak öyle değil. İnsanların birbirlerini tamamlıyor olmaları, zıt kişiliklere sahip oldukları anlamına gelmiyor. Bunu “ihtiyacını karşılama” olarak ele almak gerek. Eğer konuşmaya çok ihtiyacım varsa, konuşmaya ihtiyacı olan değil, dinlemeyi bilen birine ihtiyaç duyuyorum demektir. Eğer hayatımı düzene koymaya ihtiyacım varsa, hayatı düzensiz biri değil, hayatımı düzene koymakta bana yararı
dokunacak biri beni çeker. Bazı konularda katı kurallarım varsa, o konularda kendi kurallarını bana dayatan birini çekemem, esnek olup bana uyabilecek birine ihtiyacım vardır. İhtiyaç duyduğum şeyleri karşılayacak kişi, benim eksiklik hissettiğim özelliklere sahip olabilir, ama beni çeken özellikler benim değer verdiğim, önemsediğim özelliklerdir.

Soran : “Çekicilik Konumuz”daki Holywood tarzı kızlarda olduğu gibi. Ünlü ve
zengin olmayabilirler, ama ünlü ve zengin kişilerin hayatını yaşamaya isteklidirler ve sen onlara bu hayatı sunarsan peşinden her yere gelirler. Farklı tarzdaki bir kıza ise bu yaklaşım hiç de çekici gelmeyebilir.

Alper T. : Ben bu iki kuralı birleştirmek için “ideal ben”den yararlanıyorum.
Olduğum ve olmak istediğiklerimin toplamı “ideal ben”dir ve aslında içimde onu
taşırım, sadece tam olarak ortaya çıkamamasına neden olan bazı engeller vardır. Daha özgür bir “ideal ben”i ortaya koymamı engelleyen sosyal baskı mekanizması gibi. Bu engellerden bir şekilde kurtulsam, “ideal ben” gerçek ben
olurdu.

Soran: Böylece sahip olduğun özelliklerle sahip olmayı istediğin özellikleri birleştiriyorsun. Bu senin kendinle tamamen tutarlı halin.

Alper T. : Bunu karşımdaki kadını kavramak için kullanacağım. İlgilendiğim kadın tarzı ve davranışları ile bana sadece ‘olduğu kişi’yi değil, ‘olmak istediği kişi’yi de gösteriyor. Onun mevcut kişiliğiyle uyum göstererek kişiliğini onaylamam ve olmak istediği kişi olma yolunda yardımcı olacağımı ona fark ettirmem gerek. Eğer bunları yapamayacaksam, zaten benim için yanlış kişi demektir. Kişiliğini benimsemiyorsam ve ona katacaklarım ilgisini çekmiyorsa, iki tarafın da kaybedeceği bir ilişkiye başlamak için onu kandırmaya çalışmam aptalca olmaz mı?

Soran : Elbette olur . “Ona ne dersem beni kabul eder” yerine “benim için doğru kişi mi” sorusuna cevap aramak gerek.

Alper T. : Bunun için de iyi bir gözlemci olmak gerek. Nelerden hoşlanır, nasıl bir tarzı var, zayıf yönleri nelerdir, nelere ihtiyaç duyar? Tüm bunları anlayabilmek için açık bir algıya ihtiyaç var. Kontrolsüzce “ona ne demeliyim?” diye düşünmekten kendini alamayan, “böyle davranmasının anlamı nedir?” diye
düşünüp duran birinin kafası karışıktır, algısı açık değildir. Aynı denizin ortasında su yutan kişi gibi, paniklerse daha fazla su yutup boğulacak. Kurtulmak istiyorsa sakin olmayı ve adım adım kontrolü ele almayı öğrenmeli. Dikkatli bir gözlemle hoşlandığın bayanın özelliklerini ve ihtiyaçlarını anladıkça, onun için ideal olacak erkeği zihninde canlandırabilirsin. Eğer ideal tipin seninle ortak yönleri çoğunluktaysa, bu yönlerini sergilemeye başlama zamanın geldi demektir. Sahip olmadığın özellikleri taklit etmeye çalışmak ya da dikkati farklı olduğunuz taraflara çekmek yakınlaşmanızı engelleyecektir. Zaten sahip olduğun ve onun ilgisini çeken özelliklerini fark etmesini istiyorsun. Eğer onun ideal erkeğinin sahip olduğu özellikler sana uzaksa, güzel bir şeyler yaşama şansınız yok demektir. “Tek gecelik bir ilişki bana yeter” diyorsan, bu kadar zahmete girmene gerek yok: Bir bara git ve çevreye bakınıp duran bir kadına niyetini belli et yeter. Bu çok daha kolay.

Soran : Kadınların karakterlerini anlama konusunda biraz daha ipucu verir misin? Kişilik parametrelerini kastediyorum. İnsanların nereye bakacakları konusunda bir fikirleri olsun.

Alper T. : Tamam, nasıl istersen. Tabii başlamadan önce bunun sadece
bir yaklaşım olduğunu, bu tarz sınıflandırmaların insanları kalıba sokmak için kullanılmaması gerektiğini söylemeliyiz. Sınıflandırmalar sadece karmaşık yapıları daha basit şekilde ele almamızı sağlar, ama insanlar bu sınıflandırmalardan ibaret değildir. İnsanları sınıflandırmada kullanılan en ilginç parametrelerden biri, dünyayı algılarken hangi duyularını baskın olarak
kullandıkları. Beş duyudan ikisi, koklama ve tat alma, insanlarda hayvanlardaki kadar gelişmiş değil, dolayısıyla insanlar dış dünyayı algılarken daha çok görme, işitme ve dokunma duyularına ağırlık veriyorlar. Kişi bu üç duyudan
birine diğerlerinden daha fazla önem veriyorsa, kişiliği de
buna göre farklılıklar gösterebiliyor. Görüntüleri ön planda tutan biri, iletişim kurarken kelimelerden çok beden diline önem verir. Çevresindekilerin nasıl giyindiği ile ilgilenir. Kendisi de, rahatsız bile olsa, üzerinde iyi görüneni giymeyi tercih eder. Evin dekorasyonu ve manzarası önemlidir onun için. Görsel malzemeler yardımıyla öğrenir. Detaylardan sıkılır, geneli görmekle
ilgilenir. Konuşurken göz teması kurmaya ihtiyacı vardır, bu yüzden telefonda uzun uzun konuşmaktan sıkılır. Ona sevdiğini söylemen bir şey ifade etmez, ‘göstermen’ gerekir. Çevresini algılamada sesleri ön planda tutan biri, rahatsız
edici seslere karşı duyarlıdır. Beden dilinden çok ses tonu ve kelimeler önemlidir onun için. Uzun uzun sohbet etmeyi sever, yüzyüze ya da telefonda. Dinleyerek ya da okuyarak daha kolay öğrenir. Detaylarla ilgilenmeye ve hesap işlerine yatkın olabilir. Ona söylediklerini kolay kolay unutmaz. Ona sevdiğini göstermen bir şey ifade etmez, sık sık söylemen gerekir. Bazılarıysa çevrelerini algılarken dokunma duyusunu ve duyguları ön planda tutarlar. Onlar için nasıl hissettikleri önemlidir. Bir kıyafetin nasıl göründüğünü önemsemezler, rahat olsun yeter. İnsanlarla sıcak ilişkiler kurmak isterler. İletişimlerinde duyguları vurgularlar ve fiziksel temastan yararlanırlar. Öğrenmek için uygulamaya ihtiyaç duyarlar. Psikolojik ya da fiziksel sıkıntıya gelemezler. Sevgilerini
okşama ve sarılma yoluyla ifade ederler. Bir insan bu kişilik özelliklerinden birine sahip olacak diye bir şey yok, bunların farklı kombinasyonları da mümkün. Eğer ilgilendiğin kişi bu tanımlardan birine tam oturuyorsa işin kolay tabii. Bir uzman bu parametreleri çok daha detaylı inceler, ama burada o derinliğe giremeyiz. Önemli olan karşındaki kişinin karakter yapısına karşı hassas olman ve onunla nasıl daha iyi bir iletişim kurabileceğini fark etmen.

Başka kişilik parametreleri de var. Örneğin, bazı insanlar hayatlarının her alanında güzel hedeflere doğru gitmeye meyilliyken, bazıları sıkıntılı durumdan kurtulmaya çalışıp duruyorlar. İlk grup, bir şeyi başarmanın vereceği duyguların peşinde. Sınavlara iyi notlar almak için çalışıyor. Kendisine bir ödül
vadedildiğinde motive oluyor. Olumlu sonuçlarla ilgileniyor. Onunla olumsuz düşüncelerini paylaşırsan aklı karışır ve rahatsız olur. Onlara yaklaşımında güzel hedeflerden bahsetmelisin.

Diğer grup, bir şeyi başaramamanın vereceği duygulardan kaçmaya çalışıyor. Sınavlara sadece sınavdan kalmamak için çalışıyor, o da son dakikada. Tehdit edildiğinde, cezadan kurtulmak için harekete geçiyor. Olumsuz ihtimallere odaklı. Olumlu şeyler onun ilgisini çekmiyor, günü kurtarma derdinde. Harekete geçmesini istiyorsan, aksi taktirde başına gelecekleri fark etmesini sağlamalısın.

Soran : Gene insanların illa bu iki gruptan birinde olmaları gerekmediğini, bu iki kutbun arasında da yer alabileceklerini belirtmekte yarar var. Peki, özellikle insan ilişkilerinde önemli olan diğer kişilik parametreleri neler?

Alper T. : Bazı insanlar etkenler, ya da diğer bir deyişle aktifler, istediklerinde harekete geçerek çevrelerini etkileyebiliyorlar. Harekete geçmek için başkalarını beklemiyorlar, ön plana çıkmaktan çekinmiyorlar. Onları bastırmaya çalışırsan ters düşersin, denge kurmayı hedeflemelisin. Bazı insanlarsa edilgenler, başkalarının yaptıkları etkiye tepki vermekten öteye gitmiyorlar. Daha pasifler ve ön plana çıkmaktan hoşlanmıyorlar. Onları yönlendirmenden hoşnut olurlar. Baskı kurmaya kalkarsan önce seslerini çıkarmasalar da bir süre sonra patlayabilirler.

Soran : Hoşlandığımız kişinin kişilik yapısını anlayabilirsek, güzel bir birliktelik yaşayıp yaşayamayacağımızı da daha en baştan görebiliriz. Böylece umutsuz bir ilişki için zaman kaybetmeyiz.

Alper T. : Bir diğer parametre uyumlulukla ilgili. Bazı insanlar uyumlu olmaya meyilli. Çevrelerindeki insanların görüşlerine katılıyorlar ve ortaya zıt fikirler koymuyorlar. Bu kişiler genelde nesnelerin benzerliklerini fark ediyorlar, eskisine benzer olanları tercih ediyorlar. Birini başkasına benzetmeye eğilimleri daha yüksek. Onlarla geçinmek için uyumlu ol yeter. Bazı insanlarsa daha uyumsuzlar. Kötü anlamda düşünme, sadece her görüşe karşı bir görüş geliştirmeye alışıklar. Her fikre kafa sallamak yerine zıt fikirlerle ortaya çıkıyorlar. Farklı olanı yakalamakta usta olabiliyorlar, farklı olanı tercih edebiliyorlar. Onların karşıt fikirlerine saygı gösterir ve değişkenliklerine ayak uydurabilirsen sorun yaşamazsın. Böyle birinin kendi iç dünyasında da sürekli zıt fikirlerle boğuştuğunu aklından çıkarma. Aslında amacı kavga çıkarmak değil, doğruyu bumak. Son olarak kuralcılıktan bahsedelim. Bazı insanlar adım adım takip edebilecekleri kurallar olduğunda rahatlar. Önce ne
yapılacağını, sonra ne yapılacağını bilmeye ihtiyaçları var. Adımlar net olmazsa bocalarlar. İnsiyatif almak istemezler. Onlara yapılacakları net olarak anlatmalısın. Bazı insanlarsa kurallardan hoşlanmaz. Bu kişiler seçeneklerinde özgür olmak isterler, kurallar ve adımlar onları boğar. Her durumda kendi kararlarını uygulamaya ve insiyatif kullanmaya isteklidirler. Onlarla iyi geçinmek istiyorsan hareket özgürlüğü vermelisin. Bu kişilik parametrelerine kadın-erkek farklılıklarından bahsederken değindiğimiz kişilik özelliklerini de ekleyebiliriz. İnsanlarla ya da nesne ve sistemlerle ilgilenmek gibi. Bazı
insanlarda biri, bazılarında da diğeri ön plana çıkabilir.Önemli olan, kişinin karakterini anlamaya istekli olmak ve algılarını açık tutarak davranışlarına
ve söylediklerine dikkat etmek. Böylece onunla en iyi nasıl iletişim kurabileceğini, nasıl davranırsan nasıl tepki alacağını görebilirsin. Onun
anlayacağı dilden konuşmayı böylece başarabilirsin. Genel kuralın benzer kişilerin birbirlerine yakınlaştığı olduğunu unutmamalısın tabii.

Son bölüme geçiyoruz. Bitiyor :)


0|0
4|5

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 4

  • Elinize sağlık :))

    0|0
    0|0
  • Teşekkürler çok güzel bir bence serisi olmuş :)

    0|0
    0|0
  • gzeldi

    0|0
    0|0
  • Uğraş vermişsiniz. Okudum. Emeğinize sağlık.

    0|0
    0|0
    • Değer verip okuduğunuz yorum yazdığınız için ben teşekkür ederim.

Erkekler Ne Diyor 5

  • Teşekkürler.

    0|0
    0|0
  • Güzel olmuş bence..

    0|0
    0|0
  • Güzel paylaşım

    0|0
    0|0
  • şahane.

    0|0
    0|0
  • Okumadım. Biri özet geçsin

    0|0
    0|0
Yükleniyor...