Ne Kadar Da Zormuş, Yaşamayı Bilmeden Yaşamaya Çalışmak!

Ne kadar da zormuş yasamak... Yaşayabilmek...

Hepimiz çeşitli zorlu yolculuklardan geçerek belirli yaşlara geliyoruz. Sahiden gelebiliyor muyuz sence? Bence kesinlikle hayır...

Hayatımızda nefes alıp verişimizden bile rahatsızlık duyacak insanlarla karşılaşabiliriz zaman zaman. Ben çok erken karşılaştım...

Ermeniyim ben, babam ermeni annemse italyan... Anneciğim, biricik babam, benden iki yaş büyük olan ablam ve ben. Misil misil uyuyorduk o gece, babam her zaman ki gibi horluyor, bense mizmızlanıp ağlıyordum belki de...

Yıl 1999. 17 Ağustos gecesi

O gece benim hayatım ellerimden alındı. Bu satırları yazarken de olduğu gibi, o gece de çok ağlamışım. İki yaşımdayım o zaman, ama şu an çok şey hatırlıyorum o geceye dair.

Annemin çığlıkları yankılanıyor kulaklarımda hep mesela, babamın eşini ve evlatlarını kurtarma çabası geliyor aklıma. Ablam cenin pozisyonunda yer yatağında uyurken gözlerimin önüne geliyor mesela.

Ben mi ne yapıyordum? Ben uyuyormuşum. Hayatımı ellerimden aldılar demiştim...

Ben o gecesi her şeyimi kaybetmişim, tabi o zamanlar haberim yok bundan. şu an daha da iyi anlıyorum...

Keşke ben de uyanamasaydım o gece" diyorum bazen kendi kendime... Ağlıyorum çok ağlıyorum, ama ne fayda?

Şu an ondokuz yaşımdayım. O geceden sonra iki yıl çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Ardından iki kız çocuğa sahip bir aile sahipleniyor beni. Onsekiz yaşıma kadar onlarla yaşadım. Ama nasıl yaşadım?

Derslerim pek iyi değildi. Hep mektup yazardım şu an cennette olduklarına inandığım gerçek aileme. Oyun oynamak için sokağa çıkıyorum zannederlerdi beni sahiplenen ailem. Ama ben harabe bir evin içinde dizlerimin üstüne oturup bir pet şişe suyla saatlerce orada kalırdım. Sayfalarca mektup yazardım hep, hala da yazıyorum. Yazmaya da devam edeceğim daima...

Tembelliğimden dolayı evde hep dışlanırdım. Evin diğer çocukları çok çalışkanlardı çünkü. Benim de durumum vasat değildi aslında ama onların dersleri çok iyiydi...

Sonra genç oldum ondört onbeş yaşlarında akrabalar ve çevrede çok sevilen bir çocuk olmaya başladım. Bu sefer de daha çok kısıtladı ailem beni. Daha çok bunalttılar. Belki tembeldim ama girişkendim... Hoşgörülüydüm... Tertemizdim... Dürüsttüm... Onlar hariç herkes tarafından sevilen bir insandım...

Hiç susmadım

Onların her söylediklerine he" demedim diye sevilmedim belki ailem tarafından... Sonra bu sıkıntıların içinde ben mimarlık kazandım... şu an ikinci sınıfa geçtim. Nasıl oldu da kazandım ben de bilmiyorum inan bana. Ama oldu işte...

Bir sabah uyandım, evde tartışma var... Hakaretler havada uçuşuyor, bağırışlar hiç dinmiyor... Belki rüyadır diye kapadım gözlerimi. Sonra beni sahiplenen babam dikildi karşıma... Onsekiz yaşıma daha girmedim o zaman.

"Sen insan değilsin! Ecnebi ermeni! Soysuz köpek seni! Hayvan, şerefsiz!.." hakaretler üst üste. Ne olduğuna şaşırdım duraksadım bir aniden. Tüm bunların sebebi, gece kendime yaptığım haşlanmış yumurtayı yiyemeden uyuya kaldığım için yumurtanın sıcaktan bozulmasıymış meğer. Hiç konuşmadım iki ay boyunca evdeki kimseyle. İki ay sonra onsekizime girmiştim artık. Ve o gecesi evden ayrıldım. Başka bir şehire gittim ve büyük bir cafede tezgahtar olarak ise başladım. İşverenler çok iyi insanlardı... Cafenin çalışanları için güzel bir sitede lojman da vardı. En azından bir süre kira derdi olmadan yaşayabildim. Yaklaşık bir yılı aşkın süredir orada çalışıyorum, ama şu an kendi evimize çıktık bir arkadaşımla ve çok rahatım... Evin duvarlarına mektuplarımı yapıştırdım. Ev sahibi görmüyor o odayı iyi ki... :)

99 yılı benim hayatımı aldı, ama daha fazlası bana yeni bir hayat sundu. O gece kaybettiğim ailemi çok özlüyorum... Keşke yanımda olsalardı, ama yoklar. Tanrıya olan tüm nefretim bu yüzdendir tamamen...

Uzun lafın kısası... Yaşamayı öğrenince ne kadar da kolaymış yaşamak...


0|0
1|1

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 1

  • 2ay

    Çok üzüldüm yaşadıklarına umarım bundan sonraki hayatında kolaylıklar içinde olur:)

    0|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 1

Yükleniyor...