Kadın-Erkek İlişkilerinde Sistematik Gerçekler Röportajı - 1

KADIN - ERKEK VE SİSTEMATİK GERÇEKLER

Okumaya başladığında senin de fark edeceğin gibi bu röportaj, konulara benim yazılarımdan daha derinlemesine giriyor ve bir taraftan pratikte kullanılacak tüyolar verirken, ağırlıklı olarak arka plandaki sistemin aydınlatılmasına odaklanıyor. Bu yapısı ile, tek başına bir erkeğin kişisel dönüşümünde atacağı adımları ortaya koymak gibi bir hedefi yok, halihazırda bu yolda adım atmaya başlamış bir kişinin büyük resmi görmeye başlamasını ve konuya hakim olmasını sağlamak amacını taşıyor.

Davranış Bilimi Uzmanı Alper T.'nin katkılarıyla..

Soran : Seninle ilk tanıştığım zamanlarda en çok ilgimi çeken şey her konuyu belirli bir sistematik oluşturarak ele almandı. Doğrusu seninle konuştuklarımızdan pek çok şey öğrendim, ama beni en çok etkileyen, sistematik bakışın geneli anlamamı ne kadar kolaylaştırdığını fark etmem oldu.

Alper T. : Evet, tüm o karmaşayla, insan davranışının tüm o uçsuz bucaksız keşmekeşiyle başa çıkmanın başka bir yolu olduğunu sanmıyorum. Yani “şunu yaparsam şu olur, böyle yaparsam ne olur”, ya da “istediğim sonucu almak için ne yapmalıyım” diye detaylarda boğulmak yerine, sistemin nasıl işlediğini kavramak çok daha etkili. Başlangıçta daha zor görünen bir konuda bile, bütünü görmeye başladığında her şey netleşiyor.

Soran : Ve olaylara sistematik baktığında tamamen yeni bir durumda neler olacağını da tahmin edebiliyorsun. Seninle sohbet ettiğimiz, beyin fırtınası yaptığımız zamanlar en çok hoşuma giden şey konuşmamızın ilham verici olması. Sonrasında her şeye farklı bir gözle bakmak ve yepyeni açılımlar yapmaya başladığımı görmek… Neyse, bu gün seninle kadın-erkek ilişkilerinden bahsedeceğiz. Bu çok heyecan verici ve tabii ki sen önce konuya sistematik bir giriş yapmayı tercih edeceksin, her zamanki gibi…

Alper T. : Tabii ki… Hatta kadın-erkek konularına girmeden önce sistematik yaklaşmanın ne olduğuna değinmeyi tercih ederim, ki bu da “sistematik yaklaşıma sistematik bir yaklaşım” oluyor sanırım.

Soran : Başlayalım öyleyse... Sözü sana bırakıyorum.

Alper T. : Öncelikle, konumuzun aslında davranış bilimi olduğunu
söylemeliyim. Kadın-erkek ilişkileri, davranış biliminin bir alt
kolu ve davranış bilimi de her bilim dalında olduğu gibi iki
kaynaktan besleniyor: Gözlemler ve teoriler. Bilimsel
yöntemde önce gözlemlerle bilgi toplarsın, sonra bu bilgilerib ir araya getirecek bir teori oluşturursun, sonra teorinideneysel çalışmalarla ve yeni gözlemlerle test edersin. Gerekli düzeltmeleri yapa yapa, gözlemlerinde gördüklerinle tam olarak örtüşecek bir açıklamaya ulaşmaya çalışırsın. Bu açıklama öyle bir yapıda olmalı ki, sana daha önce gözlemlemediğin durumlarda neler olacağını doğru tahmin etme fırsatı vermeli ve mümkünse bunu fazla zorlanmadan yapabilmeni sağlamalı.

Soran : Yani insan davranışı hakkında iyi bir açıklama şekline sahipsen, hayatında ilk kez karşılaştığın birine nasıl davranırsan sana nasıl tepki vereceğini biliyor olacaksın.

Alper T. : Tabii bu ideali. Gerçekte yanılma payın her zaman olabilir, ama hedef, elindeki açıklamanın her zaman her yerde herkes için tutarlı şekilde işe yarıyor olması.

Soran : Sence bu mümkün mü?

Alper T. : Yaklaşmak mümkün. Usta iletişimciler ve insan davranışı konusunu kavramış kişiler bunu büyük oranda başarabiliyorlar.

Soran : Ama benim gördüğüm kadarıyla kendini bu konuda yetkin kabul eden çoğu kişi, yanıldıklarında bile kendi bakış açılarını savunmakta ısrar ediyorlar.

Alper T. : Olaya biraz daha somut bakmamız gerekiyor sanırım. İnsan davranışı konusunda bir açıklamaya sahip olan kişi, diyelim ki “güçlü olan kazanır ve herkes güçlü olanın etkisi altındadır” diyor. Bu yaklaşım çoğu durumda geçerli olabilir, ama uyumlu ve anlayışlı insanlarla birlikte olmayı tercih eden kişilerin davranışını açıklayamaz. Bu durumda güçlü olanın tercih edileceğini iddia eden kişi, ya bu durumu görmezden gelir, ya bu gözlemin yanlış olduğunu savunur, ya kendi bakış açısıyla
açıklamaya çalışır, ya da açıklamasını bu durumu da kapsayacak şekilde revize etmeye çalışır. İlk üç yaklaşım, senin bahsettiğin tür insanların davranışı. Sonuncusu, yani açıklamasını revize etmek ise, aslında yapılması gereken.

Soran : Benim gördüğüm kadarıyla, belirli bir bakış açısında ısrar eden kişiler, o sonuca uzun gözlem ve öğrenme süreçlerinden geçerek gelmiyorlar. Genellikle tek bir durumdan çıkardıkları sonucu ya da birinden duydukları bir varsayımı her şeyi açıklamak için kullanmaya çalışıyorlar. Yani güçlü olanın kazandığı bir durumla karşı karşıya kalmış ve “güçlü olan kazanır” sonucuna varmış olabilir. Ya da kızları etkileyen erkeklerin gösterişli erkekler olduğuna inanan birini biliyorum, tüm teorisini gösterişli kıyafetler ve aksesuarlar üzerine oturtmuştu. Ama bu her zaman işe yaramıyor.

Alper T. : Bir de “kızlara eğlenceli şekilde sataşırsan senden hoşlanırlar” teoremi var.

Soran : Evet, onu uygulamaya çalıştığım yıllarda çevremdeki herkesi uzaklaştırdığımı fark etmiştim… Peki, sen her durumda işe yarayacak bir açıklamayı nasıl yaparsın? O açıklamaya nasıl ulaşırsın?

Alper T. : İnsan davranışını anlamak için benim tercih ettiğim yöntem, “ne”, “nasıl”, ve “neden” sorularını cevaplamaya çalışmaktır. “Ne” sorusu, doğrudan gözlemle elde edilen bilgileri içerir. Kendi gözlemlerim ve başkalarının yaptıkları davranış deneylerinde gözlemledikleri. İnsanlar belirli
durumlarda “ne” yapıyorlar? Baskı altında ne yapıyorlar, seçenekler karşısında ne yapıyorlar, iyi niyetli bir davranışa karşılık ne yapıyorlar, şaşırdıklarında ne yapıyorlar…

Soran : Biri ondan bir şey talep ettiğinde ne yapıyor, buna karşılık bir şey talep etmeden önce ona bir iyilik yapmışsan ne yapıyor gibi…

Alper T. : Ya da talepte bulunmanın nedenini açıkladıysan ne yapıyor gibi.

Soran : : Sonra?

Alper T. : Sonra “nasıl” sorusu devreye giriyor. “Nasıl”ı sorgulamadan, ezberci bir yaklaşımla, her farklı durum için insan davranışını inceleyerek “insanlar böyle olduğunda böyle yaparlar” diyebilirsin, ama mekanizmayı anlamadığın sürece şartlar değiştiğine davranışın nasıl değişeceğini kestirmen mümkün
değil. “Nasıl” sorusu, kişi o davranışı gösterirken aklından neler geçtiği, kendisini nasıl hissettiği ile ilgili. Yani o davranışı göstermesi sırasında arka planda nasıl bir mekanizma çalışıyor? Bu mekanizmayı anlamak için psikoloji ve nöroloji hakkındaki mevcut bilgilerimden yararlanıyorum.

Soran : Tabii başkalarının teorilerine takılıp kalmamak şartıyla.

Alper T. : Kesinlikle… Gözlemle teori uyuşmuyorsa teori yetersizdir. Psikoloji ve nörolojinin her dediği doğru olacak diye bir şey yok, hepsi insan yapısı ve yanlış olabilir. Gözlemimden eminsem, başkalarının ne dediği çok da önemli değil.

Soran: Bir örnek verebilir misin?

Alper T. : Örneğin, herkesin dilinde tanışma anındaki ilk üç saniye ya da ilk dört dakika lafları var. Bu ilk izlenimin önemi ve daha sonra asla değiştirilemeyeceğini vurgulayıp duruyorlar. Belirli bir bakış açısından onlara hak vermemek mümkün değil. Ama diğer yandan, gerçek hayatta gördüğümüz başka bir şey var.
İlk anda yoğun bir etkileşim yaşadığın ve ilk izleniminin inanılmaz olduğu kişiler aynı hızla hayatından çıkıp gidebiliyor. Başlarda gıcık olduğun biri ise yıllar içinde en yakın dostun olabiliyor.


0|0
4|6

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 4

  • Güzel bir paylaşım olmuş, eline sağlık

    0|0
    0|0
  • Teşekkürler bence için. Uğraşmışsınız :)

    0|0
    0|0
  • mükemmel br yazı olmuş

    0|0
    0|0
  • Güzel bir yazı dizisi. Teşekkürler.

    0|0
    0|0
    • Değer verip okuduğunuz yorum yazdığınız için ben teşekkür ederim.

    • Rica ederim. Benim için zevkti.

Erkekler Ne Diyor 6

Yükleniyor...