Hadi bir oyun oynayalım. Bu yazıyı okuduktan sonra kimsenin sizi rahatsız edemeyeceği bir yere geçin ve yukarı kaldırın başınızı. Ardından İsa’ya/Tanrı’ya/Allah’a/Ram’e/Buddha’ya/Ahura Mazda’ya veya hangi dine mensupsanız onun yaratıcısına/ kurucusuna, veya ateistseniz doğa’nın gücüne teşekkür edin.

“Şükür ki” deyin “Şükür ki insanım ve şükür ki düşünebiliyorum.

Ardından şu gelsin aklınıza, ama beni unutun o anda, bu yazıyı hiç okumadığınızı farz edin, aklınıza gelen sualin ise tesadüfen geldiğini.

“Peki ya niçin geldim ben dünyaya?”

Düşünün ardından. Belki on dakika, belki bir saat, belki bir gün, belki günlerce, belki aylarca, belki de yıllarca düşünün. Fakat düşünmeyi bu sorunun cevabını bulmadan asla ve asla bırakmayın. Çünkü bir nevi düşünmek için geldik dünyaya, aramak dünyaya amacımızı / benliğimizi/ yeteneklerimizi/ isteklerimizi ve arzularımızı…

Her şeyin bir amacı vardır bu hayatta, Rengimizin, ırkımızın, milliyetimizin, dinimizin, dilimizin, konumumuzun, doğum tarihimizin, burcumuzun ve daha aklımıza gelemeyecek yüzlerce, belki de binlerce özelliğimizin…

O an tabiat ana fısıldar kulağımıza “al” der “al ve kendi yolunu çiz, al ve benzersiz, özel bir kişilik yarat. Sen özelsin, Kimseciklere benzemezsin. Benzemeye çalışma sakın, işte o zaman sıradanlaşırsın.” Fakat yaşımız küçüktür o zaman. Anlayamayız neyden bahsettiğini, bilemeyiz hayatımıza başlı başına yön verecek kadar mühim bir meseleye değindiğini. Kurcalar aklımızı günlerce, en sonunda içinden çıkamayız, unutmaya karar veririz biz de. Başarılı da oluruz tabiî ki. Ve unuturuz tamamen.

Sıradanlığımız özerkliğini ilan eder o gün. Ardından bunu kutlamak için karışır kalabalığa. En sonunda görünmez olur milyonlarca kafanın arasında…

Fakat bazı doğuştan gelen bir şansa sahip olan kişilikler vardır ki tesadüfen keşfederler yeteneklerini. Mesela bir ilkokul çocuğunun kompozisyon ödevini bitirdikten sonra şöyle bir göz gezdirdiğinde dile ne kadar hâkim olduğunu fark etmesi gibi. Ailesi dahil bilemez bazen, O küçük ilkokul çocuğundan ileride Nobel ödüllü bir yazar çıkacağını…

Her zaman iyi bir olay olmak zorunda da değildir bu yetenekleri keşfetmek için. Örneğin şeker yediğini inkâr eden dört yaşındaki bir çocuğun annesinden “Tiyatro yapmayı bırak” tepkisini alması da yerleşebilir bilinçaltına. Bu gidişle iyi bir tiyatrocu olduğuna inandırabilir belki kendini. Ve kreşteki yılsonu gösterilerinde görev almak ister. Böylelikle yavaş yavaş gelişir yeteneği, ardından hemen bir tiyatro kursuna yazılabilir belki. Kim bilir, bir de bakmışsınız ki bu afacan büyümüş ve bir Oscar ödülüne sahip olmuş…

Bunlar şanslı şahıslardır tabiî ki, ve bir de şanslı olmayanlar var. Yani insanların çoğunluğu…

Peki ya biz şanslı olmayanlar olarak ne yapmalıyız sizce? Düşünmeliyiz elbette, beynimizi yakana kadar düşünmeliyiz. Daha önce de söylediğim gibi belki haftalar aylar ve hatta yıllar sürecek bu düşünme süresi. Fakat ne önemi var? En sonunda bulacaksak özümüzü, iz bırakacaksak dünyada düşünmek neye zarar? Ama bence gezerek düşünmeliyiz. Köyleri, ilçeleri, şehirleri, ülkeleri, kıtaları dolaşmalıyız. Kısacası dolaşmalıyız dünyayı, yeni insanlar, yeni kültürler tanımalıyız, yaşam ve hayat tarzlarını karşılaştırmalıyız ve sormalıyız, örneğin bir köye gitmişsek öncelikle “buranın en önemli insanı kim?” diye sormalıyız ve ardından hayat hikayesini dinlemeliyiz, daha sonra genişletmeliyiz soruyu “Peki ya bu ilçenin? Peki ya bu ilin? Peki ya bu ülkenin? Peki ya bu kıtanın? Peki ya dünyanın?” Sorular bitmez, ve cevaplarda…

Sormalıyız ve dinlemeliyiz, dinlemeliyiz ve dinletmeliyiz, bilgi almalıyız ve bilgi vermeliyiz… Okumalıyız da ayrıca, kendi benliğimizi bulabilmek için okumalıyız.Hikayeler yerleştirmeliyiz kafamıza, farklı hayatlar, farklı sorunlar ve elbette farklı çözüm yolları.Veya bir bilim adamının aştığı yollar. Kafamızda dolaşan onlarca hikaye bize ilham verecek ve siz evet diyeceksiniz. Galiba buluyorum, galiba kendi benliğimi buluyorum.

İz bırakmalı insan. Düşünün ahbaplar, “Ne yaparsam iz bırakırım?” diye. Yeteneğiniz varsa durmayın, Peşinizden gidin hayallerinizin, unutmayın ki tüm insanların bir geliş amacı vardır hayata, ve ne mutlu onu bulabilene. Amaçsız yaşayarak amaçsız ölmeyin ne olur, amacınız hedefiniz olsun dünyada. İz bırakmaya çalışın, çünkü insan bir iz bırakmalı mutlaka…


1|0
1|2

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Erkekler Ne Diyor 2

  • Dostum bal akmış ağzından, ellerine dillerine sağlık. Lakin ben o aşamayı çoktan geçtim ama yine de hayran kaldım yazdıklarına seni kalben taktir ediyorum. Sen bu zamanın isnanı degilsin belli, umarım Allah seni hep iyi insanlarla karşılaştırsın inşallah.

    1|0
    0|0
    • Bu güzel yorum için çok teşekkür ederim çok iyi geldi :) vr umarım siz de hayatınız boyunca mutlu olursunuz ve hayatınız boyunca iyi insanlarla karşılaşırsınız 😊

Kızlar Ne Diyor 1

  • Çok beğendim

    1|0
    0|0
Yükleniyor...