Nezaket ve Zarafet İçin Mahremiyet Eğitimi Şart mıdır?

öncelikle Merhaba arkadaşlar, size bu Bencemde Öz saygı hakkında bahsetmek ve ruhun kendini nasıl güvende hissettine dair paylaşımda bulunmak istiyorum. Başlıyorum.

Ruhsal incelme

İnsan, ruhsal incelme sayesinde öz saygı kazanırken dışarıdan gelecek "Kötü hisleri" de zamanında fark edilme gücüne erişir.

Bu nedenle mahremiyet eğitimi sağlıklı yürütülen bir insanın bedenine izinsiz dokunamazsınız. Ya ağlar ya iter, mutlaka bir tepki verir... Onu izni olmadan öpmeye çalışırsanız, bir şekilde sizden uzaklaşır. Bunu, kendini koruduğunu bilmeden yapar insan. Rahatsız olduğu bir duygusal yakınlaşmadan uzaklaşıp kendini emniyetli bir alana çeker.

Yeniden zarafet

Yeniden kazanılacak nezaketin başlangıç noktası, ince ayrıntılara yoğunlaşmaktır. Örneğin, kişi müzik dinlerken ince seslere odaklanır ve ince tınılar arasındaki nağmelere yoğunlaşırsa; bu, fıtratının incelmesini, ruhun bedene yeniden yakınlaşmasını sağlar. Kaba olduğu düşünülen kişiler genellikle hızlı ritimli, sert ve yüksek sesle müzik dinlerler. Halbuki nezaketin başlangıcı ince ayrıntılara yoğunlaşmaktır.

İşitme, nezaketin en önemli kısmıdır. Zira ruhsal incelme, işitmedeki incelik ve derinlik başlar. Örneğin, kişinin yalnız kaldığı bir sırada gözlerini kapatıp dışarıdaki kuş seslerini duymaya çalışması, zarafet eğitimine de katkı sağlar.

Ruh bedene yaklaşır, bedenle sanki barışır.

Zarafet ve Nezaketin en önemli özelliği, duyguların incelmesi, detayları fark edebilmek, ayrıntılara ruhen erişebilmektir

Sadece işitme değil. kokuda kişide zarafeti yeniden oluşturaccak etkenlerden biridir. Kaba kişilerin en belirgin özelliği, güzel kokuyu duyamamaları, derin bir nefesle içlerine çekememeleridir. Böyle kişiler için "Kökü kokudur", abartmaya gerek yoktur. Halbuki, burnun içindeki alıcı sensörler, öylece ince ayrıntıya kadar güzel kokuları algılayacak düzeydedir ki kişinin kokuyu duyamaması, yasama dair bir kapısının kapalı olmasından farklı değildir.

Zarafeti yeniden yakalamaya çalışan kişi, güzel kokuları derin nefeslerle içine çekmeyi bir alışkanlık haline getirmelidir

Evrenin kendine has kokusundan tutun, bir bebeğin kokusuna kadar, insan kökü alıcılarıyla yasama tebessüm etmeye başlayabilir. bu durum, kişininin yaşama tutumasını sağlayağı gibi, ruhun buruna doğru ilerlemesi ve orada tutunması anlamına da gelir.

Kişi parmakları ile dokunduğu yeri hissetmeye çalıştıkça; ruh oraya doğru akar, kendini görünür kılmaya başlar.

Dokünşallıkta inceliği kaybetmiş kişiler, tensel temas egzersizleriyle yeniden tenlerini canlandırabilirler. Örneğin kişi, içlerinde benzer sıcaklıkda şu bulunan dört bardağa gözleri kapalı halde parmaklarını sokarak hangisinin daha serin /sıcak olduğunu hissetmeye çalışabilir. Bir yardımcı vasıtasıyla bardaklar her seferinde değiştirelerek bu duyuşlar derinleştirirlebilir.

İşitme ve dokunamanın sıra, ruhun bir başka tutunduğu nokta vardır ki bu nokta en çok çocukluk döneminde zarara uğrar: Tat alma duygusu.. Halbuki, tat alan tebessüm eder.. Acele yemek yemek, karın doyurmak üzere yemek yemek, damak tadını almadan yemek yemek kişiye yemek masasında zarafetini kaybettirir.

Halbuki yemek yenmez, yemek tadilir. Çok yemek değil farklı tatları tatmak olmalıdır yemekteki anlam. Kişi dudaklarına götürdüğü bir yiyeceği tadarken, gözlerini kapatıp bu lezzeti bütün vücudunda hissederken dudaklarına da bir tebessüm yayılır. İşte bu tebessümdür, ruhun artık dudaklarda da görünmeye başladığının kanıtıdır.

Umarım bu bencemi beğenmişsinizdir.

KAYNAK : DR ADEM GÜNEŞ

Yazan

Ayşe


3|1
1|2

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Erkekler Ne Diyor 2

Kızlar Ne Diyor 1

Yükleniyor...