Dikkat Edin! Sevinciniz, Bir Başkasının Mutsuzluğu Olmasın!

Mutluluğumuzu paylaşırken dikkat edelim

Hepimiz bu hayatta sıkıntılar çekiyor , üzülüyoruz. Mutlu oluyor, gülüyoruz. Bu gün size bir olay anlatmak istiyorum. Gerçek ve yaşanmış bir olay bu.

Hayat bazılarına gerçekten zordur.

Zeynep ve Duygu yaklaşık aynı zamanlarda iki güzel erkek çocuğu dünyaya getiren komşulardı. Fakat Zeynep'in oğlu zihinsel engelli olarak doğmuştu. Doğumdan sonra, çocuklar bir yaşına geldiğinde Duygu Zeynep'in yanına geldi. Sohbet sırasında Duygu "Biliyor musun? Ali yavaş yavaş yürümeye başlıyor galiba! Konuşmaya bile başladı. Çok güzel bir oğlan olacak yavrum" dedi. Zeynep hüzünlendi ve yüzü düştü. Aklına kendi oğlu Hasan gelmişti. "Ne kadar şanslısın, benim oğlum başını dik tutamıyor. Belki hiç konuşamayacak, adına tepki vermiyor henüz" dedi. Yine de oğlunu her şeyden çok seviyordu, anneydi çünkü o.

İlkokul sevinci

Ali ve Hasan büyümüştü. Ali bu sene birinci sınıfa başlamıştı. Hasan ise zihinsel engelliler okuluna gitti. Basit ve temel şeylerin eğitimini alıyordu.

Bir gün Zeynep ve Duygu markette karşılaştılar. Duygu ona Ali'nin ilkokula başladığından ve ne kadar heyecanlı olduğundan bahsetti. Zeynep'in boğazında bir şeyler düğümlendi. Yutkunamadı bile. Hasan bu duyguları hiç tatmayacak, diğer çocuklar gibi okuyup, meslek edinip evlenemeyecekti. Olsun o yine de oğlunu çok seviyordu. Anneydi çünkü o.

Üniversite telaşı

Zeynep ve Duygu yıllardır komşuydular. Ali üniversiteyi kazanmıştı. İki komşu apartmanın girişinde karşılaşınca Zeynep komşusunun halini hatrını sordu. Duygu " ne olsun, biz de Ali'nin kaydını yaptırmaya gidiyoruz. Üniversiteyi kazandı. Büyük adam oldu oğlum, yuvadan uçuyor yavaş yavaş" dedi. Zeynep arkadaşının oğlunu tebrik etti. İyi dileklerde bulundu. Sessizce evine girdi. Ah Zeynep'in içi nasıl yanıyor bir bilselerdi! Önünde böyle sevinemezlerdi. Onun kuzusu düzgün konuşamıyor, zar zor yürüyordu. Üniversiteye hiç gitmeyecekti. Zeynep onun mezuniyetine gidemeyecek, diplomalı resimlerini evin köşesine asamayacaktı. Olsun yine de Zeynep oğlunu çok seviyordu. Anneydi çünkü o.

Evlilik Arifesi

Duygu oğlunu büyütmüş , üniversiteden mezun etmişti bile. Ali gönlüne göre bir kız bulmuş, bir ay sonra evleniyordu. Ali'nin kazancı iyi olduğundan annesine güzel bir ev alıp rahat ettirmişti. Duygu , Zeynep'in yanından taşınalı 3 yıl olmuştu. Düğün hazırlıkları için alışverişteyken karşılaştılar. Duygu , düğün hazırlığı yaptığını, paşasının evlendiğini dünya gözüyle göreceği için çok mutlu olduğunu söyledi. Zeynep" ne kadar güzel! senin adına çok sevindim. Hayırlara vesile olmasını dilerim. Ben geçen ay Hasan'ımı kaybettim. Ben de isterdim oğlumu takım elbiseler içinde görmeyi. Yanında eşi ve çocuklarıyla yaşlandığını görmeyi çok isterdim. Ama biliyor musun? Hiç üzmedi beni oğlum. Dünyanın en saf, en temiz çocuguydu. Bir de güzel gülüyordu ki sorma! Çok özledim oğlumu, gülüşünü. Allah mutluluğunu daim etsin komşum, bana da sabır versin inşaallah! Dedi. Gözleri dolu dolu oradan uzaklaştı.Zeynep "olsun" dedi yine. "Olsun, ben oğlumu yine de çok seviyorum, annesiyim çünkü onun..."

Bu benim bir dostumun hikâyesidir. Annesinin ve abisinin hikâyesi. Bana annesinin hislerini anlattığında gerçekten çok etkilenmiştim. Demek ki istemeden de olsa bazı şeyler anlatırken yakınımızdakileri kırabiliyoruz. Elbette sevincimizi paylaşmalıyız. Ancak dikkatli olmalıyız. Belki sizin sevinciniz, bir başkasının mutsuzluğuna sebep olabilir...


3|4
3|5

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Erkekler Ne Diyor 5

  • İnsan ilişkilerinde duyarlılığın önemini vurgulayan çok önemli bir paylaşım oluşturmuşsunuz. Elinize sağlık :)

    1|1
    0|0
  • Güzell

    0|0
    0|0
  • Adı duyguymuş ama, duygusuzluk derecesinde boşboğaz mı o da yani. Bununla ilgili çok güzel bir replik biliyorum:

    -Benim oğlum sakat!
    -Kalbi sakat olmasın!!.

    1|0
    0|0
  • bencillik denen illet insanların gözünü o kadar kör ediyor ki, dünya yıkılsa umurunda olmayacak. şöyle bir ellerinizdeki telefonları tabletleri, bilgisayarları bir kenara bırakıp izleyin insanları, kim kimi umursuyor. illaki rast gelmişsinizdir. osmanlı zamanlarındaki ince ayrıntılara. bir evde hasta olduğunda pencereye konan sarı çiçeği gören seyyar veya mahalleli o mahalleden sessizce geçip gidermiş. bu sadece bir tanesi bunu gibi daha nice örneklerimiz var millet olarak. Diyeceğim o ki böyle değildik. komşumuz açken tok yatmazdık, dertlerimiz hepimizin derdi, sevinçlerimiz hepimizin sevinci olurdu. sahi noldu bize?

    çokl güzel bir paylaşım olmuş, farkındalık için teşekkürler

    1|1
    0|0
  • Peki mutsuzluğum kimin sevinci? Kimseyi mutlu da edemedik te

    2|0
    0|0

Kızlar Ne Diyor 3

  • Emegine sağlık.

    0|0
    0|0
  • Cok anlamlı olmuş eline emeğine sağlık canım

    1|0
    0|0
  • İnsan iki dudağının arasından çıkanları kontrol ederek kelimeleri tüketmeli hak edene karşı söylenmeli bazı sözler ama hak etmiyorsa ince düşünülmeli dostuna sevgiler böyle bir evlat herkese nasip olmaz belki gün gelecek o annenin kurtuluşu oğlu ile olacak ellerine, emeğine sağlık.

    1|2
    0|0
Yükleniyor...