Bence Eleştirileri.

Her konu hakkında bilgi sahibi olan ve dünyaya düşünceleri ile yön veren kitlemin mütevazilik içinde bugün hangi konuda yazayım sorusuna selam olsun.

Bir çok kişi hiç okunmadığını düşündüğü ya da kim okur bunu diye düşündüğü kişinin çeşitli mecralarda yıllardır yazıyor olmasına “torpil” dışında bir anlam yükleyemez. Dışarıdan ve konuya vakıf olmamanın getirdiği yaralı bir bakış açısıdır. İşin iç yüzü ise sanılandan daha farklıdır. Nitelik üreten insanların okuyucu sayısı değil okuyucu kalitesi belirleyici olur. Örneğin bir sitede 5000 kişinin okuduğu bir yazar ile 20 tane kitleyi yönlendiren, gündemi oluşturan kişinin okuduğu yazar arasında fark vardır.

5000 kişinin okuduğu yazar bu 20 kişinin okuduğu yazar hakkında "o hiç okunmuyor, ben daha çok okunuyorum" diye o kişiden kendini üstün görmesi konuya vakıf kişiler arasında sadece mizah konusu olmaktadır zira gündemi belirleyen kişiler için kitle önemli değildir, içerik önemlidir.

Elbette internet ortamında 5000 kişinin takip etmesi de istenilen bir durum olduğundan genelde her iki yazar tipide bünyede tutulur zira o bahsettiğimiz 20 kişi diğer yazarın 5000 kişisi içinden gelebilmektedir, bu yöntem istenilen kitleye ulaşıldığında kitleyi çeken o popüler yazarların genel kaliteyi düşürmesi nedeni ile tasfiye edilir. En azından bu tasfiyeyi yapan siteler hitap ettiği kitlenin az olmasına karşın daha etkin ve gündemi belirleyen bir yapıda varlığını sürdürür.

Bir yazı yazarken temel iki yol vardır önünde.

Birincisi kitle yani popülizm ya da nicelik dediğimiz yoldur.
İkinci yol ise nitelik adı altında toplayabileceğimiz düşündüğünün üzerine düşünebilen insanlardır.

Birinci yolu seçtiğinizde genelin okuyup anlayacağı ve size katılacağı yazılar yazabilirsiniz, aslında kitlenin kabulüne uygun yazmakta diyebiliriz ve güzel cümlelerle popüler olmanız oldukça kolaydır. Birçok okurunuz olur, sizi alkışlarlar ve önemli bir şey yaptığınızı düşündürürler. Elbette bu duygu hali genelde uzun soluklu olmaz. Kimi bunu bilinçli yapar kimi yaptığının bu olduğunu bilmeden yapar.

Bu yolda ilerleyenler içerik olarak bir değer yaratmadıkları için yazılarının başlıklarını ve kullandıkları görselleri abartarak seçer, böyle olmasında bir hata yoktur zira temel amaç dikkat ve ilgi çekmektir. Bu ilginin ve dikkatin alkış sesi olarak yansıması ümit edilir.

Bu yolu seçenlerin yazılarında kişisel kimlikleri ayrıca ön planda olur.

Yazılar altına görsel ya da bilinmelerini sağlayacak ufak tatmin parçaları eklerler.

Gündem konuları üzerine yazmayı tercih ederler zira üzerine yazılan çok şey olduğundan popüler olmasının kitlenin popüler ettiği konularda yazmak olduğunu bilirler, eğer gündemde sağılacak bir konu yoksa tarihin en iyi beş ya da en güzel beş diye liste yapımına geçerler.

Yazacağım ve size aktaracağım şu an bir şey yok demeleri söz konusu olmaz zira her daim görünür olmak zorundalar.

Bu yolu seçenlerin en temel argümanı ise “ne yani insanların kafa dağıtması ya da zaman geçirmesi suç mu?” söylemine dayanır, İlk bakışta fiyakası dikkat çekse bile sadece kendi kitlesini ikna edecek bir söylemden fazlası değildir.

Elbette insanların eğlenmesi ve güzel vakit geçirmesi çok önemli bir konudur bunda bir beis yok.
Buradaki sorun bizim gibi az gelişmiş ve az düşünen toplumların karıncayı örnek model almayıp inatla ağustos böcekliği yapmasıdır.

Sanırsın ki hayatının büyük bir bölümünü gelişimine, düşünmeye, okumaya ve değerler üretmeye harcamış bir toplumuz ve iki satır eğlence hakkı olmasın diye eleştiride bulunuyoruz.

Eğer gerçekten farkındalık oluşturmak, bir değer oluşturmak istiyorsanız bu yoldan çıkmayı düşünmelisiniz.

1000 tane manav tarafından bilinip takdir edilmek ile 2 kitap yazarı tarafından dikkate değer bulunmak arasında dağlar kadar fark vardır, burada manavları küçümsemek söz konusu değildir, elbette bir yazardan daha kültürlü bilgi birikimi olan manavlar olabilir. Bahsettiğim şey sayılara değil, niteliğin çıkarttığı sesi esas almaktır.

İnsanların eğlendirmek yerine, güzel vakit geçirmelerini sağlamak yerine eğlence ve güzel vakit geçirme üzerine düşündürüp bunları nasıl yapacaklarını ve kendileri için en iyi olanı seçmelerine zemin oluşturmak olarak bu iki yolu tanımlayabiliriz.

İnsanlara balık şöyle tutulur diyerek bilgi aktarmak yerine deniz şudur, balık budur ve olta şu nedenle böyle yapılır diyerek balığın nasıl tutulabileceği üzerine düşünmesini sağlayan aktarımlar yapılması gerektiğini düşünüyorum zira ilk yöntemle hep aynı balıkları tutabilirsiniz ancak ikinci yöntemle insanların farklı şeyler denemesi daha esnek bırakıldığından tutulan balıklarında çeşitlenmesi daha kolay olacaktır.

Sonuç kısmına gelirsek…

Yaptığım eleştiriler ve verdiğim örnekler bilinçli olarak bu yolu seçenlere yönelik değildir.

Yazmak isteyen ve yeni başlayan insanların örnek olarak bu yolu seçmeden önce üzerine düşünmesini ummaktır.

Anlatacağın, düşündüğün, üzerine düşünülecek bir konun yoksa yazmak yerine yazılanları okuyup düşünmek ve vardığın sonuçlar üzerine kendi düşüncelerini tartışmaya sunmak seni popüler yapmaz ama çok daha eğitimli, kültürlü bir insan yapabilir.

Önceliğinin kendini yetiştirmek mi olacağını yoksa insanları eğlendirmek mi olacağını sen seçeceksin.
Her iki sininde olması mümkün bu dengeyi de yine sen kuracaksın.

Senden tek isteğim seçtiğin yolun dışında kalan değeri ve saygıyı beklememen.
Kendim için değil, büyük bir yıkıma uğramaman için.

İkinci yolu anlatamadık pek onu başka bir zaman yazmaya çalışırım.
Kamu ve oyu zaten yazdıklarımı üzerine almayacak.
Gıdığından öperim kitle.


2|1
21

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 2

  • Emeğinize sağlık

    0|0
    0|0
  • Okuduğum en faydalı bencelerden bir tanesi. :) Çok iyi yazmışsınız, teşekkürler. :))

    0|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 1

  • Şimdinin twitter fenomenlerinin çıkardığı kitapları buna örnek verebiliriz. Yazı için teşekkürler.

    0|0
    0|0
Yükleniyor...