Bugün, Okmeydanı'nda bir işim vardı. Tanıdıklarımın güvenlik nedeniyle sokağa çıkmamam konusundaki tembihlerini dikkate almadım ve gitmeye karar verdim.

Kahvaltı için ekmek almaya çıktığımda, sokaktaki klasik gürültülerin artık duyulmadığını fark ettim. Her zaman şikayet ettiğim araba motoru sesleri yoktu, sokaklar bomboştu... Top oynayan, koşuşturan, zillerimize basıp kaçan çocuklar da ortalıkta görünmüyordu. "Saat erken olduğu içindir." dedim geçtim.

Öğle saatlerinde İstanbul'un trafiğini hesaba katarak hafta sonu olduğunu da düşünerek yola erkenden çıktım. O saatlerde otobüsün tıklım tıklım dolu olduğunu bildiğim için otobüste en azından yaşlı biri binene kadar oturarak gidebilmek adına ilk durağa kadar yürüdüm. Sabahki ıssız ortam devam ediyordu, İstanbul'un havası, günün sessizliğine nazire yaparak kapalıydı.

Otobüse bindim: BOMBOŞ...

Hayalet Şehir: İstanbul

Her zaman beni strese sokan hınca hınç dolu otobüsten eser yok... En kalabalık hatlardan birisinde olan bu İETT otobüsünde boş koltuklar var... Uzunçayır'a kadar bu şekilde gittim. Bu noktada dikkatimi daha ilginç bir şey çekti:

Yollarda araba da yok...

Tabi araba yok derken hiç yok anlamında değil... İstanbul'un normal trafiğini düşündüğümüz zaman bugünkü yoğunluk hiçbir şeydi. Yıllardır İstanbul'dayım hiç bu kadar sakin bir trafik görmemiştim. Örnek Mahallesi'nin ve Göztepe Köprüsü'nün isyan ettiren, çoğu zaman otobüsten inip yürüyerek gitmeme sebep olan-yayan giderken otobüsten daha hızlı oluyorsunuz- trafiği bugün yoktu... Kendimi cumhurbaşkanı gibi hissettim, sanki rahatça seyahat edebilmem için tüm trafik durdurulmuş, yol açılmıştı.

Metrobüs istasyonunda da durum aynı...

Normalde, metrobüse girebildiğim için şükrederdim. İstemsiz olarak temas ettiğim hanımlar rahatsız olacak diye utanır sıkılırdım. Ama bugün ilk defa bir metrobüs koltuğuna oturarak gitme fırsatı yakaladım. Duraktan yola taşan kalabalık da bugün yoktu.

Ve Okmeydanı...

Okmeydanı'nda bulunanlar ortamı bilir. Bugün daha da güvenlikçi bir anlayış vardı. Devriye bekleyen TOMA'lar, sivil polisler, gezen akrepler... Her şeye rağmen Okmeydanı'nın güzel insanlarının hayattan hiç kopmamış olduklarını belirtmek isterim... Her yerden farklı bir atmosferi olduğunu bugün bir kez daha anladım buranın.

Özetle, eve sağ salim döndüm ve gördüm ki İstanbul bir hayalet şehre dönüşmüş... Herkes evlerine kapanmış sokağa çıkmaya korkar olmuş maalesef. Terörle burun burunayız. Ben tüm olumsuzluklara rağmen korkak olmamamız gerektiğini düşünüyorum.


0|0
3|1

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 3

Erkekler Ne Diyor 1

Yükleniyor...