Aslında Hepimiz Bir Bütünü Temsil Ediyoruz

Toplumu meydana getiren bizler, biz bilincini idrak edememiş, tek yönlü; tek bir birey gözüyle; ben gözüyle bakan bizler… Kimse çevresinde olup biten sorunlara biz yaptık diyemiyor, o yaptı, sen yaptın diyoruz.

Peki neden sorunu tek bir insana, tek bir gruba yüklüyoruz?

Bir başkasının yapmış olduğu suç ona ait olduğu kadar bizimde o suçta payımız var. Yani bir örnek üzerinden gidecek olursak; iki farklı ortamda yetişmiş çocukları düşünelim. Bu çocuklardan biri ailesi tarafından en doğru şekilde , bilinçli bir şekilde yetiştirilmiş ve ailesi onunla doğru iletişim kurmuş olsun.

Diğeri ise bilinçsiz bir şekilde yetiştirilmiş ve ailesi tarafından bunca zaman yanlış iletişim kurulmuş olsun. Bu iki birey toplumda yerini aldığında sizce nasıl bir fark olur? Elbette ki her ikisinin de kurduğu iletişimden davranışlarına kadar her şey zıt olacaktır. Bu yanlış iletişimle yetiştirilen çocuklar gerek aile ilişkilerinde gerek öğretmenleriyle olan ilişkilerinde gerekse partnerleriyle olan ilişkilerinde sorunlu olacaklar.Hepimiz Bir Bütünü Temsil Ediyoruz Aslında

Evlendiklerinde dahi bunca zaman nasıl iletişim kurdularsa, onlara nasıl öğretildiyse, onlar nasıl öğrendilerse sorun aynı şekilde devam edecektir. Daha da ileri safhada aile için, toplum için çoğalacaklar ve çocuklarını yetiştirecekler ve elbette ki çocukları da onlar gibi olacak.

Nihayetinde çocuk ailesini, ebeveynlerini rol model olarak alır.

Biz bu çocukları topluma; hırsızlık,soygun yapsın diye,ona buna tecavüz edip cinayet işlesin diye, intihar etsin diye, insanları kaçırıp zorla alıkoysun diye, topluma zarar versin diye, birinin özgürce yaşama hakkına tecavüz etsin diye yetiştirmiyoruz evet! Ama biz bilinçli ya da bilinçsiz olarak, doğrudan ya da dolaylı yoldan çocuklarımıza bu kötülüğü yapıyoruz. Ben bugün işlediği suçlar yüzünden hapiste ömrünü geçirenlere üzülüyorum. Çünkü onların orada olmalarının sebebi aileler, bizleriz.

Biraz olsa çocuğumuzla ilgilenip onunla doğru iletişim kurabilseydik, öğretmenlerimiz doğru iletişim kursaydı, çocuklarımızı bilinçli bir şekilde yetiştirebilseydik şimdi onlar onun bunun hakkına tecavüz etmezdi. Toplumda Şu an bunca dengesizlik varsa sebebi bizleriz!

Bir bireyi bir aile, bir aileyi bir toplum var eder.Eğer bugün gazetelerde bu haberleri okuyorsanız, sinirleniyorsanız, kendinize sinirlenin çünkü tek sorumlu o değil, sensin. Biziz…

Türkiye onu kocasını öldüren kadın olarak tanıdı. Çilem Doğan, eşinden gördüğü şiddete dayanamayıp kocasını öldürdü ve başından geçenleri tek tek anlattı.

Adana’da eski eşi 33 yaşındaki Hasan Karabulut’u öldüren 28 yaşındaki Çilem Doğan'ın mahkemedeki savunması ortaya çıktı. Çilem Doğan'ın anlattıkları ise kan donduran cinsten.

İşte Evrensel Gazetesi'nde yer alan o haber

Olay şöyle oldu Hakim Bey ben anlatayım en baştan;

İnsan çocukken, anasında babasında ne yoksa onu arıyor demek ki.

14-15 yaş da çocuk yaşı bence. Annem sürekli bir evi çekip çevirme telaşında, baba desen ne iş bulsa onun peşinde, kolay değil evde kaç nüfus onun eline bakıyor.

Yani evde a’federsin aşk yok Hakim Bey.

Zaten daha yeni genç olmuşum, kalbim her daim ağzımda, televizyonda izliyorum dizileri, nasıl da tutkulu aşklar, kıskançlıklar, vazgeçememeler. Çocukmuşum daha ama kazınmış aklıma, “ben aşık olup evleneceğim” dedim.

İstedim ki uyurken yüzüne keyifle bakayım, bir bulgur bile pişse evde soframı özenerek kurayım.

Ben bunun a’federsin yeşil gözüne kandım Hakim Bey.

Yeşil böyle çayır çimen ormandır ya hani; ruhum kanatlanıp uçacak sandım.

Yeşile uzun bakılır, bıkılmaz sandım. Çocuk da değildim artık ya işte insanın gönlü kaymayıversin.

Kabul ediyorum. Buraya kadar benim suçum.

O çok ağladığım film gerçekmiş; sevgi emekmiş, bilemedim. Cahilliğime verin.

Ama yeminle gerisinin günahı bende değildir.

29. Günde dayak başladı.

28 gün sürdü o yeşil gözlerin derinliği, 29. gün yediğim yumrukla al oldu elmacık kemiklerim, sonrasında öğrendiğim; morluklar iyileşirken yeşile dönüyor insan derisinin rengi. O’dur yani.

Bitmedi Hakim Bey.

Bir yumrukla bitmedi.

Ne iş yaptığını bilemiyordum, dükkanı vardı esnaf sanıyordum.

Milleti haraca bağladığından, tefecilikten kazandığı ile benim çorba kaynattığımdan haberim yoktu.

Her öğrendiğim yeni bir iz oldu bedenimde. Allar mora, morlar yeşile dönüştü.

Ben zaten elimden geleni yaptım. Mahkemede ben değil, o sanık olsun istedim.

Karakola defalarca şikayet ettim.

Her bir fiskeden sonra karakolda aldım soluğu. İnsanım sandım devlet nezdinde.

Devletin verdiği nikah cüzdanı benim yaralarımdan daha geçer akçe çıktı. Her seferinde benzer tavsiyeler ile yollandım karakoldan.

Azıcık sabırlı olacaktım, yuva kolay kurulmuyordu, biraz suyuna gideydim, erkeklik onurunu rahat bırakaydım. Aile içinde olan biraz da aile içinde kalsındı.

Canım çok yanıyordu ama Hakim Bey.

Onun erkeklik onurunun limiti yoktu. Fasulye kılçıklıysa onuruna mı dokunuyordu? Çocuk yaramazlık yaparsa gururu mu zedeleniyordu? Halı bizim namusumuz muydu da leke olunca beynimde patlıyordu?

Ellerime bakın Hakim Bey, çamaşır suyu ile çatlamıştır, bir de ciğerimi görebilsek keşke, kederden ve soluduğum deterjanlardan çoktan solmuştur.

Dedim ki kendime, benim canım değilse de, kendi parası, yasası bu devletin önemlidir.

Bu adam yasaları çiğniyor, bari gideyim onu ihbar edeyim.

Dövmekten yargılanmazsa, eve giren kanlı paradan yatsın bari. En azından soluk alırdık birkaç yıl kızımla ben.

Kızım var benim Hakim Bey, ellerinizden öper. Çok akıllı çok usludur aslında.

Hamileyken de dövdü.

Bebekken de böyleydi. Hamileyken yediğim dayaklardan bir haller oldu sanırdım başlarda. Ama demek ki anasına daha da dert olmamak için Tanrı vergisi sakin oldu yavrucak.

Benim ihbarlar kafi gelmedi. Savcıya söyler sandığım polis gitti durumu koca dediğim adama anlattı.

Yolun başında göründüğünde anladım. Malum olmuştu zaten, kalbim ağzımda atıyordu gün boyu.

Analık refleksi de istersen Hakim Bey, ilk iş kızıma sarılıp kokladım.

İnsan öleceğini anlıyor biliyor musun?

Kırar gibi çaldı kapıyı.

İlk 10-15 dayaktan sonra, insan korkmaz oluyor kaba dayaktan.

Canının ne kadar yanacağını biliyorsun. Acı eşiğin de yükseliyor. Yine de her seferinde yüreğin ağzına geliyor, için kanıyor gibi hissediyorsun. İçin kanarsa ölürsün.

Biz filmlerden, biz ölenlerden öyle gördük.

Dayaktan değil de ölmekten korkar oluyor insan.

Öyle bir ölüm korkusu vardı yine içime. Ama ilk kez o gece, çocukken anamın yaptığı keşkeğin tadı geldi ağzıma.

Bir de çocukluğumdan kısacık bir piknik anısı, ayaklarımı dereye sokmuş oynarken annemin elime tutuşturduğu ekmek arası köfte, bir de kızım doğduğu gece kucağımda bir bebek kokusu ile daldığım yorgun ama mutlu ilk uyku.

İnsanın hayatı bir film şeridi gibi geçiyorsa ölmeden önce gözlerinin önünden; işte benim mutlu sahnelerim de bu kadarcıkmış demek ki.

“Çocuğu odaya götür” dedi bana.

Ahlakı da bu kadar işte, anasız kalsın çocuk, ama anasını da ölü gözleri tavana bakarken hatırlamasın istedi herhal.

Aklımdan o kadar çok şey o kadar kısa sürede geçti ki Hakim bey, ben inanın sandığınızdan daha akıllıyım sanırım.

Uzattım biraz kızımı odaya götürüp yatırma faslını. Hatta sonra bir de “dur çamaşırları asayım” dedim.

Ama bu kadardı yeminle Hakim Bey. Tüm planım azıcık daha hayatta kalabilmekti.

Bir kaç dakika daha.

Yüzümde patlayan kabza planda yoktu, yatağa savrulmayı planlamadım, elim yeminle kazara girdi yastığın altına.

O yastığın altına daha o sabah silah sakladığını bile bilemezdim.

Gözlerini görseniz, kafasından çok daha öndeydi, tükürükleri yüzümde patlıyordu. Yumruğu öyle hızlı iniyordu ki aralarda nefes bile alamıyordum.

Seyit Çavuş’u hatırlayın Hakim Bey, bize ortaokulda anlattılardı. 200 kiloluk mermiyi kucaklayıveren Seyit Çavuş.

Savaş gibi bir şeydi, memleket değil, ben elden gidiyordum.

Elim metale değdi.

200 kiloluk mermiyi kavrar gibi, parmaklarım yerini buluverdi.

Yoksa Hakim Bey yeminle, sahil kenarında balon bile vurmuş değildim.

Sıktım mı hatırlamıyorum, kaç kere sıktım hatırlamıyorum.

Üzerime düştü bir onu biliyorum, bir de ağırlığından kurtulmaya çalıştığımı.

Üzerimde hep bir ağırlıktı zaten ama böylesini ilk yaşadım.

Nasıl kalktım bilmiyorum, kızımı nasıl aldım kucakladım, ayağımda terlik var mıydı, üstüm kan mıydı vallaha hatırlamıyorum.

Öldüğünü duyunca kendim geldim söyledim Hakim Bey.

“Sanırım ben yaptım” dedim.

O ölmeseydi ben ölecektim.

Nasıl oldu anlamadım ama sanırım ben yaptım.

Erkekler takım elbise giyip önüne bakınca cezası iniyor, benim takımım, kravatım yok. Annem apar topar bu tişörtü bulabilmiş.

Bir de ne yalan söyleyeyim hayatta kalmış olmanın saklayamadığım bir sevinci var içimde.

O ölmese ben ölecektim.

O size, beni pazarlamaya karar verdiğini söylemeyecekti, başka adamların koynuna beni sokma planlarını anlatmayacaktı, benim patlıcan fazla pişti diye, perdeler azıcık kirlendi diye, masada kırıntı kaldı diye yediğim dayakları söylemeyecekti, kaç kere hastanelik olduğumdan bahsetmeyecekti.

Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti.

Karısını başka adamlara satan o değilmiş gibi “namusumu temizledim” diyecekti.

Siz onu 3-5 yılla yargılayıp, namusu kirlendi diye mazur görüp, yandan gülüşümü tahrik sayıp bir de üzülecektiniz adama.

Oysa namus benimdir Hakim Bey, bir kağıda imza attık diye kimselere bırakmam.

Sonuna kadar idare edebilmiş olmam, elaleme değil de başıma gelenleri hep karakollara anlatmış olmam, kızıma hiç fark ettirmemiş olmam namusumdur.

Benim utanacak bir şeyim yoktur!

O utanmamış yaptıklarından, benim utanacak bir şeyim yoktur.

İçimdeki hayatta kalma mutluluğunu atamıyorum Hakim Bey.

Ağlayamamam bundandır.

Ne yalan söyleyeyim aynı acının çemberinden geçmiş, sağ kalabilmiş kadınlarla aynı koğuşta, bir ömür kazasız belasız da yaşarım ben ama benim bir kızım, bir de memleketin aç kaldığı bir adalet var.

Gel sen, ölmedim diye beni cezalandırma, benim bir derdim; kızımın bari mutlu olmasıdır.

Yanında ben olayım.

Can alan bir katil değil, can derdinde bir kadın de bana.

Kurşunla yatıp kurşunla kalkan, yastığın altında silahla yatan adamlar hiç eceliyle ölmüş mü?

Hem sevebilseydi o da ölmezdi di mi ama?

Öldüyse hepsi benim suçum mu?

09 Mart 2016 Çarşamba - 11:15 | Son Güncelleme 09 03 2016- 11:48

Haberin alınış tarihi: 09.03.2016/ 13:30 Gazetevatan.com/Gündem


6|3
14|14

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Erkekler Ne Diyor 14

  • Bunlar üzücü olaylar. Keşke böyle şeyler hiç olmasa ve dediğiniz gibi çocukluktan itibaren bazı şeylerle ciddi olarak ilgilenilse ne güzel olurdu. Eğitim ailede başlıyor

    1|0
    0|0
  • bahane bulmaya çalışmayın ya babamın yemediği pislik kalmadı zamanında hayatımdan attım. annem desen bana pisliği namussuzluğu öven birisi onuda attım hayatımdan. kendim düşünüp kendim yaşıyorum. aile etkilidir ama etkilemesini isteyende kişinin kendisidir.

    1|0
    0|0
    • Orası öyle, aileden sıyrılıp kendi başına bir yere gelenler var, onlar gerçekten takdiri hak eder. Fakat genel olarak durum böyle.

  • güzel yazmışsınız emeğinize sağlık

    1|0
    0|0
  • İçimi parçaladın. Doğan cüceloğlu "içimizdeki biz" kitabında bu konudan bahseder. Bir hadiste "nasılsanız öyle yönetilirsiniz" der. Evet belkide biz öyleyiz ama bu toplumun oluşturduğu devletin toplumu daha kolay yönetmek için bireyselcilik dediğim düzeni kurmaya çalışmasını anlamıyorum. Bireysel topluluklardan kurulu bir toplum. Bireysel aile, bireysel apartman, bireysel mahalle ile bunun sonucu islam yerine vahabi töresi yaşayan bireysel devletin, milletin camisinde namaz kılmayan oy vermeyi haram sayan peygamberin sözünden çok "şıh" ının sözüne bakan dincililerin ve Türk töresiyle alâkası olmayan kadını görmeyen namusunu temizlemek için, tecavüze uğramış dayısının 9 aylık kızına öldürmeden önce birde kendi tecavüzüyle namusunu temizleyen bireysel aşiretçi cahiliye törecileri türedi. Eğitim bireyselci daha 8 yaşındaki çocukları sınav kavgasına sokan ve hayata atılana kadar sınavın at gözlüğü ile hayatın güzelliklerini göstermeyen eğitimcilik, okuyamayanı geçim derdine sokup altta kalanın canı çıksıncı çalışma düzeni, iki kişi biri zengin öteki fakir aynı hakarete maruz kalıp aynı davayı açınca ''bu adam fakir bu tazminatı alırsa zengin olur" diyerek fakire senginin yarısı kadar tazminatı hak gören adalet, insanlara sürekli rezillik yaptırıp yırtmayı vad eden bir medya, diplomanın sahibinden çok markasının önemli olduğu, kendi dilini kullanmaktqn aciz bir plaza kültürü, tabelalarını bile Türkçe yazmaktan aciz "paşa" ismini Pasha yazabilen esnaf zihniyeti, sürekli kendi ülkesini aşağılamak için uğraşan internet gençliği. Bende suçluyum ama, benden, senden o zavallı kadıncağızdan önce bu sistemin kurucuları suçlu. Buradan sadece hükümetler anlaşılmasın Atatürk'ten sonraki başkalarını üzerine hami edinenler suçlu.

    1|0
    0|0
  • Sonuna kadsr okdum ve hissettim,
    Bigazimda dugum kalbimde kilit oldu ve o ufacık cocuga da icim parçalandı: (

    1|0
    0|0
  • Polis, savciya degil kadinin kocasina soyluyor. Sonra polisimiz varken rahat uyumamiz gerektiginden soz ediyorlar. Kadin da ne kadar safsa her seferinde karakola gitmis. Daha buyuk mercilere ulasmaliymis, o karakoldan ona hayir gelmeyecegi belliymis. Nedense kadinin cok iyi biri olduguna inandim, ceza verilmemesi gerektigini bile dusunuyorum. Hakimler su vicdan hakkini biraz da iyi insanlar icin kullanip karar versin, emegine saglik.

    1|0
    0|0
  • Hikaye güzel de hiç mahkeme yüzü görmemiş biri tarafından yazıldığı belli. Mahkemede bu kadar konuşturmazlar. İki söz söylemesine izin ya verilir ya verilmez. O kadar. Önceden hakim nasıl bir adalet dağıtacağına karar vermiş oluyor. O iki sözü de formaliteden söylüyor.

    1|0
    0|0
  • O size, beni pazarlamaya karar verdiğini söylemeyecekti, başka adamların koynuna beni sokma planlarını anlatmayacaktı... çok şey yazabilirdim bu cümleyi okuyana kadar.. ama susacağım bu cümleden sonra..

    1|0
    0|0
  • Toplum ne kadar düzenli olursa olsun, kötülük olduğu sürece suç asla durmayacaktır. Bu dünyadan fazla ümit besleniyor.

    1|0
    0|0
  • Suçun meşruiyeti olmaz.

    0|0
    0|0
    • Zaten Çilem Doğan örneğini vererek, suçun meşru olduğunu savunmuyorum burada. Bizlerin, ebeveynlerin, toplumun bunda ve diğer şeylerde suçu olduğundan bahsediyorum, hepimizin payı var.

  • Aslında kadınlar erkeklerden daha fazla değerlidir fakat Türkiye Arabistan gibi yerlerde maalesef hak ettikleri değeri az buluyorlar, aslında ABD gibi gelişmiş ülkelerde de aynı değeri gördüklerini düşünmüyorum, o ülkelerde kanunlar sağlam olduğu için korunuyorlar elbette fakat yine de hak ettikleri değeri bulduklarını sanmıyorum

    insanların içinde sevgi namına bir şey kalmamış artık, hepsi bu yüzden sanırım, acıma duygusu ise yine yok, yazacak bir şey bulamıyorum, inşallah insanlarımız da Dünyadaki diğer insanlar da iyi insan olmayı öğrenir de sabırla, azimle iyi kalmaya çalışır

    1|0
    0|0
    • Fransada her sene 25. Bin tecavüz istatiği var saçma sapan konuşmayın

    • Hepsini Göster
    • @bedirhan03 hayır, tecavüzü savunmuyor. tam tersine gelmişmiş ülkelerde kanunların yasaların kadınları koruduğundan bahsediyor.

    • @Mertcan156 Türkiye kanunlarının isviçreden devrişilmiş olmasına ne diyeceksin gerçekten merakla bekliyorum.

  • Toplumun nerdeyse %60+ lık kısmı ruhsal ve psikolojik sorunlar yaşıyor. Bunların en başında aile gelsede en büyük sorun sanal dünya demekle bitiyor. İnsanlar iletişim dersi alıyor aileden haklısınız peki bugun karşınıza çıkıp merhaba ile sizinle sohbete başlasam nasıl karşılardınız? Genelleme yaparak elbette, abaza, uçkuruna düskün vs. Yani diyecegim su ki aldiğımız iletişim dersini uygulayabileceğimiz alan çok kısıtlı. Kızlar soruyor da takılmak yerine hep beraber bir tiyatro kulubu kursaydık farkın tadına varırdık. Şu an bütün cumartesisini telefonda veya bilgisayarda geçiren insanlar var. Fiziksel veya sosyal hiçbir aktivite olmaksızın. Sorunlar belli ama çözüm destek gerekli. Ben tek başıma dünya yı değiştiremem. Hepiniz bu yazıyı okuduktan sonra katılsanız bile uygulamaya geçmeyeceksiniz. Değişmeyecek çünkü asla bir değiliz ve olmayacağız. Bence yeterince farkındayız artık uygulama zamanı.

    1|0
    0|0
  • Allahim sen yardım et bütün kadınlarimiza darda olan her kadın güneşi görsün yeter artik

    1|0
    0|0
  • Ne desem bilemedim. Emeğine sağlık.

    1|0
    0|0

Kızlar Ne Diyor 14

  • Ellerinize sağlık çok içten ve net bir şekilde anlatmissiniz.

    1|0
    0|0
  • Ee sonuç nedir peki.. ne kadar süreyle yargilaniyoe.

    0|0
    0|0
  • Çok doğru çok güzel anlatmışsınız ellerinize sağlık

    1|0
    0|0
  • hep bu diziler yuzunden

    1|0
    0|0
  • Allah hayırlı evlilik yapmayı nasip etsin böyle şeyleri okuduğumda daha çok korkuyorum evlilikten :((

    1|0
    0|0
  • Aile tabiki etkiler ama kisinin kendini gelistirmesi kendine bagli bisey

    1|0
    0|0
  • eline saglık

    1|0
    0|0
  • Elinize sağlık. Doğru noktalara değinmişsiniz

    1|0
    0|0
    • Çok teşekkür ederim. Elbette ki bu konular derya deniz, kısa kısa değinebildim sadece. Dilerseniz önceki hesabımdan yazmış olduğum iki bencemi de okuyabilirsiniz. @Hepinizi Seviyorum @Sözde Hepimiz Çok İyi İletişim Kuruyoruz

  • Anlamıyorum nefsi müdafaa ne zamandır suç oldu? Bu güzel ülkenin güzel adalet sisteminde öldürülen bir kadının çantasından doğum kontrol hapı çıkınca katil indirim alıyor. Bu gibi sacma sebeplerle ceza indirimine onay veren hakimlerin ailesine selam söylüyor, kardeşleri ve değerli annelerinin özellikle ellerinden opuyorum. Babalarına da saygılarımı sunuyorum. Katilden daha çirkin insanlar.

    1|0
    0|0
  • Çok içten anlatmışsın tebrikler

    1|0
    0|0
  • Tüküreyim adalet sistemine,
    Tüküreyim insanlığa,
    Allah sabır versin..
    Emeğine sağlık.

    1|0
    0|0
  • Çok güzel olmuş.

    1|0
    0|0
  • Güzel tesbitlerle dolu bir yazı olmuş bilinçli aile ve anneli yarınlar diliyorum. Çilem in dramı perdesiz biçimde serilmiş ve sadece kurtulmuş! bir kadının hikayesiydi... :( tam bir duyguseli..
    Emeğine sağlık..

    1|0
    0|0
  • Evet anne babadan başlar, eger birinin suçu varsa, direk çocukluğuna in ne derin problemler, ilgisizliği, mutsuzluğu görürsün.
    Kadına yazık ne yaşadığını, ne için yaşadığını, kadınlığı ne demek anlamadan hayatı bitirdi.
    Zaten evlenmek kolay derim evli olmak zor.
    Paylaşım için teşekkürler

    1|0
    0|0
Yükleniyor...