Gelişen dünya ile birlikte, gündem, teknoloji, spor, sana, ekonomi, politika gibi bir çok alan da bu değişim ve gelişime ayak uydurmakta. Bazı ülkelere kıyasla, ülkemiz de bu değişime ayak uyduruyor / uydurmaya çalışıyor. Fakat sosyal paylaşım sitelerinde yapılan paylaşımlar, reklam firmalarının nostaljik kurgu seçimleri, şarkı kliplerinin yeşilçam ya da 90'lı yılları anımsatan görüntü modları dahi , bize eskilerin daha meşakatli, zor fakat daha dolu dizgin ve tatlı huzurlu olduğunu hatırlatmakta.

Her şey o kadar zor ve ulaşılmaz iken nasıl mutlu oldu o kadar insan dersiniz? Cevabı "BENCE" şöyledir vesselam;

Neydik ne olduk?

Artık neredeyse herkes makam sahibi olabiliyor. Alın terinden daha ağır basan şeyler olduğu gerçeği, bugün karşımıza sert bir tekerrürle dikiliyor. Menfaat, torpil bunların en başında gelir. Herkesin diploması var artık.

Bir evin kapısının önünde 2 ya da 3 otomobil görebilirsiniz. Telefonlarımız çok megapikselli ve aramızda gezen bir çok insandan akıllı.

Bir kaç parmak hareketiyle, bankalarda kuyruk beklemekten kurtulabiliyoruz. Ekstra herhangi bir ödemeye tabii tutulmadan fersahlarca ötedeki sevdiklerimizi eş zamanlı ve kanlı-canlı görebiliyoruz. Öyle ki, kimsenin cüzdanında gazete ganyan eki, ya da bahis kuponu görmüyoruz. Adını geçirmişken , biraz daha düşünün; en son ne zaman gazete satın aldınız?

İşte bunlar ve daha bunlar gibi nice kolaylıklar, insanlara sahip olduğundan, karşılayabileceğinden daha fazla ego ve özgüven kazandırıyor. Her şey avucumuzun içinde, cebimizde, bagajımızda, çantamızda... Lakin biz neredeyiz?

Soruyorum size; hoşgörülü, misafirperver, sportmen Türk halkında bugün hangi meziyetler kaldı dersiniz?

İşler yolunda evet, maaşlar güzel. İşletmeler çok lüks, herşey aradığımız layık olduğumuz gibi, kabul. Yüksek binalar, çok şık ışıl ışıl kentler... Hepsini sağladıkta, birbirimize tahammülümüz, empatimiz hiç kalmadı ne yazık ki. Şehir ortamlarında komşuluk neredeyse bitmek üzere. Hem pazar mallarını tercih etmiyor hem de market ürünlerinden korkuyoruz. Anne-Baba'lara bakacak gücümüz , tahammülümüz yok fakat evimizde köpek besliyoruz. Pazarlık sünnettir ama yapmıyoruz. Üretmeye üşeniyoruz , fiyatlara sövüyoruz. "Bu benim ihtiyacımı karşılar" demek yerine , "bu da olsa ne olur" diyoruz.

Günaydın, merhaba, Selamun Aleyküm, hayırlı işler, kolay gelsin, iyi akşamlar, afiyet olsun, çok/iyi yaşa, özür dilerim, kusura bakma benim hatam, afedersiniz, önden buyurun, -abilir miyim/-ebilir miyim?, besmele, hoşgörü, saygı... Bir seferde aklıma gelen sadece bunlar, kaybolup giden temenni ve kavramlar olarak.

Çok üzücü bir durumdur ki; nefret, güvensizlik, uykusuzluk, depresyon, uyumsuzluk, boşanmalar, intihar, tecavüz, hırsızlık, önyargı, dinlememek, bencillik... Aldı başını gitti bunlar, tutamadık, yenemedik.

Fakat bir müjdem var; hala ölmedik ve hala insanız!

Birşeyleri yenmek ya da yaşatmak için hala geç değil. Tokalaşmaktan , gülümsemekten , affetmekten korkmayın. Kendinizi karşınızdakinin yerine koyun. Ben bunu yapıyorum ama sonra ne olur acaba deyin.

Diziler gerçek değil, pişman olmak çok can yakar, futbol sadece bir oyundur ve benimde başıma gelebilir gibi telkinleri uygulayın...

Esen kalın...


0|0
1|0

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 1

  • Çok beğendim eline sağlık

    0|1
    0|0

Erkekler Ne Diyor 0

Kendi cinsiyetinde ilk görüşü sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!

Yükleniyor...