Bir Doğulu Avukat: Hayal!

" Ozan aslında dün gece haklıydın. Kızmanı da anlıyorum ki yine haklısın. Tek korkum; sen şehirden geldin bilmezsin töreyi. Sadece kitaplardan okuduğun, haberlerden gördüğün kadarıyla bu bir vahşet deyip geçersin. Ama o töre korkusunu yaşamayan bilemez ozan. Evet bir seçim yapmak zorundayım. Ya korkunun tarafını seçip yaşlı bir adama kadın olacağım, ya da hayallerimin tarafını seçip bir mezara avukat olacağım. Çok düşündüm gece bunu. Nereye kadar gidecek bu böyle diye. Her sabah, hayvan otlatmaktan, kahvaltı hazırlamaktan, hor görülmekten, itilip kakılmaktan, dayak yemekten, küfür yemekten yoruldum ozan. Şu mesajı bile sana iki arada bir derede yazıyorum. Bilirsin beni, bu zaman kadar çok nadir açtım bu konuları. Ama artık yeter, bana sorsan desen ki, hiç 10' a uyudun mu? hiç gün ışıdıktan sonra kalkma şansın oldu mu? ya da hasta olduğunda yatma şansın oldu mu? Neyse ozan çok uzattım cümlelerimi.. Annemle de konuşacağım. Akşam 8' te uluağacın orada buluşalım. Tren yolundan yürür, yol boyu devam ederiz. Detayları akşam konuşuruz."

Bir Doğulu Avukat: Hayal !

" Dıngg "

mesaj sesiyle irkildi ozan. Uyumaktan şişmiş gözlerini araladı. Elleriyle komidini yoklayıp, telefonu buldu ve mesajı okudu. O mesajı bitirdikten sonra yataktan kalkış hızı saniyenin milyonda biri kadardı. Banyosunu edip, üstünü giydikten sonra bir an duraksadı. Ozanın babası daha önce kalp ameliyatı ve 2 kere anjiyo olmuştu. Babası onu akşam zaten otobüsle yollayacaktı lakin eğer kaçtığını öğrenirse otobüse binmeyip Allah korusun babasının bir yerine bir şey olabilirdi. Kara kara düşünmeye başladı. En güzeli durumu babasına anlatmaktı.

+ Baba, biraz konuşabilir miyiz?

- Tabi oğlum gel.

+ Hayat' ı tanıyorsun değil mi?

- Tanımaz mıyım oğlum ben okuttum sizi daha yeni mezun ettim.

,+ Peki baba, hayat nasıl biri?

- Çok iyi bir kız, okuma azmiyle yanıp tutuşuyor. Sahi sordun aklıma geldi o nereyi kazanmış?

+ Aynı liseyi kazanmışız baba, o da burslu kazanmış.

- Hadi canım, ne güzel ya yalnız kalmazsın işte.

+ Ama bir sorun var.

- Noldu?

+ Baba bak hayat' ı tanıyorsun, çok iyi bir kız. Tek hayali okuyup avukat olabilmek. Ama babası olan adam kılıklı namussuz okumasına izin vermiyor. 1 haftadır konuşuyoruz. Ona benimle kaçmasını teklif ettim. Evet akşam otobüse binmeyip onunla kaçıcaktım. Çünkü hayat gerçekten okumayı hakediyor. Ama sonra duraksadım ve benim bir babam var ve bunu ona yapamam dedim. Baba seni çok seviyorum, annemden sonra bana babadan öte anne şefkati gösterdin. İstanbul' a gidiyorum ama gözüm arkada. Hayat sınava zorla girdi. Bileğinin hakkıyla kazandı. Şimdi senden tek isteğim var, rahmetli annemin hatrına, Hayat' ı benimle beraber istanbul' a yollar mısın? O babası kılıklı adamın haberi olmayacak. Annesine haber edecek akşam hayat. Annesi kaçıracak zaten evden.

- Oğlum sen ne dediğinin farkında mısın?

+ Gayette farkındayım sen farkında mısın? Hayat' ın annesi bile kızını kurtarmak için yaban ellere yolluyor. Kendi elleriyle koca memlekete yolluyor. Belki kendi elleriyle kızının kuyusunu kazıyor, belki kendi elleriyle kızının geleceğini hazırlıyor ama o tek şey istiyor kızı buralarda çürümesin. Bana bu zamana kadar her şeyin en iyisini aldın ben istemeden. Şimdi senden tek bir şey istiyorum, o kıza otobüse bilet alalım ve benimle gelsin.

Ozan allem etti, kallem etti babasının aklını çalmayı başardı. Akşamki otobüse hayat içinde bir bilet ayrıltılmıştı. Akşama doğru ozan yine şifreli mesajını atarak hayat' ın beni ara atmasıyla onu aradı ve babasının yardımcı olacağını, korkmaması gerektiğini en ince detayına kadar her şeyi anlattı. Artık hava kararmıştı. Hamdi evde televizyon izliyordu. Yemek softasının kurulmasını bekliyordu. Hayat fırsattan istifade valizini odasının camından dışarı attı.

Annesinin yanına gelmesiyle onunla vedalaştı. Yavrusu ölünce başında bekleyen bir ceylan misali baktı annesine. Sıkı sıkı sarılıp ağladılar. Annesi zor günlerde biriktirdiği 3 bileziği ve bir miktar parayı hayat' ın cebine istememesine karşın koydu. Artık yolculuk vaktiydi. Hamdi " Nerdesiniz lan! Nerde kaldı yemek! " diye evde yaralı bir katır misali anırırken, fatıma içeri gidip yemeği götürdü. Hamdi, hayat' ı sordu. Fatıma ise ahıra gönderdiğini, ahırdan saç ayağını ( yufka açılan, konulan masa) almasını söylediğini söyledi. Bu sırada Hayat çoktan buluşma yerine gelmişti. Havanın karanlık olmasına denlin bir çıtırtı duydu. Karşıdan iri yarı, kocaman bir gölge geliyordu. Gerildi korktu. Çünkü bu gölge, bu, bu hamdinin fizği gibi bir gölgeydi...

Bakalım gelen ölüm mü, yoksa gelecek mi?

Bekleyen arkadaşlar, ilginiz için teşekkür ederim.

@Wishdropper

@Sedefss

@Molykote

@sekerlemekeyfisi

@MerveKOYUN

@cansusura

@Kağannn1

Sevgilerimle...

_Delikanli_


3|1
121

En İyi Kız Görüşü

  • Öncelikle etiketleyip haber verdiğin için teşekkür ederim.

    Sonunu çok merakta bırakarak bitirmişsin.. ''devamında ne olacak, o gölge kimin?'' gibi soru işaretleri kaldı aklımda. Umarım devamını fazla uzatmadan yazarsın, gayet başarılı ilerliyor. Bekliyoruz.:)

    0|1
    0|0
    • Okuyucuda merak bırakmaya çalıştım dusunsunler uyuyamasinlar diye :D en kisa zamanda gelecek devamı :)

En İyi Erkek Görüşü

Senin görüşün nedir?

Kızlar Ne Diyor 11

Erkekler Ne Diyor 0

Erkeklerden En İyi Görüş seçilmiş, ancak hala görüşünü paylaşarak katkıda bulunabilirsin.

Yükleniyor...