İlk Chat Arkadaşım

Tekrar Merhaba Sevgili KS Üyeleri;

Bilgisayar denen o sihirli kutunun evimize nasıl girdiğini, ilk tanışmamızdaki çektiğim zorlukları bundan önceki bencemde anlatmıştım. Bu sihirli kutuyla olan muhabbetimiz gittikçe artmaya başlamıştı. Ancak bir sorunum daha vardı. Çok yavaş yazıyordum. İki parmağımın klavye tuşlarındaki hareketi, tavuğun yerden yem toplamasına benziyordu. Bu ritmi daha da artırmalıydım.

Mesleki temel eğitimde bir yıl daktilo dersi görmüştük, hem de 10 parmak. Belli bir seviyeye gelmiştik. Karadenizli daktilo hocamız bu konuda çok azimli ve sabırlıydı. 50 kişilik uzunca bir daktilo sınıfımız vardı. O kadar meraklıydık ki, hocayı beklerken bile daktilo çalışıyorduk. 50 kişiden çıkan ses, senfoni orkestrasına bile taş çıkarırdı. Hele satır başı yaparken şaryonun çıkardığı sesi, sınıfın yarısı aynı anda denk getirirse… Şılaaarrkkkkk.

Hocamız derse başlamak için bu ritimsiz armonilerin bitmesini beklerdi sabırla. “Uşağum yazmaaaayiiiinn, pasmaaayiiinnn” Biran sizlerin de “uzatmayinnnn” dediğinizi duyar gibi oldum. Haklısınız hemen burada kesiyorum. Edindiğim bu beceriyi sonradan kullanmayınca körelmiştim. Bir arkadaşımın tavsiyesi bana çok mantıklı gelmişti.

İnternette bol bol chat yap. Hızlı yazmakta etkili bir yöntemdir.

Netmeeting'de bir müddet yazıştığımı önceki bencemde söylemiştim. Ancak bir müddet sonra yazışarak sohbet demode olmaya başlamıştı. Bunun yerine kameralı veya sesli sohbet yaygınlaşmıştı. Bende ikisi de olmadığı için sohbet kanalında figüran olarak takılıyordum. Ara sıra davet yollayan ecnebiler çıkmıyor değildi. Bir kaç kez kamera açmışlardı bana. Ekranda beliren ve ne olduğunu anlamaya çalıştığım bulanık görüntü netleşince cin çarpmışa dönmüş, telaş ve panikle bilgisayarın fişini çekmiştim. Bu yüzden davetleri kabul etmekten korkar olmuştum. Neticede bu makine evin en çok ilgi gören aletiydi. Evimizin uhrevi ortamını bozacaktı nerdeyse.

Bu çekincemi duyan arkadaşım, Mirc diye bir program olduğunu, burada sadece yazışarak sohbet edildiğini söyleyince rahatladım.

İlk Chat Arkadaşım

Programı indirip kullanmaya başladım. Kime yazayım diye düşünürken, bana yazanlar olduğunu yanıp sönen kırmızı kutucuklardan nice sonra anladım. Hepsi sözleşmiş gibi aynı şeyi yazmıştı.

"slm", "slm", "slm",

Allah Allah bu da ne demek oluyor.

"Buyurun, hoş geldiniz, size nasıl yardımcı olabilirim" diyerek resepsiyon görevlisi gibi karşıladım. Yine "slm" yazdılar. Ben de dayanamayıp ne demek istediklerini sordum. Sonra garip garip karakterler çıkmaya başladı.

":)" ":)))" ":D" ":xd" ":P"... vs. vs.

Bir an daktilo dersimiz aklıma geldi. Sırf ses çıkarsın diye boş boş tuşlara basarken bu tür anlamsız karakterler çıkıyordu.

Sevgili kardeşim tuşlara boş boş basıp durma lütfen. Sana bir soru sordum cevaplar mısın ?

Seviyeli ancak etkili bir ikazdı.

K.bakma... diye yazdı.

K.yı çözmüştüm. Kusura bakma demek istemişti.

Sen yenisin herhalde... diye sordu.

Çok mu belli ettim?

Hem de çok…. ve yine anlamsız karakterler. Sonra anlattı, slm'ın ve o anlamsız karakterlerin aslında ne anlama geldiğini. Artık ben de kullanmaya başlamıştım o karaterlerden. Ancak parantezi ters düz yaparken sürekli karıştırıyordum. Bazen alıngan, bazen yüzsüz, bazen de pişkin damgası yiyordum.

Diğer karıştırdığım ise "asl"

"slm" yazanlara ben “Aleyküm Selam” yazıyordum.

Sonrasında “asl” diye yazıyorlardı. Herhalde slm'ın başka yazılışı, Aleyküm Selam demek istemiş olabilir diye düşündüm.

Aleyküm Selam dedik ya kardeşim… diye çıkışınca

Biz de asl dedik... diyerek posta koydu bana.

Yine bu sanal alemin anlamsız şifrelerinden biri olmalı. Karşılıklı nizalaşmadan sonra nihayet anlattı.

ASL; Age, Seks , Location üçlemesinin kısaltılmışı ve aslında kaç yaşındasın, cinsiyetin nedir, nerelisin demekmiş. Vay anasını be, adam 3 harfle neredeyse öz geçmişimi öğrenecek. Biz günlük hayatta boşuna nefes tüketiyoruz demek ki.

Sanal alemin ilk jargonlarını öğrenmeye başladıktan sonra kısa da olsa sohbete başlamıştım. Bazıları laf atıp kaçıyorlardı. Peşlerinden koşacak gibi hissediyordum kendimi. Resmen kalleşlikti bu. Ama bu duruma alışmalıydım. Bir müddet sonra yine anlam veremediğim karakterlerle beni yoklamaya başladılar. Bunlardan birisi ise; a, p ?

Sanal alemde her harfin bir anlamı vardı sanırım. Böyle soranlara "anlamadım, ne demek istedin" diye soruyordum. Ancak sanki duvara söylemişim gibi cevap vermeye tenezzül etmiyorlardı. Her girdiğimde defalarca aynı soruya muhatap oluyordum. Ancak beni asıl sinir eden, bana sordukları şeyin anlamından bihaber olmaktı.

Yine bir gün dallanmanın biri geldi ve aynı soruyu sordu. Ben de gıcıklık olsun diye "yumuşak g" yani "ğ" diye yazdım. Nasıl olsa bu jargonda her harf sorulacaktı bana. Ben yazdıktan sonra karışımdaki dallama birden coştu;

Vayyy demek öyle haa, yakışır… diye pis pis gülmeye başladı.

Ne diyorsun oğlum sen… diye çıkıştım.

Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken, karışımdaki dallama hala gülüyor, bana methiyeler diziyordu. Nice sonra konunun aslını öğrendim.

a: aktif, p: pasif demekmiş.

Bunların anlamını izah etti, arasındaki farkı eklemeyi de unutmadı bilgiç edasıyla. Bilgilendim, kültürüm arttı. Gerçekten o zamana kadar bu tabirleri hiç duymamıştım. Ancak bu jargonlar tahmin ettiğimden fazlaydı...

Sonunda kendime bir arkadaş edindim. Anlamsız ve garip bir nicki vardı. Bundan dolayı sormaya bile gerek duymadım. İstanbul'da yaşıyordu, çok muhabbet ve cana yakın biriydi. O kadar çok konuşuyordu ki, ismini sormaya fırsat bulamadım. Sonrasında tamamen unuttum. Aile içinde yaşadığı sorunlarından bahsetti. Abileriyle anlaşamıyormuş, kendisine baskı yapıyorlarmış, erkek arkadaşlarıyla gezip tozmasına, hatta konuşmasına bile izin vermiyorlarmış. Kendisini çok yalnız hissediyormuş. Dert dinlemekten içim baymıştı. Bu arada arkadaşımın cinsiyetini söylemeyi unuttum, az çok tahmin etmişsinizdir.

Daha sonraki günlerde daha samimi olduk. İlk başta ne iş yaptığını söylememişti. Meğerse bir kamu bankasında çalışıyormuş. Artık her gün chate giriyor ve bu arkadaşımla konuşuyordum. Bir gün maaş çektiğimiz banka ile ilgili yaşadığım bir sorunu ona danışmıştım. Tam anlatmaya başlayacaktı ki, acil işi çıktığını söyleyerek 5-10 dakika müsaade istedi benden ve sonra ekledi; Dilersem telefonla arayabileceğimi, daha detaylı anlatabileceğini söyledi. Kabul ettim.

Bankanın sabit telefonunu vererek, telefona kendisinin çıkacağını ekledi. Nasıl olsa ilk e-posta adresimi de Konya'dan bir bayanın telefonla yardımcı olması sayesinde almıştım. Sanal alemde ne iyi insanlar var diye iç geçirdim.

10 dakika sonra aradım, ancak telefona kendisini tanıtarak bir erkek çıktı. Herhalde mesai arkadaşı diye düşündüm. Nasıl yardımcı olacağını sordu. Ne diyeceğimi bilemedim o an. Keşke ismini sorsaydım diye kızdım kendime. Chatten arkadaşım orada çalışıyor, kendisini verir misin diyemezdim.

Üstelik ben bocalayınca “Bankadan birini mi arıyordunuz” diye sorunca daha çok telaşlandım.

Baktım işler karışacak hemen kıvırdım. Oranın hangi şube olduğunu sordum. Söyleyince de başka ilçe ismi vererek “Ben orayı aramak istemiştim” diyerek telefonu alel acele kapattım.

Bilgisayarda chat yaptığımız pencere hala açıktı. Bir hışımla "Hani telefona sen çıkacaktın" diye çıkıştım. Hemen cevap geldi; telefonun başında kendisinin olduğunu söyledi. İyice sinirlenmiştim;

“Yalan söyleme az önce aradım telefonda erkek vardı, başka şubeyi aramıştım diyerek kapattım”

Gelen cevap karşısında beynim döndü, durdu, devrelerimden önce duman sonra kıvılcımlar yükselmeye başladı.

"Tamam işte, o telefondaki bendim, ama sen konuşmadan kapattın"

Neler oluyordu, anlam veremiyordum. Beynim iflas etmişti gerçekten.

Nasıl yani? diye yazabildim ancak.

Nasıl yani ne demek, neyi anlamadın… diye sordu.

Kafamı biraz olsun toparlayarak sordum;

Az önce telefonda konuştuğum kişi ile şu an bana yazan aynı kişi mi ? Başka kim olabilir, herhalde aynı, benim ben.

Asıl sormak istediğimi izah edememiştim. Açıkça sordum bu sefer;

Sen erkek misin yani?

Sen benimle kafa mı buluyorsun? diye çıkıştı. O an başımdan kaynar sular boşaldı. Meğerse ben çoktandır kız zannettiğim bir erkekle konuşuyormuşum. Konu açıklığa kavuştuktan sonra birbirimizi suçladık. Ben ona neden kendisini kız olarak tanıttın diye kızdım. O da kendisini kız olarak tanıtmadığını iddia etti. Gerçekten de ben kızım demedi, ancak ismini de söylemedi, gerçi ben de sormamıştım. Ancak benimle neden kız gibi konuşmuştu. Açıklama getirdi;

Böyle bir nick kullanan başka nasıl konuşabilirdi.

O an gözüm anlamsız ve garip nickine ilişti.

"Gey" yazıyordu.

Bu ne anlama gelebilirdi ki. Sanal alemin lanet olası uyduruk tabirlerinden biri olmalı. Sonra anlattı. Gey'in; Gay'ın okunuşu olduğunu, aslında anlaşılmayacak kadar karmaşık olmadığını söyledi. İyi de ben Gay nedir onu da bilmiyordum ki. Aktif ve pasifin üstüne bir de gay.

Ne olduğunu öğrenince tuhaf oldum, kızardım, bozardım, terledim, hararetim arttı, kendime bir sürü yakıştırmalar yaptım. Bilmediğin aleme neden takılıyorsun, pipim salatalık diyene neden bir avuç tuzla koşuyorsun diye kendime saydırıp durdum. Bu saflığımdan ve cahilliğimden dolayı ilk arkadaşım Gay çıkmış ve uzun müddet onunla konuşmuştum.

Gerçi şu hususu izah etmek durumundayım. Onu kız zannederek konuştum ancak, sanıldığı gibi aramızda veya konuşmalarımızda özel bir şey yoktu. Zaman zaman erkek arkadaşlarıyla ilişkilerini anlatırdı. Ben onları sevgilisi zannederek dinlerdim. Ancak esprili ve muhabbet biriydi. Hatta eşim güldüğümü gördüğünde yanıma oturur, sohbetimizi okuyarak o da gülerdi. Hatta bir gün nicki dikkatini çekmiş olmalı ki, anlamını sormuş, “Bilmiyorum ki, buradakilerin çoğu manyak, genelde garip garip nick kullanıyorlar” dediğimi hatırlıyorum.

Yaşadığım bu şoktan sonra, gay arkadaşım onunla artık konuşamayacağım diye çok korktu. Aslında konuşmayı da düşünmüyordum açıkcası. Ancak çocuk gerçekten iyi biriydi, temiz kalpliydi, kendi tercihleri ile ilgili benden bir talebi olmamıştı, ki olsaydı erken uyanırdım zaten. Hatta chatte başkalarıyla da konuştuğunu, benim yerimin ayrı, onların yerinin ayrı olduğunu söylerek açıklama getirmişti. Tabii o an ne demek istediğini anlamamıştım. Bu nedenle bir müddet daha konuşmaya devam ettim.

Evet dostlar, bu yazıma bence gözüyle değil, sohbet gözüyle bakıyorum. Belki çok uzattım, sürç-i lisan ettiysek affola. Gösterdiğiniz sabır ve anlayış için teşekkür ediyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Göz atmak isterseniz diğer bencelerim;

İşte Yeni Kerhane'miz.

Bilgisayar ve İnternetle İlk Tanışma Hikâyem.

30 Yıl Sonra Gelen Buluşma.

Unutulmaya Yüz Tutmuş Düğün Adetleri.


0|0
16|4

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 16

  • Baya değişik olmuş eline sağlık.

    0|1
    0|0
  • Çok akıcı ve guzel bir bence emeğine sağlık:)

    0|1
    0|0
  • ilginçmiş

    0|1
    0|0
  • Keyifle okudum eline emeğine sağlık :)

    0|1
    0|0
  • eskiden çoğu insanların eğlendiği tek yerdi :)

    0|1
    0|0
    • Haklısın çok rağbet gören bi' platformdu.
      Benim eğlencem kursağımda kaldı maalesef :)

  • O kadar güzel yaziyorsunki kiskandim resmen :D (kendim biraz yazma engelli olduğum için güzel yazanlari görünce tuhaf bir şekilde mutlu oluyorum) Gerçekten çok sürükleyici ve keyif veren bir bence olmuş. Bütün benceyi siritarak okudum :) Hemen diğer bencelerine de bakacağim.

    0|1
    0|0
    • Teveccüh buyurmuşsunuz efenim :)
      Güzel yorumun ve düşüncelerin için teşekkür ederim :)

  • Hala görüşüyormusunuź onunla?

    0|1
    0|0
    • ve mirch denilen site nasıl bir yer kaç yılında üye oldunuz oraya? :))

    • Hepsini Göster
    • Bendemi girsem acaba :D

    • Valla o zamanlar sanaldakiler samimiydi. şu an kimin eli kimin cebinde belli değil. Dürüst insana denk gelmen zor. Hüsrana uğrayabilirsin.

  • Mirc benimde hatirladigim yillar

    0|1
    0|0
    • Bu kötü tecrübe sayesinde benim de unutmak istediğim yıllar :)

  • Ya ben chat filan nefret ediyorum. yani yazsmak vs. boş bana gore. ama gerçekten çok güzel bir hatira anı olarak kalmis senin için. zevkle okudum. teşekkürler paylasim için 😊👌

    0|0
    0|0
    • Sağolsun o arkadaş taa o zamanlar soğutmuştu beni :)

      Ben teşekkür ederim.

  • Guzel olmus

    0|1
    0|0
  • Emeğine sağlık. :)

    0|1
    0|0
  • Ya çok tatlısın :)

    0|1
    0|0
    • Teşekürler ederim yeğenim, o senin kalbinin güzelliği :)

  • Cok tatlisiniz yaa :D
    S. s. s
    K. i. b

    Bunlarida ogrendinjzmi merak ettim :D

    0|1
    0|0
    • Kısa tutmak için s. s. s. yi yazmadım. Küfür ediyorlar diye gün yüzü görmemiş küfürler savurmuşluğum vardır :)

      Kib, aeo, by... Sarılıp gözü yaşlı vedalaşmaların önüne geçmek için türetilen pratik kısaltmalar :)

    • Hepsini Göster
    • Fisi ceksem nolcak laptop tu ama cok kotu olmustum sizinde yukarda anlattiginiz gibi kizardim bozardim baya bir sok yasadim bidaha tuzaga dusmedim ama cok sukur :)

    • Valla bizim zamanımızda bilgisayarlar fişi çekmelik olanlardandı, o dediğinizden yoktu :P

      Umarım yalan dolanlarla dolu bu alemde, böyle bir durumla bir daha karşılaşmazsınız.

  • ilk chat arkadaşım ilk sevgilimdi malesef safmışım o aralar

    0|1
    0|0
  • Olayları anlatım tarzınızdan tutunda sürükleyici, keyif veren, merak uyandıran ve bütün bunları yaparken bir taraftan tebessüm ettiren çok özel bir Bence derlemişsiniz.

    80'ler kuşağının son dönem temsilcilerinden biri olmakla mütevellit geçenlerde genç tayfaların diyalog arasında geçen kısaltmalardan olan "Ho" ile karşılaşıp 3 gün düşündüm.. Aklıma H harfi ile başlayan bütün isimler geldi sonra O harfinin ne olabileceğine dair fikirler yürüttüm... Bütün dünya dillerini kurcaladım acaba bu "Ho" neydi? Başka bir forumda böyle bir soru açtım henüz 19 yaşında olan bir genç yüzüme tokat gibi "Ho" kısaltmasının/Hayıllı olsun olduğunu söyledi...
    Gülsem mi ağlasam mı bu uğurda feda ettiğim zamana mı üzülsem bilemedim. :)

    Lütfen diğer Bencenizde bu konuyu özellikle gündeme taşıyın. Sunduğunuz değerli bilgileriniz eksik olmasın, teşekkür ederim... :)

    0|1
    0|0
    • Öncelikle beğeni ve görüşünüz için teşekkür ederim.

      HO'yu görünce tahmin etmek için duraksadım ve aşağıya bakmadım. Ama aklıma hiç bir şey gelmedi :)

      Cidden ergenlerin konuşmalarını anlamak için kripto kursu görmek gerekiyor :)

    • Hepsini Göster
    • Ben teşekkür ederim, harikaydı...

      Varın birde benim halimi düşünün Dünya dilleriyle aramda çok sıkı ve sımsıcak dostluklar oluşuyor, köprüler kuruluyordu neredeyse. Bir ara rüyamda Ho'nun mealini buluyordum öylesi bir bilinçaltı problemi... :)

      Haklısınız ama bunları anlamak için şifreleme bilimi kafi gelmez alttan birde ders almak lazım bu gibi forumlarda her an yeni bir sözcük ekleniyor efenim 2. dillerinin arasına bu Türkçe değil yani bambaşka bir dil.. :)

      Aman Hocam ergenler duyarsa dillerinden kurtulamayız artık biz yinede noel baba karşılama selamı olarak algılayalım "Ho, ho, ho.." :)

    • Allah iyiliğinizi versin emi, çok güldüm :)

      Evet ya, Noel baba da öyle karşılanıyordu değil mi :)

      Benzer bir durumu ben de yaşadım. Bir ara twittera takılıyordum. ARO diye bir tabir kullanıyorlardı. Bayağı kafa yordum, nice sonra anlamını öğrenebildim.

  • Okurken cok guldum. Cok guzel yazmissiniz elinize saglik.

    0|1
    0|0
    • Güldürmeyi başarabildiysem ne mutlu bana.
      Çok teşekkür ederim :)

Erkekler Ne Diyor 4

  • Facebooktan bana istek atan kişi hala arkadaşım ama ortada artık face yok

    0|1
    0|0
  • teşekkürler süper bir bence olmuş bence :)

    0|1
    0|0
  • Sağ tıklatıp mario oyunuda açtın mı :) kucuktum ben acmasini bilmiyordum

    0|1
    0|0
  • Bizi güldür hep

    0|1
    0|0
Yükleniyor...