Neden Olmasın? Hadi yapalım. İnanın Zor Değil.

Hemen şimdi. Şu an. Bırakın elinizde ne varsa. "Hiç vaktim yok" bahaneleriyle kandırmadan kendinizi, "Daha önemli işlerim var şimdi" diye ertelemeden. Yapamaz mısınız yani? Cesaretiniz mi yok? Yoksa tembel misiniz? Hadi canım! Bırakın türlü türlü mazeretler üretmeyi. En iyi yaptığınız şeylerden biri de bu işte. Mutlaka bir bahanenin ardına gizlenmek. Çoktan okumaya başladınız bile bu yazdıklarımı. "Nereye gidecek bakalım" diye merakla üstelik. Bakın var işte vaktiniz. Okumaya başladıysanız, öyle ya da böyle, o ya da bu şekilde mutlaka getireceksiniz sonunu. Haksızsam kapatın haydi sayfayı. Bir tıklık işi var. Nasılsa tekrar geleceksiniz. Aklınız burada kalacak çünkü. Şimdi değilse de 1 saat sonra. Belki mesai bitiminde. Ya da ne bileyim daha öncelikli olanınız her ne ise o bittiğinde. Bugün olmazsa yarın. Ya da herhangi bir zaman diliminde. Ama geleceksiniz. Zırhlarınızı kuşanmayın hemen.. Ben çoktan beyninize girmeye başladım bile. Zihninize "Acaba" sorularını sokmayı da. En önemlisi bana yeniden döndüğünüzde, yüzünüzde şimdi olduğu gibi kocaman bir tebessüm oluşturmayı da başardım. Gülmek size çok yakışıyor haberiniz olsun.

Bilim buna "Şartlı Refleks" mi diyordu. Ben demiyorum. Ben sadece ve en basit haliyle "merak" diyorum. Unutmadan, bizbize kalanlarla biz, alacağız şimdi bir fincan kahve elimize, şöyle en köpüklüsünden. Hani bize ait olanından. Mis gibi Türk Kahvesi. Taze kavrulmuş. Kokusuyla baştan çıkaran. Hani en okkalısından. Fal mı? Belki sonra. Ben beceremem ama becerenler var aramızda. Geldi değil mi size kadar kokusu. Höpürdete höpürdete yudumlayacağız hem de. Kullananlar bir de tütün saracak yanına, saramayanlar hazır paketlerinden çıkaracaklar. "Sigaramın dumanına sarsam, saklasam seni" diye hep bir ağızdan başlarken türkülerimiz. Bizim keyfimiz yerine geliyor yavaş yavaş. Sizinkini bilemeyiz biz. Bilemeyiz ne haldesiniz.Gittiniz. Bize ne gitmeseydiniz. Herkese yetecek kadar vardı bizim köpüklü kahvemiz. Biz hep demiyor muyuz; "Gönül ne kahve ister, ne kahvehane. Gönül bir dost ister, kahve bahane".

Neden Olmasın? Hadi yapalım. İnanın Zor Değil.

İşte bizim bahanemiz de bu. İki lafın belini kırmak. Dostça sohbet etmek. Çok özledik çoook. İki işin arasına sıkıştırmadan, zamandan çalmadan, zaman ayırarak. Hani ayaküstü değil de, şöyle kanepede ayaklarımızı uzatıp, en yumuşak kırlente sırtımızı dayayıp, en rahat halimizi bürünerek. Özlemedik mi? Özledik özledik. Hadi o zaman. Yaslanın şöyle arkanıza. Kaykıla kaykıla üstelik. Derince bir nefes alın. "Ohhh" unuzu da çıkarın şimdi. Vallahi hakettiniz. Hala benimleyseniz, çoktan hakettiniz. Yine bir harikasınız kızlar. Her zaman olduğu gibi. Ayakta alkışlıyorum şimdi hepinizi.

Biliyorum oldukça yorgunsunuz. Bedeniniz değil sadece yorgun olan. Beyniniz daha yorgun. Ağrı kesici ilaçlar almadan geçmiyor artık baş ağrılarınız. Migreni azanlar da var aramızda. Karnı ve kasıkları da kıvrandırıyordur bazılarınızı. Bilmez miyim. Her ay eşime off günü değil , haftası ilan ediyorum o günleri. Çocuklar rahat vermiyor çoğu zaman. Kış aylarındayız ya. Ne öksürüğü bitiyor ne aksırığı. Burnunu silmekten helak oldunuz. Ateşlendiğinde ufaklık, sizi de bir hararet basıyor, bir telaş alıyor ki sormayın gitsin. Akşama kadar evi derleyip toplamaktan bel ağrıları çekenleriniz "Bezdim vallahi" şeklindeki haykırmalarınızı duyuramamaktan şikayetçi. Biliyorum. Türlü türlü nedenleriniz var bugün de kendinizi dünden daha iyi hissetmemek için. Hissetmeyi istemek için isyanlardasınız hatta.

Haklısınız. Sizi sizden daha iyi anlayabilecek birileri de kalmadı yanınızda. Hani şöyle başınızı omzuna yaslayacağınız bir kardeş, dert ortağı olacak bir dost. Sadece kendini düşünmeyip, sizi de biraz olsun düşünebilecek bir sevgili. İşlerin ucundan tutacak bir eş. Sınav stresini paylaşacağınız, çözmekte zorlandığınız şu illet soruyu hem çözüp, hem nasıl çözdüğünü size anlatacak bir sıra arkadaşı. "Bugün ne pişirsem" diye fikir alacak kapı komşusu.

Biliyorum, koca desen; "bütün gün kimlerin ağız kokusunu çektim, önüme koyacağın bir tas çorba" modlarında. Sevgili desen; "kızım özledik işte, ver bir dudak" oynaşmalarında. En yakın arkadaş desen; o yakınlığı çoktan uzaklara taşımış, kendi derdine derman olacak arayışlar içine girip, "Ne sanıyor ya bu adam kendini, bana sevgili mi yok. Elimi sallasam ellisi. Değer verende kabahat. Yüz vermeyeceksin bunlara. Kalkmış işte bir yerleri yine" gibi cümleleri, daha kapıdan içeri girer girmez sıralamaya başlayan ve ardına ekleyecekleri birkaç saatinizi alacak bunalımlar içinde. Anne baba desen; "seni anlamayanlar" ın içinde çoktan kendine bir yer edinmiş durumda. İştekiler zaten bir alem. Okuldakileri saymıyorum bile. Eee. Kim kaldı geriye. "Nerdeeee" diye derin derin hayıflanmalarınızı duyar gibiyim.

Vardır vardır. Gerçekte bu saydıklarımızdan sizi bir çırpıda uzaklaştıracak, sadece sizin gibi düşünen, hadi düşünmese de anlayabilen, sizi gerçekten dinleyip sorunlarınıza çözüm bulan, hadi bulamasa da bulmaya çalışan, çalışmasa da en azından bir fikri olan birileri. Adının ya da sizin hayatınızdaki yerinin, en azından bugün için çok önemi yok. Bugün sizin hayatınızda olup olmamasının önemi var. Neden olmadığının da bir önemi yok. Hani "şu an yanımda olsaydı" özlemini, her haliyle yanınızda olarak hakeden biri. En "olduğunuz gibi" nizi bilen, en saçma sapan halinizi gözardı eden, kocaman serseriliklerinizi baş tacı edebilen, vurdum duymazlıklarınızı sizin gibi duymazdan gelen biri. Nazınıza, kaprislerinize, coşkularınıza, sevinçlerinize, şımarıklıklarınıza, üzüntülerinize, başardıklarınıza, başaramadıklarınıza, pes ettiklerinize, size "Bu kadarına da pes" dedirtebilen işte o biri. Artık gitti değil mi? Ya da siz O'ndan gittiniz. Mutlaka bir gerekçesi vardır. Ya da sizin bir gerekçeniz. Özlemediniz mi? Çok özlediniz hemde inanırım.

Çünkü bugünlerde O' na, dünlerden daha çok ihtiyacınız var.

Kolay gelir hani ilk zamanlar. Yokluğuna alıştırmaya çalışırsınız kendinizi de, eksikliği hep vardır. Yerine koyacak birilerini tüketip tüketip durursunuz da hiç dolmaz yeri.

Ne yapalım biliyor musunuz? Hemen şimdi. Şu anda. Yakınınızdaysa yanıbaşına giderek, değilse de bir tuş kadar yakınlaştırarak, her kimse O'na ulaşın hemen. Çok mu zor? Değil yahu. Biraz cesaret hepsi bu. "Ben bunu nasıl yaptım böyle" diye kendinize hayret ettiğiniz, yaptığınız şeye inanamadığınız olmadı mı hiç? Deli cesareti diyorlar ya, işte ondan. Hiçbir pişmanlık duymadan, inatla ve hırsla, yapmış olmaktan garip bir mutluluk duyduğunuz, sadistçe bir zevk aldığınız, tıpkı bir şeylerin acısını çıkarırcasına. Kaybedecek ne var ki daha çok. Ne yani. Yeniden kazanmak ya da en azından bu vicdan azabından kurtulmak istemiyor musunuz çoktandır. Biliyorum, bilmeden istemeden kırdı sizi. Ya da siz O'nu çok kırdınız. Anlıyorum, hiç hak etmediniz yaptığı şeyi. Ama o da hak etmedi belki. Biliyorsunuz değil mi?

Birbirimize tahammül edemeyecek, biraz hoşgörülü olamayacak kadar yordu bu yaşam bizi. Menfaatlerimiz ve beklentilerimiz çoğaldıkça değer yargılarımızı tüketir olduk.

İşte şimdi tam zamanı. Biliyorum. O da sizi çok özledi. Gördüm ben. Kaç kez çevirdi numaranızı da, ara tuşuna basamadan vaz geçti. "Ben bir şey yapmadım ki, niye ben arıyorum" u bahane ederek kırdı cesaretini. Kaç kez, o birlikte çekirdek alıp çitlediğiniz parka siz olmadan gitti. Hatta siz de gittiniz onsuz. Birlikte alışverişe çıkıp, farklı renklerde "sıkıldıkça birbirimizle değişir giyeriz" diye aldığınız o kelebek desenli kazağı artık giymediğinizi, giyerseniz gözlerinizin dolacağını da biliyorum. Sırf siz çok seviyordunuz diye, artık sıcak çikolata içemedğini siz biliyor musunuz peki? O gün tüm hırsınızla telefonuuzdan sildiğiniz resimlerin nerde olduğunu da ben söyleyeyim size. Sosyal medyada paylaşmıştınız ya gururla. Şöyle en şapşal halinizle poz vererek hani. İşte orada. Açın bakın inanmıyorsanız ınstegram ya da face sinizi. Adımın Rüzgar olduğundan ne kadar eminsem işte o kadar eminim çoktan beridir ulaşmak istediğinizden.

Siz de biliyorsunuz. Kolay olandır kaybetmek, kazanmak çok zor. Avuçlarından kayıp gitmeden, en güzele sahip çıkabilmektir aslolan. Aranızdaki o "büyülü şey" her ne ise işte ona, sahip çıkın. Hadi yapalım. İnanın zor değil. Neden olmasın. Ne kadar daha yaşayacağız bileniniz var mı?

#sevgiylekalın

#Blueobsession


1|2
8|2
Blueobsession KizlarSoruyor'da Editör
Editör kimdir?

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 8

  • ❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤ çok hoş

    0|1
    0|0
    • Senin kalbin çok daha hoş. Gördün mü bak. Sonrasında böyle oluyor işte. Sırrımızın bendeki kısmını düşün. Tüm o yaşananlardan sonra bu hale gelebildiysem ben eğer, sen daha muhteşemlerini yaşayacaksın. Çok değerlisin arkadaşım.
      Gözlerine sağlık. Ve yüreğine. Elbette her zaman olduğu gibi sevgiyle kal..

    • Teşekkür ederim çok naziksin ve desteğin paha biçilmez değerli

  • Duygunuza, ruhunuza sağlık diyorum.
    👏

    0|1
    0|0
    • Yüreğinize, okuma zahmetine giren gözlerinize sağlık diyorum ben de.
      sevgiyle kalın.

  • Emeğine sağlık. :)

    0|1
    0|0
  • Çok Hoşuma giderek okudum tebrikler ☺️

    0|1
    0|0
  • beğendim fena değil En azından samimi ve kendi düşüncelerinizden olmuş ellerinize sağlık.. İnsanlar bazı şeyin değerini kaybettiği vakit anlayabiliyor çok acı bir durum ama maalesef ki böyle

    0|1
    0|0
  • Emeğine sağlık. Elim gidiyor kaç kere tuşlara ama söz verdim kendime aramayacağım çünkü açmayacak biliyorum uyuyor bu saatte ya da yine bana çevrimdışı. Sohbet ettik yukarıda seninle dostum bu biraz yeter bana. Kahve için teşekkürler. Bir dahakine söz benden kahveler ☺

    0|1
    0|0
  • ne kadar güzel bir yazı emeğine saglık
    mutlulukla kal @Blueobsession

    0|1
    0|0
  • Eline sağlık çok güzel olmuş

    0|1
    0|0

Erkekler Ne Diyor 2

Yükleniyor...