Sanal Ortamın Cazibesi ve Gözümüzden Kaçanlar

Kimseye güven olmayan bir dünyada yaşadığımızın çoğumuz farkındayızdır aslında. Kendin olabilme özgürlüğü sözdedir; çünkü gerek çalışma hayatında, gerek insan ilişkilerinde -meli -mali ile biten davranış/düşünce zorunluluklarımız vardır. Bu da bizi gerçek kimliğimizden soyutlayıp sistemin istediği türden robotlara dönüşmemizi sağlayarak, yalnızlık veya mutsuzluk çıkmazına sokmaktadır (gündelik hayatta)

Sanal ortamin cazibesi ve gozumuzden kacanlar

Sosyal medyanın bize sunduğu "başka kimlikle kendin olabilme" seçeneği, bu havuzun her geçen gün daha da genişlemesini sağlamıştır bu sayede. Ve insanlar, isimleri dışında transparan olabildikleri, ya da hayalini kurdukları yalandan kişi olabildikleri bu ağlardan iyice kopamaz hale gelmiştir, tam da bu yüzden.Gerçek hayatta hata yapmaktan ölesiye korkar hale getirilmiş biz robotlar, sanal ortamda daha özgürce kendimizi ifade edebildiğimizi düşündükçe, daha da bağımlısı haline gelmekteyiz bu ağın.

Sosyalleşmenin getirdiği karşılıklı fikir alışverişiyle edinilen sorgulayıcılık, münazara, paylaşım vs gibi iletişim odaklı şeyler bazı insanlar için ne yazık ki en rahat sanal ortamda yapılabilmektedir. Gerçek hayatta kurulmuş sosyal bağlar içinde tartışılmaya veya konuşulmaya çekince getiren her konun başlığı sanalda farklı bir kimlikle rahatça açılabilir ve tartışılabilir üstelik (cinsellik, siyaset gibi noktaların konusu açıldığında insanların kendisine karşı önyargı beslemesinden korkan bireyler, meraklarını veya fikirlerini realde gizleme eğilimindedirler ve sanal kimlik bu engeli kaldırır).

Sadece fikir alışverişi için geçerli değildir bu sanalda kendini daha özgür hissetme durumu. Bastırılmış cinsel arzularını gidermek için de insanlar bu kanalı kullanmayı daha çok tercih ederler. Veya medyanın pompaladığı güzel/yakışıklı/çirkin sınıfında özgüven kaybına uğramış bireylerin ego kabartma arzusunu da sanal karşılayabilir (günde kaç tane "nasılım" sorusu sorulduğuna dikkat çekerim).

Duygusal ilişkilerin sorgulayıcı iğnelerinden bıkmış insanlar da sanal ilişkiler kurma eğilimindedirler (her şey bir engelleme seçeneğine bakıyor olduktan sonra, istenildiğinde kopması kolay ilişkiler) Kimi zaman, partnerinde bulamadıklarını karşılayabilecek hayali sevgili edinme durumuna da girebilir bazı insanlar. Arkadaşça sohbetlerde bile kendi kafa yapısına uygun insanlar bulmak daha kolaydır hem. Ve gerçek hayatta göremediği ilgiyi, şefkati, desteği ( ne derseniz işte) sanalda gören robot kişisi, bir yazılıma mahkum hale geldiğinde çok da şaşılası değildir. Aynı çatı altında yalnızlıklarını paylaşan milyarlarca insan...

Her aradığını kitaplarda bulamayan kitap kurtları bile belli alt başlıklar üzerinden aradıkları kaynaklara sanalda rahatlıkla ulaşabilmektedir ve kaynaklar üzerinde başkalarıyla tartışabilirler. Bu da artık otobüste, durakta veya bir bankta otururken kitap okuyan insanlara az rastlama sebeplerimizden biridir (etkisi az mı çok mu tartışılır).

Kitaplarla arası olmayan biri için de bilgiye ulaşmanın en kısa yoludur internet; ama araştırma yapmak için değil, başkalarına belli forumlarda veya sitelerde danışarak aradığı soruya cevap bulur. Hoş, sormasına da gerek yoktur aslında, şans eseri bir yerde okuduğu haberle ilgili saatlerce bile konuşabilir böyleleri ( Hem kulaktan dolma bilgi daha çabuk edinildiği için, sanalda edindiği bir bilgiyi fikir yapısı haline bile getirebilir bir kişi; aksini tanımadan gözü kapalı bir ideolojiye teslim olmak internet ağları yokken de insan canlısının büyük sorunlarından biriydi zaten.) Ve bilgi kirliliği dediğimiz hastalık herkese yavaş yavaş bulaşır.

Bazen de günlük hayatımızda plan yapmadan önce sanal portallardan yararlanarak mekan/müzik/ambians/kalite/festival vs gibi konularda fikir alışverişinde bulunabiliriz. Swarmda birçok arkadaşının uğradığı mekana merakla gitmek gibi örnekler de peşi sıra gelir hani. Bunun sebebi de, talebini karşılayabilecek yerler veya etkinlikler bulmada cebine dost ve seni tatmin edecek arteller bulma isteğidir. Gün boyu yapılması gerekenlerle kısıtlanmış hayatlarımızda soluk alabileceğimiz bir tatil gününde bilmediğin dandik bir mekanda bütün cebini boşaltıp çıkmak kim ister ki?

Cevaplar sıralanır gider, sanala, internet ortamına bu kadar neden bağlandığımız sorusuna; ancak en kilit sebep, yalnızlaşmış, kendini toplumdan biri gibi hissetmeye çalışırken bambaşka biri oluvermiş insanların, durumlarına sessizce yardım arayışıdır. Sosyal medya yokken de hayat devam ediyordu ama dediğim gibi, bağlayıcı etmenlerin temeli yalnızlıktan geliyor.

Gerçek hayatta kimliklerimizi sunmamıza engel olan herşeyi göz önünde bulunduracak olursak, yaşamı sürdürebilmek için buna devam etmek zorundaymışız gibi hissediyor olabiliriz elbet. Ancak unuttuğumuz en önemli şey, bir gün bu dünyadan göçerken bile kendimiz olabilme zevkini tadamamış olup gidiyor olmaktır -belki de ölüm en çok bu yüzden korkutur insanları- ve hala neden burada bir ömür yaşadığını anlayamamış olmak da bir ihtimaldir. Toplumsal sınıflar, inançlar, -meli -malılar...

Sanalda nefes aldığını zanneden bütün robotlar, aslında sistemin dikte ettiği hayatlara mahkumiyete başkaldırmamaları için uyutulmaktadırlar. Bizleri tatmin eden bir şeyler olduğu sürece şükretmekle yetinmek aciziyettir. Bir başkası için çalışmak, ondan emeğinin karşılığını beklemek (bir hayvan gibi), veya güvenliğini sağlayabilmesi için silahlanmak/ya da benzer silahların dünyanın bilmediğin bir yerinde ateşlenmesine sessiz kalmak... Kimse bunun için doğmadı. Postmodern köleleriz evet, daha da beter olma yolunda herkes emin adımlarla ilerliyor.

Sonuç? Çözülememiş bir paradoksun sonucu olmaz. Herkes kendi kapısının önünü süpürmeyle başlamalı, hiç olmazsa kendisi olma sorumluluğunu alabilmelidir. Pek çok sözde başarı elde edebilirsiniz ancak mutluluk dediğimiz şey kendi doğanı yaşadığında filizlenir.

Bir süre kapatın bilgisayarlarınızı, telefonlarınızı ya da kullanmayın bir süre. Dışarıyı izleyin; koşuşturma içindeki insanları, akıp giden trafiği, yolun kenarında uzanan bir köpeği, yağıyorsa yağmuru, yapraklarını dökmeye başlamış olan ağaçları.. Her gün aynı yerden geçiyor olsanız bile gözünüzden kaçmış şeyleri keşfetmeye çalışın. Ne görüyorsunuz? Kendinizi, tabi ki

Ufak şeylerden mutlu olmak çocukluğa özgü değildir; bizler bizi mutlu edebilecek ufak detayları unutmuş ödunlarız aslında. Ekonomik sınıf farklılıkları her istediğimizi yapmamızda bize yeterli özgürlüğü vermeyecek belki, evet ama sizi mutlu edebilecek küçük notaları bulmak da oldukça önemli bu hayatta. İşe, gözlerinizi telefonlarınızdan ve tabletlerinizden arada bir ayırarak başlayın. Kopun demiyorum bu görelilikten; ama nefes almaya da bakın arada. Hayat geçiyor; yaşamak için neyi bekliyorsunuz daha?

Hızlı yazdım arkadaşlar, yazım hataları varsa sorry artıkın. Mutlu kalın.


0|1
1|2

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Erkekler Ne Diyor 2

Kızlar Ne Diyor 1

Yükleniyor...