Güzel/Yakışıklı Olmak Harika Bir Şey Olmalı

Kadın-erkek ilişkilerini irdelediğini söyleyen bir siteye, aklına geleni yazıp yolluyorsun... Bin kişi okusun diye hırslanan yok, tam tersine, "Kıyıda köşede dursun, 1 kişi okusun anlasın yeter artar" diyorsun ama "Houston, bir sorun var"...

"Houston" senin yazdıklarını denetleyip başlığını değiştiriyor, kelimelerle oynuyor, sonra da "Çok beğendik, al sana Xper" diyor... Eşyanın doğasına aykırı, beğenilen bir şey üzerinde değişiklik yapılmaz ki... Ayrıca, bu sitede "süper" seçilmeyen bence var mı? Ben görmedim, her şey "süper" burada... Ayrıca "bence" değil "onca", daha doğrusu "Vikipedice", "Googleca"lar mevcut bolca... Süper seçilmenin hiçbir mantığı yok yani.

Her neyse, kız olmanın güzelliğini iğneledikten sonra, sıra "cici çocuk" olmanın faydalı yanlarında...

İnsan görünümlü canlılar, "Önemli olan iç güzelliği" edebiyatını yaptıkça yapar ama pratik farklı konuşur. Bugün insanın market rafındaki bir ticari üründen farkı yoktur. Ambalaj önemlidir, içerik önemsizdir yani... Ambalaj ne kadar cafcaflıysa, müşteriniz/alıcınız o kadar bol olur...

Güzel/yakışıklı olmak harika bir şey olmalı...

Şekil A: "Giderli çocuk" adı verilen bu canlı, predatör kızların en temel besin maddesini oluşturur

Bugün deterjanların, diş macunlarının, şampuanların içeriğinin okunduğunu pek sanmıyorum, marketlerde hiç öyle insanlar görmedim, çekerler bir kocaman araba, doldururlar içini, yaşasın tüketim... Halbuki bir okunsa, hepsinin içeriğinin aynı olduğu bir görülse... X marka, Y marka, farkı yok... Ama reklamlarla "çok fark" yaratılıyor, bir ilüzyon, bir şov dünyası bu... Doktor kılığındaki oyuncuların olduğu reklamlarla ne de güzel kandırılıyor toplum... Çok ucuz ürünlerin nasıl da elzem olduğu dayatılıyor, tehditlerle ve reklamların parlak ışıklarıyla...

"Sosyal ilişkilerimiz"in reklam filmlerinden farkı yoktur. Ambalaja bakar her şey... Berkecan'ın bebek yüzü, Busenaz'ın pürüzsüz cildi ve dalgalı saçlarıdır aslolan... Güzel bir kızsan erkekler etrafında pervane olur; yakışıklı, adonisli, six packli, bilmem neyli erkeksen de öyle... Herkes senle tanışmak ister. Çünkü ambalajın parlıyordur.

Bugün pek çok meslek dış görünüş odaklıdır... Güzel ve yakışıklıysan çok kapılar açılır, diploma, kişilik, hobiler, entelektüellik, zeka, vizyon sahibi olmak falan hikayedir... Oyuncu yaparlar seni, manken yaparlar, star yaparlar, hostes yaparlar, ilaç firması satış temsilcisi yaparlar, bankalarda yükselirsin, sonuçta her daim "vitrin"e koyacaklar seni... İnsanlar senin güzelliğine/yakışıklılığına kapılıp sana durduk yerde güvenecek, ceplerindeki son kuruşuna dek onların soyulmasına yardım edeceksin... Marksistlerin "tarih öncesi kehanetler" denilen literatüründe bu şöyle yorumlanır: "Üzerinden artı değer üretilen bir meta olmak"...

Çirkin misin, tipsiz misin, genetiğine küs, hayata zaten küstürürler seni... Ortaokulda, lisede sırf dış görünüşleri "bir Kıvanç Tatlıtuğ olamadığı için" akranlarınca alay edilen çocuklar, ömür boyu o yaraların izlerini taşır. Tam büyümeye hazırlanırken, "ben de varım" demeye başlanırken alınan o darbelerin kaç kişiyi hayattan koparıp intihara sürüklediğini bilenler bilir, duyanlar duyar...

Güzel ve yakışıklı bir insan, başka birinden hoşlandığı an duygularını rahatlıkla dışa vurabilir ama tipsiz-çirkin bir kişi bunları hep içine atmak eğiliminde olur. Karşılıksız aşklar, platonik aşklarla kendi kendini üzmekten başka iş yapmaz. Arada üçüncü sayfalarda okuyoruz platonik aşk yüzünden intihar edenleri... Yaşamaya gelinen bir dünyada buna değer mi? Azıcık bilimle haşır neşir olsak, yaşamanın nasıl zor olduğunu, dünyaya nasıl zor geldiğimizi bir görsek, bu intihar fikirlerine kolay saplanmazdık ama olmuyor... İnsanlar kendilerini değersiz hissediyor, hissettiriliyor... Çünkü Brad veya Angelina değiller...

Güzel bir kadınsanız bilhassa, "kadına yönelik pozitif ayrımcılık" sağolsun, her türlü işleminizi sıra beklemeden gerçekleştirebilirsiniz. Güzelliğin en güzel yanlarından biridir. Kendi başıma gelen bir olaydır, ismi lazım olmayan bir teknoloji marketinde sırf kadın "seksi" diye sıra bendeyken onla ilgilenmeye başlayan bir satış görevlisi olmuştu... Hemcinslerimin, abazanlık temelli bu kibarcık beyefendilik oyunları ayrıca irdelemeye değer...

Bugün "eğlence sektörü" denen bir gerçek var, filmler diziler dergiler kliplerden gençliğe iki model aşılanıyor: 28 beden, 7/24 makyajlı, bol estetikli, her daim topuklu ayakkabılı, mini mini mini etekli "güzel" kız modeli var, bir de uzun boylu, kaslı, pembe dudaklı ve tabii ki "bol paralı", "yakışıklı" erkek modeli... Dövmeler, piercingler ile "güzellik-yakışıklılık" algısı güçlendiriliyor... Etrafıma bakıyorum da dövmesiz insan göremez oldum, nedir bu dövme denilen şey? Psikolojik olarak, insanlığın ilkel zamanından kalma bir "güç arama gösterisi"dir alt tarafı, simgelerle totemlerle özdeşleşir insan... Biyolojik olarak da deriye kanserojen boya aşılamak, kendi vücuduna tecavüz demektir... Ama yapılmaya devam edecek, çünkü bu özendiliriyor...

Bir dünya düşünün ki 16-21 yaş grubundaki çocukların sözü geçiyor, daha doğrusu "MTV kültürü"nün sözü geçiyor, "MTV kültürü" yolunu arayan gençleri ele geçiriyor, büyükler de küçükleri doğru yola çevirmek, başıboş bırakmamak yerine onlara uyuyor ve "sosyalleşme"nin "çağı yakalama"nın tanımı bu "ambalaj severcilik"e düşüyor...

Dövmeleri, piercingi, "ahenkle dans eden" saçları, çok güzel gözleri, harika bacakları, dik göğüsleri, baklavaları falan olmayan ne yapsın? Başkasının gözünün içine içine sokacağı neyi vardır? Başkasının dikkatini, ilgisini nasıl çekebilecektir? Beyin ve kalp güzel olsa da, başkasının gözüne sokulamayan şeyler...

Tüm "çirkin"lere, "tipsiz"lere, yüzüne 2 saniyeden uzun bakılmayanlara, hayatında karşı cinsten bir sıcak tebessüm görmemiş olanlara ve de bu devirde iç güzelliği denen şeye halen önem verebilenlere, kendisine sevgili-eş seçerken dış görünüşe saplanmayanlara ithaf edildi... Kaç kişi kaldıysa...


0|0
0|0
  • Bu Bence, görüş paylaşımına kapalı!
Yükleniyor...