Kız Olmak Harika Bir Duygu Olmalı

"Kız" diye bir cinsiyet yok, "bayan" diye bir cinsiyet de... Doğrusu "kadın"... Ama "kadın" denince akla hep belli bir yaşın üstündekiler gelir, öyle benimsedik, kadınlığı olgunlukla eş anlamlı gibi öğrendik. Sonuçta ben de kız kelimesini "genç kadın" anlamında kullanırım, cinsel ilişkiye girilip girilmediği veya evlenilip evlenilmediği mühim değil...

Bu yazıda 13-14 yaşındaki çocukları değil, 18-30 yaş grubu "olgun"ları eleştiriyorum. Bu ülkede 25 yaşındaki bir kızla 15 yaşındaki bir kız arasındaki farkın açılmak yerine kapandığını gözlemliyorum. Eleştiri hakkımı kullandım. Kadın-erkek ilişkileri tabanlı olduğunu iddia eden bu sitedeki "sondan ikinci" yazım olacak. İnterneti yakışıklı-güzel partner arayanlara bırakın gitsin, IŞİD'e gazel okusunlar, sanalda hangi bilgi-fikir alışverişinden, hangi gelişimden bahsediliyor ki?

Laf olsun diye en alta geçip "tşk" "başarılı" "güzel olmuş" veya "saçma" gibi çöp yorum bırakmak için yorulmasın kimse diye görüşlere kapalı...

Resimle süslemeyle uğraşmıyorum derken Yönetim 1 resim koymayı şart koymuş, Babil Kulesi iyi bir seçenek... Efsanesi konuyla alakalıdır...

Kız olmak harika bir duygu olmalı...

Kız olmak harika bir şey olmalı...

1- Hiç kimse bir kızı eleştiremez. Eğer eleştiren başka bir kız ise "kıskanç"tır, eleştiren kişi bir erkek ise kesinlikle "kuyruk acılı"dır, o kızdan yüz bulamamış, yatağına atamamıştır, vah vah, bu dünya kesinlikle vajina etrafında dönmektedir, erkeklerin tek varoluş amacı dünyadaki 4 milyar dişiyle çiftleşmektir, Galileolar yalan demiş... Haklı bir eleştiri bile yapılamaz kızlara... Susmak zorundasınız ve susmak kabulleniştir, yanlışlığı kabullenmek bir erdem sayılmaktadır...

2- Sırf kız olunduğu için, hani o kız dünyanın en terbiyesiz birisi olsa da değişen bir şey olmaz, her durumda ona karşı kibar konuşulmalıdır, nazik davranılmalıdır ama erkeklere karşı ilk fırsatta küfürlü-hakaretli konuşmak serbesttir. Ayrıca bir erkek gerekirse linç edilebilir, sorun olmaz, ama kadına bir tokat atıldı mı yer yerinden oynar (Eğer ceset hesabı yapılacaksa, bu dünyada şiddetle öldürülen erkeklerin sayısı çok daha fazladır, haberlere konu olmazlar sadece, niye duyarlılıklar erkek cinsine işlemez ki?)...

3- Sanki sadece kadınları hedef alan özel bir şiddet varmış gibi (çocuklar, hayvanlar, erkekler de şiddet mağduru halbuki), "kadına şiddete hayır" deyip deyip, hani en basidinden mutfağa girip bir yemek pişirmeyi bile "kölelik"ten sayıp, her şeye karşı çıkma, bu başıboşluğu-sorumsuzluğu-patavatsızlığı "özgürlük" gibi yansıtma hakları vardır. "Erkek dediğin güçlü ve otoriter olmalı ya" deyip, ev işlerinde ona yardım edecek, yükünü paylaşacak, kendine yoldaş-dost olacak incelikli birini "homoseksüel" diye niteleme hakları da... Çözüm basit: TV dizilerindeki "yakışıklı patron oğlan" gibi biriyle evlenip parasıyla geçinmek, hizmetçiler dadılar gibi ütopyalar... Sıfır sorumluluk, bol hazırcılık... Yeni nesil böyle, beğenmeyene de cevapları hazır: "Sol eve devam"... Kızların kendilerini bir cinsel nesne gibi görmelerinin en doğal yansıması işte bu cümle. Çok acı ama gerçek.

4- Reelde iki yumurta kırmayı bilmeden sanal aleme doluşup, süslü profillerle hayatın şifrelerini çözmüş havalarda "derin felsefe" yapma lüksleri vardır. Veya yarı çıplak fotoğraflarını gerçek hayatında tanışmadığı insanlara sergileyip, gelen "beğeni" sayısı ile nasıl kaliteli, nasıl güzel olduğunu cümle aleme teşhir etme lüksleri de... Bir erkek aynı tarz fotoğraflar paylaşsa "abazan", "sapık", "ahlaksız" etiketlerini anında yer, ama kız yaptığında "modernlik" "estetik" "güzellik" "kalite" olur...

5- Kimse bir genç kızın kaç para kazandığıyla, ne iş yaptığıyla ilgilenmez. Evlilik zamanlarında "Kızımız ne iş yapar?" sorusu pek sorulmaz, o sorularla baskı altına alınan erkektir. Erkek ölümüne çalışmalı, çokça para kazanmalıdır ki "kalitesi"ni göstersin. Erkek "süpermen"dir, tüm sorumlulukları erkek üstlenmelidir, kızımızın güzel, alımlı ve "canım-tatlım-şekerim-balım" diye kibarcık kibarcık konuşması, pişmiş kelle gibi 24 saat gülümsemesi yeterlidir. Şöyle bir bakınca, "kız tarafının para karşılığı satılan bir varlık" olduğunu düşünmemek elde değil.

6- Bir kızın bir erkeğe kendisini benimsetmesi çok çok kolaydır, sadece güzel olması yeterlidir. Ama bir erkeğin bir kıza kendini benimsetmesi daha zordur, hem çok gelirli hem çok yakışıklı hem çok kültürlü hem çok esprili olmak zorundadır... Bir de çağımız için "ataerkil" denilse de net bir erkek egemenliği görmek zor aslında. Mesela, kozmetik sektörü bugün sırf kadınların güzel olma takıntısına cevap vermek için çalışıp duruyor ve bu alanda dönen paranın haddi hesabı yok. Sonuçta, günümüzde güzel olmak hiç de zor bir iş değil. Makyajlar, estetikler, şok diyetler... Yani kızlar erkek arkadaş edinmekte hiç zorlanmazlar, yeter ki ellerini sallasınlar, ellisi onların olur. Erkekler için bu böyle değildir, kriterler artar.

7- Bugün bir kız kendisini dilediği gibi topluma tanıtabilir, istediği role girebilir, kimse de yadırgamaz, hatta kendine iyi destek bulur. Çünkü o kızdır, narindir, hassastır, öyle ya, her durumda korunup kollanmalıdır... 17 yaşında lise öğrencisi olur size 25 yaşında işkadını... Başka bir kız, ölen babası üzerinden "ah nasıl da yalnız" olduğunu, "ah nasıl da acılar" çektiğini dillendirip dost aradığını söyler durur, bakarsın 6-7 ay sonra babası diriliverir ve birlikte yurtdışında eğitim planları yapıyor olurlar... Bir kızın ilgi çekmek için her türlü yalancılığı yapması bu toplumda asla yadırganmaz.

8- Bugün sokaklarda neredeyse iç çamaşırı seviyesinde kıyafetlerle gezen kızlara kimseler bir şey diyemez. Şahsen ben de diyemiyorum, alacağım tepki "Sana ne?" olacaktır. Kızların özgürlükten anladığı şey bu, her şeyi, her şeyi yapmak, gerekirse soyunurlar, kime ne, öyle ya... Ama bir erkek aynı kısalıkla dolaşsa "dağdan geldiği" iddia edilebilir... "Kişisel tercihlere saygı duyulmalı" cümleleri altında, et teşhirine dayalı kişisel tercihlerin bu denli tabulaştırılması, yaygınlaştırılması, pornografiden beslenen reklam ve eğlence dünyasının ekmeğine kaymak sürüyor da boşverin... Açın bir koka kola koka kola koka kola...

9- Bir kız doğar doğmaz, üzerine pek yük bindirilmez. El bebek gül bebek büyür. Ama bir erkek doğar doğmaz, oğlum koçum aslanım diyerek kışkırtılır durulur, bir an önce büyüyüp eline silah almalı, vatanı "iç ve dış mihraklara karşı" korumalı, acımasız, sert, otoriter olmalı... Kodu mu oturtmalı... Kızlar ise rahatça yaşarlar... Erkek ağlamaz, erkek acı çekmez, erkek üşümez, erkek insanüstü bir şey olmalıdır...

10- Bir kız her halükarda "olgun"dur, erkek asla "olgun" olamaz... "Şöyle yapmazsan kızlar seni beğenmez" laflarıyla, daha doğrusu "tehdit"leriyle büyümüş erkekler çoktur. Yani 5-9 yaşlarında her şeyin en iyisini kızlar biliyordur, yoksa büyükler ne diye onlara uymamızı istesin? Sonra 12-13 yaşta ergenliğe gelinir, bu sefer saçma da olsa o ilk duygusal ilişkilerde kızların yaşıtlarını değil, büyükleri tercih ettiği görülür, "liseden olgun çocukla çıkan ortaokullu kız" konusu tam bir klasiktir... Üniversiteye gelinir, bu kez yüksek lisans öğrencileri veya akademisyenlere bayılma eğiliminde olur kızlar, çünkü "olgun"dular, akranı olan erkekler ise "her daim çocuk"...

Bir parantez: Bu ülkede Ege Aydan kendinden çok küçük biriyle evlenebilir, Mehmet Ali Erbil kızı yaşındakilerle sevgili rekorları kırabilir ama eğer senin bir ünün, şöhretin, insanların tapınacağı bir şeyin yoksa senden 5 yaş küçük bir kızla bırak aşk ilişkisini, ciddi ciddi konuşamazsın bile, toplumun gözünde "sübyancı" olursun...

Bu kadar yoz, A'dan Z'ye çürümüş bir toplumun üyesi olmaktan utandığım için bunları yazmadan edemedim... Bu yozlaşmışlık, bilhassa genç kız nüfusunda %90'lara varıyor. Reklam dünyasının en kolay ele geçirdiği kesim onlar sonuçta.

"Her şey bu kadar kötü değil, insan ilişkilerimiz çok iyi, insanlar çok iyi" gibisinden masallara inanan arkadaşlar, 4-5 tane kankanız, "dude"unuz üzerinden dünyaya bakamazsınız. Bu tür arkadaşlar bir zahmet gazetelerdeki üçüncü sayfa haberlerini okusun, okulu - rock barı - "cool kafe"si dışında bir yerlere gitsin, insanların 3 kuruş için ne hallere düştüğünü görsün, kızların erkek arkadaş tercihlerini incelesin, "kadına yönelik pozitif ayrımcılık" uygulamalarına baksın...

Keşke kadın-erkek ilişkilerini çiçek vermekle, dans etmelerle düzeltebilseydik... Tek yaptığımız feminist histerilerle bu iletişimsizliği daha daha körüklemek...

Bu çark daha çok insan öğütür... Daha çok mutsuz insanlar yaratır...

Ne zaman ki "Sol ele devam", "Kezban", "kaşar", "Kamil", "kuyruk acısı", "mal" ve benzeri tabirler ağızlardan çıkmaz olursa, kızlar kendilerini fizikten ibaret görmez olursa, kendilerine sunulan süslü püslü starlara imrenmeyi bırakıp kendi özlerini keşfetmeye çalışırlarsa, daha iyi anneler olup daha iyi çocuklar yetişirse, o zaman bu hayat tadından yenmez olur... Tabii biz o günleri göremeyeceğiz, bari torunlarımız görsün diyoruz...

Toplumsal yazıdır, cinsel yaşama kaydırılıp orada ezilebilir, değişen bir şey olmaz, sonuçta bu ülkede kimlerin düşünceleri değerli biliyoruz...

Aydınlık yarınlara... Tümüyle suya yazılmıştır...


0|1
0|0
  • Bu Bence, görüş paylaşımına kapalı!
Yükleniyor...