Hayal Ettim Ben, Hayalettim de...

Artık her şeyden sıkıldığımı hiçbir şeyin bana acı veremeyeceğini düşündüğüm zaman gerçekleşen bir kış anısıdır bu: Sonuna kadar okuyanlar için bir teşekkürü eksik görmüyorum.

Hayatımı, bir Fransız Filmi dramatikliğindeki kesitler ve fotoğraflar şeklinde yaşamaktan çıkamadığım için oluyor bunlar hep başkalarının bakıp geçtiği veya bakmadığı görmediği kaydetmediği veya sadece eğlenceli bulduğu ne varsa topluyorum ve kaydediyorum kendime işliyorum adeta. Üstelik ben eğlenceli de bulmuyorum. Kendi gözlerimden de çıkıp, sokaktan geçen herhangi birinin gözünden bakmaya başlıyorum elimdeki kareye, bazen istemsizce yapıyorum bunu her şey tüm o detaylar zaman mesela veya bellek anlamlandırma becerisi, unutmak, görmek dokunmak, haz, acı her şey ama her şey müthiş bir trajediyken benim için, başkalarının her şeyi bu kadar olağan kabul edebilmesi ne kadar enteresan.

Hayal ettim ben. Hayalettim de.

Puslu ve nemliydi her taraf, yine bu aralar zaten hep puslu, soğuk ve nemli geçiyor burada geceler. Hiç olmadık bir muhitin hiç olmadık bir arka sokağında, aylardan beri konuşmadığım, görüşmediğim, ara ara aklıma gelip üzerine düşünecek herhangi bir şey bulamadığım icin rafa kaldırdığım birini gördüm. O da beni gördü. Burada ne yapıyorsun oldu ilk söylediği. Düşünüyorum diye yanıt verdim. Düşünmek için uzun ve sakin yürüyüşlere çıktığımı biliyorsun, dedim. Aylarca seni aradım, nereye kayboldun gibi, karşılaşmakdan fena halde rahatsızlık duyduğum bir soru geldi hemen ardından. Ne yanıt verilir buna? Sustum baktım ben de.

"Öldüğünü sandım" dedi. "Merak ettim, çok özledim, telefonlarıma yanıt vermedin, okulunu değiştirdin, kimseye not bırakmadın, bir anda sanki hiç varolmamışsın gibi kayboldun. Neden?"

Yine sustum. Onun duymaya ihtiyacı olan bir yanıtı verebilecek durumda değildim. Hasta falan değildim çünkü. Ne de olsa hep hasta veya hep meşgul değil miyiz ki? "Öldüğünü sandım" dedi. Ciddi olup olmadığını anlayabilmek için loş ışıktan çıkıp açı değiştirdim ve yüzüne öyle baktım. Ciddiydi. Hayatımda ilk defa birisi benim öldüğümü sanmıştı. Bunu tam olarak anlamlandırabilmek için öylece durdum ve bakmaya devam ettim. Öldüğümü nasıl sanmış olabilirdi? Birinin öldüğü ihtimalinin güçlü olabileceğini varsayabilmek ondan ölmüş olabileceğini bekleyebilmek, ne kadar trajik bir şeydi böyle? Bu anın tadını çıkartmalıydım. "Hayalet gibisin şu an, karşımda mısın, ondan bile emin olamıyorum." Peki öldüğümü nasıl düşünebilirdi? Ben hala orada kalmıştım.

Neden ölmem yerine, sadece ortadan kaybolmuş olabileceğim ve iletişime kapanmış olabileceğim aklına gelemiyordu? Neden ölmem ihtimali onun için daha güçlüydü? Ben bu sorularla boğuşurken, içim ürperdi. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Ellerimizi ikimiz de ceplerimizden çıkartmamıştık ve hala uzanıp birbirimizi öpmemiştik. "Ölmedim" diyebildim; sanki orada bulunuyor olmam yeterli değilmiş de, ölmediğimi beyan edip altına imza atmam gerekiyormuş gibi hissettim. Bir yandan, gözlerinde bir ışık, bir pırıltı bir heyecan veya orada olduğumu ima edecek herhangi bir işaret arıyordum. Yoktu.

Buz gibi bakış ile zaten soğuk olan gecemi daha da üşüttü. Yıllar(olsa gerek) birbirimize buz buz baktıktan sonra, "Hayaletsin sen" dedi. Ağır ağır arkasını dönüp uzaklaştı. Elleri hala ceplerindeydi. Öylece izledim gidişini. Orada duracağımı biliyordu elbette, belki de arkasından gidip neler saçmaladığını sormamı bekliyordu hatta. Yapmadım. Hayalettim ben. Bunu kabullenmiş ve buna göre şekillendirmişti beni artık kafasında.

Kaldırıma çöküp bir sigara yaktım. Fazla gelmişti bu beklenmedik karşılaşma. Hayalettim ben. Hayalettim de.


0|0
1|1

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 1

  • farklı, değişik bir yazı olmus emegine saglık

    0|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 1

  • teşekkürler yazı için. emeğine sağlık.

    0|0
    0|0
Yükleniyor...