15 soru, tekmili birden - V (Dayanamayacaksan bir kez daha sokmasına, sokma parmağını akrep yuvasına)

İnsanın iki alanda bir şeyler konuşması zordur:

Birincisi, hiçbir bilgi sahibi olmadığı.

İkincisi, aksine, haddinden fazla bilgili olduğu.

İkinci durumda nereden başlasam diye teredddüt edersin. Anlattıkça anlatmak istersin. Onu da araya katayım, dur şunu da es geçmeyeyim derken, bir noktada her şey çorbaya dönebilir. Detaylarda boğulabilirsin. İşin kötüsü, anlatmak istediğin asıl şeylerin arada kaynama ihtimali de vardır.

Perestişkar derecesinde ve ikinci duruma karşılık gelen konularınız var mı?

(Truffaut, "Yönetmenler hayatları boyunca sadece 1 film çekerler." demişti. Aslında aynı konular evreninde dönüp dolanıyoruz; farklı farklı biçimlerle sunulan.

"İkinci duruma karşılık gelen konularınız var mı?" KS'de onlarca örneği bulunan beylik bir soru işte. Farkı, üslubunda. Demek ki, biçim de içeriği etkileyebiliyor ve makyajlayıp orijinalmiş gibi gösterebiliyor.

Yeri geldi. Hem tek yönlü bir mekanik barındırmaz ki 150 yıl öncesinin teorileri. Üstyapının da altyapıyı etkileyebildiği diyalektik bir süreçtir. Fark şu ki, üstyapının bağımsız bir anlamı/kendindeliği bulunmaz.)

***

Duvarda Grace Kelly kadar güzel misin?

Acidçi misin, metalci mi?

Rust in Peace de bomba gibi düşmüştü değil mi?

Pardon, sehven oldu :)

Bu soru, 1'e karşılık gelir ve o yüzden direkt mevzuya girilir :)

Şu ünlü deyim size ne ifade ediyor?

"Neden ki bu anlamsız yaradılış. Yok olacaksa bir gün her yaratılmış."

***

Dertsiz insan yoktur da. İsmi bende saklı; Beşiktaş'ın yıllar önce 10-0 yendiği Adana Demirspor'un o dönemlerden bir futbolcusu, çeşme akarken küpünü dolduramayan Yeşilçam oyuncularının hal-i pür melalini yaşıyor. Sahnenin dışına itilenlerden. Yadigar Ejder gibi bir meydanda donup ölmese bari. Bir koruda epey dertleştik önceki gün. Daha doğrusu o anlattı, ben dinledim.

Bir an gelir. İnsan, "tanımadığı" birine daha rahat içini dökebilir, dökmek ister. O, seni ön kabullerden daha bir arınık dinler çünkü. Ve bilirsin ki tanımadığın, yarın olmayacaktır.

Siz döker miydiniz?

***

"Bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden zekasını anlarsınız."

Zekaya, duyarlılığı da eklemeli. 1920'lerin slapstick komedilerini hatırlayın. Ekseri fiziksel sakarlıklardan beslenir. Ve ağlanacak haline, bu sakarlıklar sonucu güç durumda kalan birine de gülebilir duyarsız seyirci.

Mizah; bir öfke, yergi ve hınçtır. Muhaliftir, yıkıcıdır. Nihayetinde toplumsal bir faide gözetir, o anlamda yapıcıdır. Ezcümle; mizah "gülümseyen bir öfke"dir ve size gülümseyen birine kızılmaz. İnsanlık varsa ders almaya bakılır.

Bu topraklar, mizaha/hicive hiç yabancı değildir. Zira Nesin'in de dediği gibi malzeme bol.

Bekri Mustafa'lardan ve İncili Çavuş'lardan, göle maya çalanlara; "hakkın belasına diliyle uğrayan" Nefi'lerden, Şair Eşref ve Neyzen'lere; Marko Paşa'lardan, Utanmaz Adam'lara...

DEVAMI GÜNCELLEMEDE:

Güncellemeler:
... Mizahın iktidarla ilişkisi pamuk ipliğine bağlı olmuştur. Ancak 80'den sonra o pamuk ipliği, tedrici olarak pamuk helva kıvamına gelmiş, derken günümüzün düzenden nemalanan "kralın modern soytarıları" ve sabun köpüğü esprileri geçer akçe olmuştur.


Peki öfke hala gülümsüyor mu?

0|0
2|2

En İyi Erkek Görüşü

  • Sorular parçalı. cevaplar da o şekilde gidecek.

    Sokrates "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir" derken çok mu bilgiçlik taslıyordu. Bense her şeyi çok az bilip, çok konuşabilecek şekilde öğrendim. İnsanlar neyi söylediğinden ziyade nasıl söylediğinle ilgileniyor. Belirli bir süre sonra işler kolaylaşıyor.

    Bildiğim çok şeyin hiçbir ağırlığı yok. Belki distopyalar...

    ----

    Bildiğin çirkinim.

    Metalciyim

    Megadeth'i sevemedim.

    O deyişe karşılık aklıma şu geldi " Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir?"

    ----

    Dökmem diyorum ama orada burada uzun uzun yazıyorum her fırsatta. Anlatmak bir ihtiyaç.

    Emekçi. Bu laf çok hüzünlü değil mi? Endüstriyel futbolun karşısında olan emekçi takımlar Adana Demirspor, Livorno vs güzel takımlar. Sinemanın emekçileri Yadigar Ejder vs güzel insanlar. Güzel insanların kaderleri pek güzel olmuyor ama.

    ----

    Orada burada paylaşılan pek güzel bir John Lennon alıntısı ile de bitirelim bu parça parça yazıyı.

    “Olay şiddet kullanımına dönüştüğü zaman sistemin oyununa geliyorsunuz demektir. Yerleşik düzen sizi kavgaya sokmak için kızdırmaya çalışacak, sakalınızı çekecek, yüzünüze fiske atacaktır. Çünkü, siz bir kere şiddet kullanmaya başvurduktan sonra sizinle nasıl baş edeceklerini bilirler. Nasıl baş edeceklerini bilmedikleri tek şey, şiddet dışı eylemler ve mizahtır.”

    1|2
    0|0
    • Lennon güzel söylemiş. Evet evet, çok güzel söylemiş.

Kızlar Ne Diyor 2

  • Yazılarını okudum da. 21 yaşında olduğuna inanmak güç.:) Senin yaşındakilerin aklı bir karış havada. Bu yaşta kendini bu kadar geliştirmen müthiş. Bir ablan olarak tüm samimi duygularımla helal olsun diyorum.

    0|1
    0|0
    • Teşekkür ederim. Ama yazacaklarım umarım bakış açınızı değiştirmez :)


      Yönetime rica;


      Doğum tarihimi 1976 olarak güncellerseniz pek makbule geçecek. Kendimiz ettik kendimiz bulduk da. Olmuyor böyle de azizim... :)

  • abi formdan düşmüşsün önceki sorular daha güzel daha bilgilendiricydi bu biraz kolay anlaşılıyor:):)

    0|1
    0|0
    • artık bir 15 gün soru sormassın:)

    • Önceki sorular pazar tezgahlarının ön sıralarındaki meyvelerdi :)


      Karneye bağlanmalı soru sorma hakkı :)

    • :D kafa adamsın yemin ediorum ciddi misin siteyle dalga mı geçiyosun bazen anlayamıyorum

Erkekler Ne Diyor 1

  • Yaratılış ile ilgili soru haricinde tüm soruların cevabını üstad Can YÜCEL bir tek şiirde vermiş bence. Kolaya kaçayım ve lagaluga yapmadan hemen onun sözlerini aktarayım.

    HER ŞEY SENDE GİZLİ

    Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

    Kanatların çırpındığı kadar hafif..

    Kalbinin attığı kadar canlısın,

    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...

    Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..

    Ne renk olursa olsun kaşın gözün,

    Karşındakinin gördüğüdür rengin..

    Yaşadıklarını kar sayma:

    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,

    Sevdiğin kadardır ömrün..

    Gülebildiğin kadar mutlusun.

    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin

    Sakın bitti sanma her şeyi,

    Sevdiğin kadar sevileceksin.

    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer

    Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.

    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;

    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.

    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,

    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.

    Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,

    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.

    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın

    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin...

    İşte budur hayat!

    İşte budur yaşamak,

    Bunu hatırladığın kadar yaşarsın,

    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün

    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun.

    Çiçek sulandığı kadar güzeldir,

    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,

    Bebek ağladığı kadar bebektir.

    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

    Sevdiğin kadar sevilirsin...

    Can YÜCEL

    1|1
    0|0
Yükleniyor...