Bir ekonomi uzmanının kaleminden Türkiye Siyaset Sektörü

İçme suyu kaynakları, ekilebilir tarım arazileri, yeraltı zenginlikleri, yurt içi satış yapılan ticari sektörlerin taşıma kapasitesi ya da çok az olan ihracat payı hesaplanabilir ve ölçülebilirdir. Ekonomistlerin görevi ekonomik değeri olan bu kaynakları ülke nufusuna ihtiyaçlarını karşılayacak ölçüde paylaştırmaktır. Peki insanlar bu paylaşımdan hakettiklerini ne ölçüde alıyor ya da bu paylaşım nasıl sağlanıyor ?

Türkiye gibi 3. dünya ülkelerinin ortak bir sorunu vardır. Ülkenin taşıma kapasitesinin üzerinde nufus yoğunluğu... Ülkemizdeki 75 milyonu aşan nufus içerisinde ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde imkan sayibi olan kişi sayısı ülke nufusnun yarısı kadardır. Dolayısıyla ülkemiz nufusun %50 sinin asgari geçim şartlarında mutlu yaşayabildiği kalan %50 nin ise sosyal hayatın zorluklarıyla yaşamak zorunda olduğu bir ülkedir. Bu durumda gelir dağılımında adalet nasıl sağlanıyor ?

Tahmin edebileceğiniz gibi bu şartlarda herhangi bir iradenin adil bir paylaşım sağlaması mümkün değildir. İster akademik eğitim almış olun ister bir iş adamı olun isterseniz bir öğrenci olun herkez bu adaletsizlikten payına düşeni alır. İşte tam bu aşamada siyaset dediğimiz son yıllarda tek partili iktidara dönüşen bir sektör kimin %50 nin içinde kimin dışında kalacağına karar vermektedir. Sektördeki politikacılar, kamu imkanlarını kullanarak seçmenlere istihdam, ihale, bağış gibi teşvikleri kullanarak karşılığında oy verme zorumluluğu ya da seçmen toplama zorumluluğu şart koşularak bahsettiğimiz %50 lik kesimin içerisinde olamayı sağlamaktadır.

Gördüğünüz gibi ülkemizdeki bu sistematik düzen ; tek partili bir iktidarın oluşmasını sağladığı gibi, demokratik düzende seçmen ile politikacı arasında işçi patron düzeni kurmaktadır. Bu düzenin demokratik bir ortamda yani sandıkta bozulmayacağı kesin bir gerçektir ancak son yıllarda artan şiddet olayları ve toplum içinde yükselen nefret duygusu, çemberin dışında kalan %50 nin sabredecek gücünün kalmadığını göstermektedir.

Burdan sonrası ekonominin dışına çıkacağı için kesiyorum. Bu makalenın soru cümlesi şu ; Gelir dağılımında adaletsizliğe neden olan siyaset ve siyasetçi kurumlarına, başta ; adam kayırma, yolsuzluk, hile, şike, rant elde etme, usulsuz vergilendirme, gibi konularda kefil olur musunuz ? Bu konuda ne kadar samimisiniz ?


0|0
0|1

En İyi Erkek Görüşü

  • Başbakan her ekonomi mevzusunda lafı kişi başı milli hasılaya getiriyo..Neymiş biz yokken 2 bin dolardı şimdi 10 bin dolar..Sanki kişi başına 1 günde 10 bin dolar veriyormuş gibi anlatmasına gülmekten kırılıyorum..

    Bu konuya gelince bu ülke de siyasetçi ya da devlet adamı yetiştirebilecek bir sistem yok..Devlet adamının hayatın bütün alanlarıyla ilgili tam donanımlı ve eğitimli olması gerekir..Altındaki bakanın ya da bürokratın laf dolandırmalarına yalanına kanmayacak bilgide ve kültürde olması gereklidir..Yani ben şurda belediye başkanıydım başbakan olurum bitirmek lazım..Osmanlı merkeze aldığı devlet adamlarını sancaklarda müzik tarih siyaset spor zeka edebiyat alanlarında donatarak yetiştirir sonrasında görevi verirdi..

    Adam kayırma yolsuzluk hile şike rant elde etme usulsuz vergi gibi konuları avrupa da zaman zaman yaşıyor ve devlet adamının nasıl olunabilmesini öğreten bir sistem olmadığı için ergen dönemlerinde yaşadığı kompleks eziklik zengin olma hırsı yaramazlıkları daha medeni halde devlet yönetiminde de icraate dökmek zorunda kalıyor..

    Avrupada ki örneği berlusconidir..Türkiye de ise yapmayan yoktur..Kendisi yapmadığı halde altındaki bürokratına göz yumduğu kesindir..Hiç kimse bu sistemde şu siyasetçi iyidir falan diye zırvalamasın..Sistem buna izin vermez...

    0|0
    0|0

Kızlar Ne Diyor 0

Kızlar görüş yazmamış.

Erkekler Ne Diyor 0

Erkeklerden En İyi Görüş seçilmiş!

Yükleniyor...