Hayattan bıktığınızı anladığınız zaman?

Arkadaşlar hayattan bıktığınızı ve artık hiçbirşeyin keyif vermediğini düşünün. Dostlarınız sizi tamamlayamıyor, eve geldiğinizde o aradığınız huzuru bulamıyorsunuz, işyerinizde ki çalışma temposu sıkıcı ve bunaltıcı. Bir ilişkiniz varsa karşınızda ki sizi anlayamıyor, eksiği tamamlayamıyor. Herşeye doyduğunuzu düşünün. Yeni insanlar yeni çevre yeni arkadaşlıklar diyorsunuz ama buna kalkıştığınızda insanlar zaten sahte... Kabuğunuza daha da çekiliyorsunuz. Huzuru, mutluluğu bazen bir müzikte, bazen içinize çektiğiniz sigarada, bazen de yudumladığınız şarabın tadında... Ama adını koyamadığınız bir parça, o puzzle'ın bir parçası bir yerlerde eksik. Hayatın fişini çekmek istiyorsunuz ama sorumluluklarınız sizi bağlıyorsa... O kayıp olan parçayı nasıl, ne şekilde tamamlayabilirsiniz?


0|0
0|2

En İyi Erkek Görüşü

  • Ben şahsi yorumumu yapmadan, seni de gayet iyi anladığımı söyleyerek Camus'dan yazmak istiyorum:

    İntihar, insanın yüreğinde sessizce hazırladığı büyük bir yapıttır. Düşünmeye başlamak, için içini yemeye başlamaktır. Yaşamın denetiminden çıkması karşısından insan bocalar; bunalım başlayınca yaşamı denetim altında tutmak güçleşir. İçine kurt düşmüştür artık insanın. Bir tavuk gibi o kurdu bulmak için eşelenir durur. Yaşam anlamsız ve yönsüzdür artık. Birey ya yaşamını sürdürmenin bir yolunu bulacak ya da intihar edecektir.

    Buradan Antonin Artaud'a geçiş yapıyoruz;

    Yaşamı hissetmiyordum. Değer yargılarıyla ilgili her kavramın dolaşımı, bende, kurumuş bir ırmaktı. Yaşam, bir nesne, bir biçim değildi bende. Bir dizi mantık yürütmeydi yalnızca. Ama boşuna işleyen, bir yere ulaştırmayan mantık yürütmelerdi bunlar ve bende, irademin kesinleştiremediği "taslaklar" biçiminde kalıyordu. Buradan intihar durumuna geçmem için de benliğimin bana geri dönmesini beklemeliyim, varlığımın tüm eklemlerini özgürce oynatabilmeliyim. Tanrı beni, umutsuzluğun içine bıraktı, sanki ışıkları bana ulaşan çıkmazlar burcunun ortasına bıraktı.

    Ben artık ne ölebiliyorum, ne yaşayabiliyorum, ne de ölümü ya da yaşamı istememezlik edebiliyorum. İnsanların tümü de benim gibi.

    Daha sonra artık yazmayacağını dile getirip, eyleme geçen Cesare Pavese ile kapanışı yapıyorum;

    Gizlice en çok korkulan şey hep gerçekleşir sonunda. Yazıyorum, ey, sen, acı. Peki sonra? Bütün gerekli olan, biraz cesaret. Acı ne kadar ortaya çıkar ve kesinleşirse, yaşama içgüdüsü o kadar ağır basıyor ve intihar düşüncesi zatıflıyor. Kolay sanmıştım ilk düşündüğümde, zayıf kadınlar yapmıştı bu işi. Alçakgönüllülük istiyor, kendini beğenmişlik değil. Tİksiniyorum bütün bunlardan, sözler değil, eylem! Artık yazmayacağım.

    0|1
    0|0
    • Empyrium: Dying Brokenhearted , sigara ve kırmızı şarap eşliğinde iyi geldi. Sağol.. ;)

Kızlar Ne Diyor 0

Kızlar görüş yazmamış.

Erkekler Ne Diyor 1

  • Sıfırdan başlayarak.

    0|0
    0|0
    • Atılan bazı adımların geri dönüşünün olmadığnı düşün. Ve geçmişinde yaşadığın pek çok olay ve neden ileriye gitmeni zorlaştırıyor. Geçmişi geçmişte bırakamıyorsun her zaman kafanda soru işaretleri mevcut. Birine cevap bulman diğer soruyu doğuruyor. Koyverip de gidemiyorsun. Tıkılıp kaldığını düşün.

    • Hepsini Göster
    • Dibe çoktan vurdum. Gerek aile, gerek sevdiğin insan, gerek iş hayatı, gerek dostların. Pek çok sebep sayılabilir fakat sırtındaki sorumluluklar çekip gitmeni engelliyor. Bırakıp gidersen arkanda bıraktıkların perişan olucağı aşikar. Cesaret konusunda kendime güvenim tam yaptıklarım ortada ve yapacaklarımda bunun garantisi. Sadece aradığın bir tutam huzur. Ama hiçbir kulvarda bunu elde edemiyorsun.

    • O zaman mevcut durumu iyileştirmeye bak. Her şeyin düzelmesini beklemek yerine adım adım ilerle. En rahatsız edenden başla, hallet sonra devam. Daha garanti ve hızlı sonuç istiyorsan bir yandan da uzman yardımı al. Sinirlerin yıpranmıştır o kadar baskı altında. Bir psikiyatrist ile çalış derim.

Yükleniyor...