Duygularınıza tercüman olan bir şiir var mı?

Ne zaman okusanız duygulandığınız sanki sizin için yazılmış aklınızda kalan bir şiir var mı?

Seni düşünmek güzel şey ümitli şey

Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey.

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

Ben artık şarkı dinlemek değil

Şarkı söylemek istiyorum...

Nazım Hikmet Ran

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında

Sevdalanmış onun deli dalgalarına.

Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,

Yüreğindeki duruluğa...

Demiş ki suya:

...Gel sevdalım ol,

Hayatıma anlam veren mucizem ol...

Şu dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa

al demiş;

Yüreğim sana armağan...

Sarılmış ateşle şu birbirlerine

sıkıca, kopmamacasına.

can yücel

Güncellemeler:
Gözler önünde işte

Gittikçe arınıyorum kendimden

Her giden güzelleşir

Gidiyorum güzelleşmek için

Unutulsun diye çirkinliklerim

Gelecek birisi güzeldir

Gelince güzel değil

Hele gelmişse çirkin

Yaşam, ölüm gelecek diye güzel

Ey güzeller güzeli beklediğim

Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem

Artık ne gelmek ne de gitmek

Yaşamın en zor yanı beklemek

Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,

Doğduğumuzdan beri beklediğimiz

ÖLMEK


aziz nesin

0|0
10|6

En İyi Kız Görüşü

  • Az önce son kez öptüm seni

    Son kez tuttum ellerini

    Sanki içimden bir şeyler kopup gitti

    Ayırırken gözlerimden gözlerini

    Zaten olmayacak bir duaya amindi bizimki

    Mutlu edemezdik birbirimizi

    Çok şey istememiştim halbuki

    Yüreğinin en kuytu köşesinde ufacık bir yer yeterdi

    Şimdi daha iyi anlıyorum o sebepsiz suskun terk edişini

    Sen hiç benim olmamışsın ki

    Ben hep kandırmışım kendi kendimi

    Olur da bir gün aklına gelirsem

    Gülümseyerek hatırla beni

    Tebessümle an geçirdiğimiz o günleri

    Ve bir zamanlar seni deli gibi seven bu yüreği…

    Belki de ağlıyordur şimdi

    Hiç kimse almadı, alamazda yerini

    Senden kalan küçük bir resim şimdi

    Ve yalanda olsa söylediğin aşk sözleri

    Yüreğimden asla silinmeyecek izleri

    Hala saklıyorum verdiğin gülleri

    Biraz kurudular ama solmadılar benim gibi

    Bir gün mezarımda hayat bulurlar belki

    Sana verdiğim o resme iyi bak şimdi

    O gülen gözler artık birer mazi

    Yırt at gitsin artık ne anlamı var ki

    Unuttum ben zaten içten gülümsemeyi

    Sana her bakışında parlayan o gözler şimdi

    Kim bilir belki de bulutlar kadar nemli

    Sana hiç kızmadım, kızamam da inan ki

    Aslında suç biraz da bende belki

    Bile bile attım bu ateşe kendimi

    Ve çok ağır ödedim seni sevmenin bedelini

    Bu sözler belki de masal gibi gelecek sana şimdi

    Ama bir gün sen de anlayacaksın beni

    Ve tadacaksın aşkın çaresizliğini

    Belki üzüleceksin ama böyle böyle öğreneceksin büyümeyi

    Düşe kalka öğreneceksin yürümeyi

    Ve ölümle dans etmeyi

    Şimdi başka biri alacak yerimi

    Zamanla hatırlamayacaksın bile ismimi

    Ama son kez, son kez düşün bi

    Sevebilir mi seni, benim sevdiğim gibi

    Ve aldırmadan acılara, koyar mı ortaya yüreğini

    Sevmek sözle değil özdedir sevgili

    Çocuk yüreğin anlamadı bunu ne yazık ki

    Ve sen bitirdin gözümde kendi kendini

    Umutlarımı kefil yapıp terk ediyorum bu şehri

    Benden sana son hatıra olarak bırakıyorum bu şiiri…

    İşte okudun sana olan son sözlerimi

    Bunlar giderken sana söyleyemediklerimdi

    Şimdilerde kalbimde yaşanıyor sonbahar mevsimi

    Artık çok koymuyor her bulduğumda kaybetmek seni

    Çünkü öğrendim ben yalnızlığımla dertleşmeyi

    Ve gidenlerin arkasından üzülmemeyi

    Yüreğimin en güzel yerinde saklayacağım seni

    Ateş olup yaksan da yapamam, gösteremem o cesareti

    Kendine iyi bak sevgili

    Ve sakın arama kaybettiklerini

    Dönmezler artık geri

    Ve eğer bilmiyorsan sevmeyi

    Taşıma o yüreği...

    Can Dündar

    0|1
    0|0

Kızlar Ne Diyor 9

  • başka türlü bir şey benim istediğim

    ne ağaca benzer ne de buluta

    burası gibi değil gideceğim memleket

    denizi ayrı deniz, havası ayrı hava

    nerde gördüklerim, nerde o beklediğim

    rengi başka, tadı başka

    hatta yeni türkü ile devam etsin link şarkısı ile başka türlü olurum ki sorma.

    0|1
    0|0
  • Düşünüyorum da,

    Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.

    Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,

    Naif yönlerimizin keşfedilmesi,

    Cesaretsizliğimizin anlaşılması,

    Korkularımızın paylaşılması

    Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

    Kabuklarımızın altında

    Kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.

    Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.

    Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.

    İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.

    Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.

    Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?

    Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?

    Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?

    Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?

    Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?

    Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.

    Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?

    Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin

    O uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna

    El kaldırmaya kıyamaz?

    Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,

    Korkaklığımı, sevgi isteğimi

    En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem

    Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup

    Bir kuş gibi uçacağım özgürce.

    Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım

    Karşımdakine.

    O da çözülecek belki.

    Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.

    Oysa bir görebilsek bunu.

    Kalmadı böyle insanlar demesek.

    Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.

    Kırılmaktan korkmasak.

    İncinsek, yaralansak.

    Ne olur bir darbe daha alsak.

    Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.

    Denesek.

    Risk alsak.

    Yanılsak.

    Fark etmez.

    Tekrar tekrar bıkmadan denesek.

    Ve kucaklaşsak yeniden.

    Tıpkı eskisi gibi.

    Ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi.

    O zaman fark edeceğiz.

    Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.

    Neler biriktirdiğimizi,

    Kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.

    Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.

    Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.

    Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.

    Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.

    Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.

    Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.

    Sevgiye çok ihtiyacımız var.

    Ufukta kara bir kış görünüyor.

    Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.

    Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.

    Kurtulun bu yükten.

    Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.

    Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.

    Hem hepimiz bir yıldızız.

    Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi?

    Rabindranath TAGORE

    0|0
    0|0
  • Herkes herkesi seviyor..

    Hepsi de başka türlü seviyor.

    Herkes herkesi sevmesin,gerek yok.

    Adam azaldı, sevgi de elden gidiyor.

    'Bana, sen haklısın diyorlar,

    Hayır hayır,ben çok haklıyım, bilen biliyor.

    Bu yarışın dışında kalanlar,

    Adamı sevgi, sevgiyi de adam ediyor.

    Özdemir ASAF

    0|1
    0|0
  • şuanda ilkokul 1. sınıfta ezberlediğim şiir aklıma geldi yıllar geçti unutmadım nedendir bilmem tam yazıcaktım vazgeçiyorum :))

    0|0
    0|0
  • Can YÜCEL - EĞER

    link

    0|1
    0|0
    • yazmaya usendin galiba :)))

    • çok uzun :) o yüzden :D yoksa kopyala yapıştır yapardım ama sığmadı :S

    • olsun guzelmis :)))

  • Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;

    Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

    Fakat Souldancer başka, yokuş mu çıkıyor ne,

    Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

    Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.

    Hey Souldancer, kim demiş suya vurulmaz perçin?

    0|1
    1|0
    • Sakarya Türküsü. Lise yıllarımdan itibaren ezbere bildiğim bir şiirdir. Necip Fazıl Kısakürek'e hayranlığımı başlatan şiir. +1.

  • Yaşamında, yürüyüp yürüyüp, bir an durunca,

    çevrene bakıp göreceksin ki, yürüyüşüne şu ya da bu

    noktada katılmış, bir süre seninle birlikte yürümüş

    kişilerden hiçbiri yok yanında:-

    Sen, bir an, "Buradayım" demek için durunca,

    onlar, artık, "orada" olacaklar - "buradayım artık" bile

    demeyecekler sana, "orada"larından seslenerek...

    "Burada"nda kimse bulunmayacak

    - "orada"ndan da kimse seslenmeyecek sana...

    Oruç Aruoba (De ki işte'den)

    0|0
    0|1
  • 0|0
    0|0
  • gönlüm ucmak dilerken semavi ülkelere ayagim takiliyor yerdeki gölgelere [necip fazli kisakürek]

    0|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 6

  • Sen benim

    Onyedi yaşımsın, deli çağımsın

    Sen benim

    Ayakkabılarımın arkasına ilk basışımsın

    İlk cigaram, ilk ıslığım, ilk kızgınlığım

    İlk aldanışımsın

    Sen benim

    İlk ütülü beyaz gömleğim

    İlk şiirim ilk kavgam yaşamı ilk farkedişimsin

    Sen Benim onyedi yaşımsın

    İBRAHİM SADRİ---17 YAŞIMSIN

    1|1
    0|0
  • ağır kapı aksak lisan

    kelimeler yetmiyor

    çıplak yara günışığı

    tenimi incitiyor

    içeriden yeni çıktım

    dünya almıyor beni

    yüreğimde yatar hala

    ölenlerin yemini

    hangi meydan hangi sokak kavuşturur bizi

    hangi yalan hangi yasak karşılar bizi

    ne insanlar ne mekanlar

    özlemlere yetmiyor

    başka sözler başka yüzler

    ödeşmeler bitmiyor

    aşk uyudu ranzalarda

    düşler eskidi gitti

    ıslığıma gömüyorum

    kalbimdeki sözleri

    MURATHAN MUNGAN- Agır Kapı

    2|1
    0|0
  • Hayattan ne öğrendim?

    Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

    Işığı gördüm, korktum.

    Ağladım.

    Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

    Karanlığı gördüm, korktum.

    Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...

    Ağladım.

    Yaşamayı öğrendim.

    Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;

    aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu

    öğrendim.

    Zamanı öğrendim.

    Yarıştım onunla...

    Zamanla yarışılmayacağını,

    zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

    İnsanı öğrendim.

    Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...

    Sonra da her insanin içinde

    iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

    Sevmeyi öğrendim.

    Sonra güvenmeyi...

    Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,

    sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu

    öğrendim.

    İnsan tenini öğrendim.

    Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...

    Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

    Evreni öğrendim.

    Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.

    Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek

    Gerektiğini öğrendim.

    Ekmeği öğrendim.

    Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.

    Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar

    önemli olduğunu öğrendim.

    Okumayı öğrendim.

    Kendime yazıyı öğrettim sonra...

    Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

    Gitmeyi öğrendim.

    Sonra dayanamayıp dönmeyi...

    Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

    Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...

    Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.

    Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

    Düşünmeyi öğrendim.

    Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.

    Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek

    olduğunu öğrendim.

    Namusun önemini öğrendim evde...

    Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;

    gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el

    sürmemek olduğunu öğrendim.

    Gerçeği öğrendim bir gün...

    Ve gerçeğin acı olduğunu...

    Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da

    “lezzet” kattığını öğrendim.

    Her canlının ölümü tadacağını,

    ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

    Hz. Mevlana

    0|0
    0|1
  • O kadar yoruldum ki artık hiçbir şeye şaşırmıyorum.. Ve umrumda değil hiçkimse, Ne halim varsa görmekle meşgulüm..

    Sana gelince,Ne ben Sezarım,Ne de sen Brütüs'sün..Ne ben sana kızarım Ne de zatın zahmet edip bana küssün...Artık seninle biz, düşman bile değiliz..

    0|0
    0|0
  • ''medeniyet acmaksa bedeni..çöldeki bedevi hepımızden medeni''...!

    0|0
    0|0
  • Kırk yemin kurutmuştur sanırken içimin pınarlarını

    İnanmadığım Allah'a

    Senin yüzünde inandım

    Adı dua olan sevgilim

    Yandım yandım yandım

    Murathan Mungan

    0|0
    0|0
Yükleniyor...