Cihangir merdivenlerinde denizi seyrederek demlendiniz mi?

Evet, malum bahar geldi baharın etkilerinin görülmesiyle birlikte insanın kendini dışarı atası geliyor...

Bilenler bilir bilmeyenler tiz zamanda öğrensin Cihangir Merdivenlerinde oturup birşeyler içip denizi ve istanbul'u hele yanında sevdiğin dostların ile sevdiğinle bunu deneyenler? Ya da denemeyenler? Ses verin..

Hazırlıklarım devam ediyor bunun için, bekle beni Aziz İstanbul, bekle beni gün batımı...


0|0
0|3

En İyi Erkek Görüşü

  • Aynen en lüks restorana değişmem yalnız bize cihangir uzak yakın olan sahilmize gidiyoruz

    0|0
    0|0

Kızlar Ne Diyor 0

Kızlar görüş yazmamış.

Erkekler Ne Diyor 2

  • Cihangir'in merdivenlerini kim boyadı? :) Evet, demlenmiştim vaktiyle.

    Purro'ya ısrarla puro diyen Baudelaire asiliğini görüyorum artık Cihangir'de. Baudelaire'ye, biraz kıyafetindense biraz da o yüzden "dandy" denmiştir. Cihangir gibi.

    Açayım kısaca;

    Galatasaray Lisesi'nden ve tarihi hamamından, bir kavisle İstiklal'e çıkarken... Sağda Pirosmani Sanat Galerisi sizi selamlar. 69'da Rus Sineması'nın incelikle perdeye aktardığı Gürcü ressamı, kadın ağırlıklı çalışmalarla biliyoruz. Oysa galerinin holüne sakallı bir yalıkazığı demir atmıştır. İstiklal'deki sahaflara giderken Cihangir'e de inmişliğim çoktur. Üç kez geçmişliğim vardır galerinin önünden, üç kez aynı adamı görmüşlüğüm, bu yüzden üç kez girmeye yeltenmekle kalmışlığım... Nihayet üç kez içimden sövmüşlüğüm... Erkek gibi doğuştan estetiğe ters -ve bir çoğu lüzumsuz- varlıklarla oturup estetik mi konuşacağım bir de!

    Lise demişken. Mezunlarından Selim İleri, İstanbul'a rikkatle baktığı ve kendi deyimiyle hala yaşayan bir şeyler aradığı -buram buram hüzün ve nostalji kokan- şehrengizlerinde, "kıpırtısız hayatlar" şeklinde tarif eder Cihangir'i. Ama bence hiç de kıpırtısız değildir bu -yalıtık- semt. Adım başı gözüme çarpan antikacı dükkanları ve galeriler, merdiven altındaki apartman kedileri ile de payanda ediliyor mu bilemem ama. Cihangir'in snopluğunda bir başkaldırı gördüm. Evet, başkaldırı. Ama direkt bir isyan da değil; kibirli bir güzelliğe yakın... Bugün şuna bir kez daha kani oldum ki... Bir kere sakinleri, bağrındaki yabancıları hemen teşhis ediyor. Bir kast vardır sanki. Diğer yandan, kaldırımlara tünemiş kitap okuyan dünyalar güzeli iki kadının kıyafetlerinde de aynı sessiz başkaldırıyı gördüm. Tırnaksız öfkeyi... Modanın "tektipleştiriciliğine", retro'nun kılıçlarını çekmişlerdi. Snopça tavırlarında/bakışlarında ve giyimlerinde, kaynayan bir homurdanma vardı. "Norm"a karşı bir homurdanmaydı, o kesin.

    İyi bir yazar/öğretmen gibi bu semt. Söylemiyor, sezdiriyor...

    1|0
    0|0
  • işim olmaz.

    0|0
    0|0
Yükleniyor...