Zarafetin bittiğini görüyorum bu leş sokaklarda. Kadınlar bile çığırından çıkmış laflar ediyor kaldırımlarda..

Birgün siteden birisi şu soruyu sormuştu bize; " Erkekteki ' Asalet ' nedir? Erkekteki asalet kavramı size ne ifade ediyor? "

Ben de hemen heveslenip "Kadındaki zarafet neyse erkekteki asalet de odur" demiştim.Şimdi düşünüyorum da, ne saçma demişim öyle..

Kendimce asalet kavramını açıklayamadığım için yazmıştım öyle bir cümle..

Çünkü benim için ' zarafet ' kavramı da açıklanamazdı.. Sözlüklerde zarafet kelimesinin anlamını yazarlardı; incelik, zariflik, güzellik diye.. Ama ben bir türlü yakıştıramazdım anlamını öyle..Çünkü zarafet benim için soyut birşeydi, somutlaştıramazdım ben onu " incelik, güzellik" kavramlarını yazarak.

Aslında bizim bildiğimiz zarafetin sadece üç anlamı da yoktur sözlükte..Biliriz ki üç kelımeyle ifade edilemez o. Tıpkı asalet kavramı gibi..

Biliriz ki aslında çok daha derin anlamları ve düşününce dilimizin ucuna getiremediğimiz anlamları vardır o zarafetin.. Zarafet kelimesini somut olarak biliriz biz ama söylemeye çalıştığımızda çıkmaz bir türlü ağzımından o somut laflar..

Aklımızda bir tanımı vardır ama söyleyemeyiz işte onu.. Soyuttur çünkü o.. Her insanın kafasında şekillenen bir kavramdır o..

Kimine göre oturmanın, kalkmanın, yemek yemenin bir zarafeti vardır, kimine göre de konuşmanın, bakışın ve duruşun bir zarafeti vardır.. Hiçbir zaman bilemeyecegiz bu zarafet kelimesinin tam anlamını.. Çünkü yıllar bizi yaşlandırdıkça, biliyoruz ki zarafet kavramı da eski halini koruyamıyor.. O da bizimle birlikte şekil değiştiriyor ve o da bir çiçek gibi soluyor..

Eskiden konusulan zarafet kavramıyla şimdiki arasında dağlar kadar fark var.. İnsanoğluyla birlikte o da şekilleniyor bizimle ve hergün gerçek anlamından bir o kadar uzaklaşıyor..

Yalnız biliyoruz ki, hala gerçek anlamını korumaya çalışanlar var etrafımızda. Karşısına geçince saygıdan şapkamızı çıkarttığımız insanlar var etrafımızda..İşte onlar hala zarafet kelimesini korumaya çalışıyorlar.. Tıpkı son nefesine yaklaşan kutup ayılarını korumaya çalıştıkları gibi..

Sizi bilmem ama ben zarafet kelimesine öyle bir aşığım ki.. Anlatamam size o aşkı.. Ve onu korumaya çalışan insanları da anlatamam size karşı..

Araştırdıkça buldum asıl zarafet anlamını, zarafet kelimesine aşık olan başka bir insandan..Sizin için öyle midir bilmem ama zarafet dediğimiz kavram her şeyin içinde..

Onu her şeyin içinde yaşatabilmemiz için bize düşen tek görev, sadece onun ruhunu taşıyabilmek..

İşte size zarafet kelimesine aşık olan bir başka insanın gözünden zarafet;

" Her tavrın bir zarafeti vardır. oturmanın, kalkmanın, iş görmenin, eşyaya bakmanın, sosyal ilişkilerin, çalışmanın, dinlemenin ve tabii söz söylemenin... gönüllerdeki zarafet dışa yansıdıkça hayat güzelleşir ve kalite kazanır. söz gelimi sanat eserleri ancak zarif bir duyuş, zarif bir bakış ile ortaya çıkabilir. sözün zarafeti şiir, rengin zarafeti resim, taşın zarafeti mimari, sesin zarafeti beste olarak dışa yansıdığı vakit eşya da zarafet kazanır ve sanat olur... (Devamı güncellemede)

Güncellemeler:
"... o halde sanatın kullandığı yöntem, baştan başa bir zarafetten ibarettir. ortaya çıkan şey edepten sıyrılmış olsa bile yöntemin zarafetine halel getirmez.


rüzgar, saba yeli yahut meltem iken güzeldir de haddini aşıp şiddetlenince fırtınaya, boraya, kasırgaya durur. dalgalar belli bir ahenkle sahile vururken hoşa gider de şiddetini artırınca çevresini yıkmaya başlar. sevgi belli ölçülerde erdemdir de haddi aşınca adı aşk olur, cinnete varır. yerinde bir öfke edep içindir de haddi aşınca.
"...insanı katil eder. şakanın normali nükte ve mizahtır; ama aşırısı maskaralık olur. velhasıl zarafet bir itidaldir. hani mevsimler içinde bahar gibi. kış ve yaz haddi aşan hava şartlarıyla vardır; ama baharda sıcak ile soğuğun, gece ile gündüzün, belki tabiattaki ölüm ile canlılığın eşit ve dengeli olduğu görülür. bunun insan ruhuna yansıması da aslında insanın itidali, fıtratın en beğenilen yüzüdür. insan ruhu iyilik ve güzellik ile gerçek kimliğine kavuştuğuna göre, bir bahar zarafeti de..
".. insana en uygun olan tavrı sunar. ne buyrulduğunu biliriz: “işlerin hayırlısı, orta hallice olanıdır. “bu düstur, derinine bakıldığında, aşırılıktan kaçmaktan öte zarafeti bize telkin etmektedir."


Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Azalarak bitiyor mu zarafet...

0|0
1|1

En İyi Erkek Görüşü

  • Azalarak bitmiyor zarafet. Azalarak çoğalıyor.. Saçma gelecek ama açıklayayım.. Nasıl ki çok olan değersiz ise az olan da bir o kadar değerli. Her zaman insanlık olarak değerli olana ulaşma çabası içerisindeyiz.. Kafamızı kaldırıp nerede olduğumuza baktığımızda işin ucunu fazla kaçırmış oluyoruz.

    Bilirsiniz, biyolojide öğrenmişizdir. Dünya üzerindeki, biyosferde canlı çeşitliliği bir denge üzerindedir. Av-avcı ilişkisi açısından. Av azalıştan yükselişe geçerken, avcı buna binaen yükselişten azalışa geçer. Bunu her yerde bulabilirsiniz, peki ilk başladığımız anda hangisi neredeydi? Avcı mı çoktu av mı?

    Aslında zarafet yaradılıştadır. Her şey ilk baştakini aramaya koyulmuştur. Lakin ipin ucunu kaçırıyor ve kafasını kaldırdığında geç oluyor, tekrar geri dönüyor ama ayarını bir türlü tutturamıyor.. Zarafet bir zürafanın boynunda, bir ağacın dalındaki uzanışta, bir insanın anatomisinde, bir hayvanın erdemliliğinde, güneşin evrendeki konumundadır. Zarafet, değişmeyen her şeydedir. Yani sorunuzun bir bölümünde geçen şu cümleye katılmıyorum: 'O da bizimle birlikte şekil değiştiriyor.'

    Zira bence; zarafet şekil değiştirmiyor, biz konum değiştiriyoruz. Farklı açıdan bakıyoruz. Hani demem o ki, gözlerimizin gördükleri sembollerden ibaret. Belki de biz hiç hareket bile etmiyoruz, tamamen beyin... Bir bakıyorsun en tepeden, zarafete; bir bakıyorsun alçaktan. Fark bu..

    Dil anlatım, grammar derslerinde öğrenmişizdir; bir kelime söylendiğinde akla ilk gelen gerçek anlamdır, sözlüğü açıp baktığımızda gördüğümüz tanımı gerçek anlamdır diye.. Peki bu iki şekilde de tanımlarız gerçek anlamı da ya ikisi uyuşmazsa? İnsanlık gibi, asalet gibi, zarafet gibi.. Ya kelimeyi ilk duyduğumuzda aklımıza gelenle sözlüğe baktığımızda aynı anlamla karşılaşmazsak? Hangisi gerçek anlam bilemeyeceğiz. Bu durumda 'her gün* gerçek anlamından bir o kadar uzaklaşıyor..' da diyemeyeceğiz zira halen karar kılmadık.

    Peki nedir bu? Evrendeki her şey tanımlandırılabilir, Tanrı dışında.. Peki zarafet gibi bu bazı kelimeleri sınıflandıramıyacak mıyız, tanımlandıramayacak mıyız? Evet. Allah'tan olan bir şeyi sınıflandıramayacağız. Acizliğimizi belli edeceğiz. Egolarımızı bir kenara bırakıp tekrar başa dönmeye devam edeceğiz. Ama nasıl olur? İnsan kendisini nasıl kandırabilir? Kandırmayacaksın, inandıracaksın. Vicdanınla konuştuğun zaman zaten o sana zarafetin tanımını yapar. Zira vicdan Tanrı'nın insana dokunuşudur, aşk gibi. Onları biz değiştiremeyiz, asalet gibi. Onlar başından beri aynı noktadadır, zarafet gibi.

    Hepimizin başa, başladığımız noktaya, süveydaya, O'na, Allah'ın o son dokunuşuna dönebilmemiz dileğiyle...

    Soru için teşekkür ederim..

    0|1
    0|0
    • Ha unutmadan, verdiğin alıntı fazlasıyla güzel; şunu ekliyorum. Ayarını yakalayabilene, AŞK olsun. :))


      link Anlıyorsun, değil mi? :))

    • Hepsini Göster
    • Sayende.. Demek ki neymiş, sen bir üstadmışsın. :) İnsanları eğitebiliyormuşsun.. Anladın sen onu, dostum. :))


      Abartma.


      Ve teşekkür ederim, yorumun ve hediyen için. :)

    • Bir şey yapmadım ki senin için eğitmiş olayım. Sana tavsiye vermedim, herhangi bir taktik söylemedim, ..

      Kendin yazıyorsun, gelişimini başkalarına atıyorsun.

Kızlar Ne Diyor 1

  • dedigin gbi bnde asigim bu kelimeye fkat goremiyorum kimsede.

    0|1
    0|0

Erkekler Ne Diyor 0

Erkeklerden En İyi Görüş seçilmiş!

Yükleniyor...