Kapat

Türkiye'de Transfer Ekonomisi Nasıl İşler?

Gündemde daha çok üç büyük kulübümüz olduğu için onlardan örnek verelim.

En başta bir futbolcu düşünüyoruz.

Bu Türk futbolcu herhangi bir Anadolu kulübünde yetişir

10-15 maçlık bir maratonda parlar. Bu parlama da Premier Lig'de alınan bir parlama değil. Durgun geçen, oyunun sürekli saçma sapan faullerle durduğu, soğuduğu, fiziğe dayalı, herhangi bir taktik veya düşüncenin olmadığı Süper Lig'de alınan bir parlama. Bu parlamayı yapan futbolcu hemen büyük kulüplerin dikkatini çeker. Daha doğrusu bunu yapan o futbolcunun olduğu Anadolu kulübüdür. Oyuncu bir güzel parlatılır, onu bir ekonomik, bir ticaret mal gibi pazarlar, oyuncu satarlar.

Bu parlayan futbolcuyu büyük kulüplerimiz görür

Türkiye'de o kadar dengesiz ve gereksiz bir transfer politikası var ki 500 binlik bir futbolcuya hemen 3-4 katı fiyat çekilir. Bunu yapan kulübünü umursamayan kulüp yöneticileridir. Nasıl olsa harcadıkları para da onlara ait değil. Çıkıp dittiklerinde borçlar kulübün kendisine kalıyor. Hem de Anadolu Kulübü'nün futbolcudan kazanabileceği en fazla parayı kazanma isteğidir. 500 binlik oyuncu bir anda bir buçuk milyon, 2 milyon olur.

Bu iş, sadece burada bitmez

Daha sonra rekabette olduğu bir başka büyük takım daha transfere dahil olur. Takıma uyum sağlamayacak, takım düzenine uymayacak olsa bile sırf karşı kulüple rekabet içinde olmak amacıyla olaya katılır. Bu, transferin ve oyuncunun fiyatını daha da büyütür. 2 milyon, olur sana 3 milyon. Hem bu vakitten sonra ne Anadolu Kulübü fiyatı düşürür, ne de futbolcu. Hatta daha da arttırmaya çalışılır. Futbolcuyu alırlar.

Futbolcu, genelde bunların yüzde 65'i başarısız olur

Yani istikrar gösteremez. Bir maçta güzel performans gösteriyorsa 5 maçta kötü oynar, istikrarsız olur. Forma şansını bulamaz. Yüzde 25'e yakını, ortalama, istikrarlı, öyle bir maçı iyi ise bir maçı kötü oynar. Bir sene idare eder. O bir senede oynar. Öbür senede oynaması şuna bağlıdır: Büyük maçlarda atacağı goller. Eğer bir derbi maçında gol atıyorsa bir sene daha uzar sözleşmesi. Bu kadar basit ve aptalcadır.

Yüzde dokuzu, genel olarak istikrarlı olur

Yetenek vaat eder. Eğer kendini zorlarsa bundan bir şey olur hissi verir izleyenlere ama bu futbolcuların geneli tembellik derdinden aynı çizgide kalırlar, yükselmezler ve üç büyüklerde üç dört sene aynı seviyede oynarlar. Çünkü para tatlıdır. Büyük bir kulüpte oynuyordur, parasını tiring diye cebine alıyordur ve kendini zorlamasına gerek yoktur.

Yüzde birlik kısım ise bizi başarı ile temsil eden kişiler olur

Bunlar, aldığı paranın hakkını veren, yeteneklerinin kat kat üstünde olduğunu gösteren, bize kanıtlayan, Avrupa'da ve burada bizi başarı ile temsil eden kişiler olur. Örnek olarak Arda Turan.

Bu futbolcular 100 binde 200 binde bir olasılıkla ülkemize gelir. Transfer politikasına bir de şöyle bakalım. Transfer ediyorlar kat kat fazlasına. Henüz bir sene geçmeden, hiçbir sportif başarı elde etmeden, kat kat azına oyuncuyu satıyor ve zarar ediyor. Buna örnek olarak Galatasaray'a gösterebiliriz mesela.

2013-14 sezonunda

Transfer edilen futbolculara üç ayda toplamda 41,84 Milyon € verilirken gidenlerden sadece 1,80 Milyon € kar elde edildi. Kulüp borcu 700-800 Milyon olan bir kulüpte sadece üç ayda transferden maaşlarla birlikte sadece 135 Milyon TL zarar edildi.

2012-13 sezonunda

Transfere 30,05 Milyon € harcanırken satılan futbolculardan sadece 3,89 Milyon € kar edildi. 70 Milyon TL zarar edildi sadece üç ayda.

Ki bu futbolcular kat be kat azına, zararla hatta bonservissiz olarak başka kulüplere satıldı.

Tarık Çamdal

Tarık Çamdal gibi vasat, bahsettiğim tanıma uyan, yetersiz bir futbolcuya 2014-15 sezonunda 4,75 Milyon € bonservis verildi. Aldığı maaşlarla birlikte 15 Milyon zarar edildi. Oynamadı da...

Nordin Amrabat

Nordin Amrabat için Kayserispor'a tam 8 Milyon € verilmiş. Bu futbolcu çok oynamadan kulüpten ayrıldı. Maaşlarla birlikte toplam 27 Milyon TL'ye patladı...

Olcan Adın

Trabzondan 4 Milyon €'ya alındı ve katkı veremedi. Daha doğrusu oynamadı bile takımda... Kulübe 14 Milyon TL oynamadan verilen zarar...

Böyle böyle bu takımlarımızın borçları 1 Milyar doları geçen borçlara giriyorlar. Bu futbolcuları kat kat fazlasına satın alan başkanlar takımı terk ediyor ve yaptıkları kazıkla kalıyorlar.

Toplam borç bilançoları:

Galatasaray: 1.7 Milyar Lira

Fenerbahçe: 1.4 Milyar Lira

Beşiktaş: 1.2 Milyar Lira

Trabzonspor: 453 Milyon Lira

Ve en can alıcı nokta da şu;

Bu borç bizim verdiğimiz vergilerle siliniyor. Yani adamlar yattığı yerden milyonlar kazanıyor yüzde birini bile haketmezken, ama biz aylık 1500 TL ortalama para kazanan adamlar olarak kendi rızkımızdan kesilen paralarla onları doyuruyoruz. Hakkımızı yediklerini, kul hakkına girdiklerini düşünüyorum herkesin kendi görüşü. Yasin Öztekin, Sabri, Tarık, Salih Dursun, Selçuk Şahin, Olcan gibi adamlara milyon dolarlar kazandırırken bizden kesilmesi, ne kadar içinize siniyor orasını size bıraktım...


0|1
2|2

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder
Sponsorlu

Kızlar Ne Diyor 2

  • Guzel bence

    0|1
    0|0
  • Ne gereksiz konu...

    0|0
    0|4
    • Bu konu seni de ilgilendiriyor birazcık okursan son kısmı. Bu kulüplerin borçları devlet tarafından sürekli siliniyor. Peki hangi parayla? Senin, babanın annenin ailenin akşama kadar çalışıp didindiği paralarla. Saçma sapan isimlerle alınan vergilerle milyon dolarlar kazanan, işini hakkıyla yapmayan adamları konuşuyoruz. Daha iyi bir fikrin varsa hemen konuşmaya başlayalım onu.

Sponsorlu

Erkekler Ne Diyor 2

  • Hep Gs nin üstüne oynamışsın ama doğru kartlar malesef :)

    0|1
    0|0
  • Güzel paylaşım

    0|1
    0|0
Yükleniyor...