Arda Turan ve Başarının Saklı Formülü

Merhaba, bu Bence’ de başarının pek bilinmeyen formüllerinden birini işleyeceğim. Gerçek yaşamdan Arda Turan üzerinden verilecek örneklerle konuyu pekiştirmeye çalışacağım. Keyifli okumalar dilerim.

Arda Turan ve Başarının Saklı Formülü

Herhangi bir işte başarılı olmanın altın bir kuralı vardır; çok çalışmak

Peki, neden çok çalışmak? Neden başarıya ulaşmak için çaba harcamak gerekir? Neden çalışmakta çalışmak? Basitçe anlatmak gerekirse: Çok çalışarak mevcut kapasitenizi üst düzeye çıkarırsınız veya üst düzeye ulaşmış kapasitenizin ve formunuzun istikrarını sağlamış olursunuz. En önemli ve en can alıcı nokta budur. Bir yazar, bir sporcu, bir sanatçı, bir öğrenci, bir eğitimci, bir işçi veya bir yönetici olmanız fark etmez; eğer çok çalışıyorsanız ve çaba gösteriyorsanız ya en üst kapasitenize ulaşmak istiyorsunuzdur ya da ulaştığınız en üst kapasitenizi korumak istiyorsunuzdur. Başarıya giden yolda bu en önemli gerekliliktir. Peki, bunu yapıyorsunuz, sırada ne var?

Sırada ise şans faktörü

Şans faktörü çoğunlukla talih faktörü ile karıştırılan bir şeydir. Şans faktörü en basit en yalın tabirle “doğru zamanda olmak, doğru yerde olmak, doğru kişiyle olmak, doğru işi yapmak” olarak ifade edilebilir. Şans faktörü olasılık ile ele alınır ve olasılık ne kadar yükselirse şansınız da o kadar yüksek olur.

Örnek vermek gerekirse; Yönetici vasıflara sahip bir koordinatörseniz eğer kariyer planlaması içinde hızlı yükselmek istiyorsanız bunun için şansınızı uzmanlaşma, alt uzmanlaşma, sanayileşme gibi süreçlerini tamamlamış ülkelerde rekabete girmektense; uzmanlaşma sürecinin henüz başında ya da ortasında olan, az gelişmiş, sanayileşmesini tamamlamamış ülkelerde rekabete girebilirsiniz.

1. Duruma örnek İngiltere, 2. Duruma örnek Romanya olsun. Türkiye’de yetişmiş bir yönetici vasıflara sahip bir bilişim spesiyalistiniz ve Microsoft firmasında departman koordinatörü olmak istiyorsanız diyelim. Bu durumda İngiltere’de yer alan Microsoft genel merkezine yapacağınız iş başvurusu ile Romanya’da yer alan Microsoft genel merkezine yapacağınız başvuruda şans faktörü sizin için eşit durumda olmayacaktır. İki ülkede de o departmanda açığı varsa eğer sizin şansınız Romanya’da işe alınmak açısından daha yüksek olacaktır.

Hayali bir örnekten sonra şans faktörüne birde gerçek yaşamdan bir örnek verelim. Örnek bir sporcu olarak gördüğüm Arda Turan’ı ele alalım. Galatasaray ve Türkiye A Milli Futbol Takımında sergilediği başarılı performans sonucunda Atletico Madrid’e transfer oldu. Ancak Atletico Madrid’e transfer olması bir tesadüf değildi, bir seçimdi. Çünkü o dönemde İtalya’da İnter Milan takımı, Almanya’da Werder Bremen takımı, İngiltere’de Middlesbrough ve Newcastle United takımları da Arda Turan ile ilgileniyordu.

Arda Turan’ın aynı zamanda kariyer planlama uzmanı olan menajeri Ahmet Bulut, iyi bir matematikçi ve uluslararası spor camiasını yakından takip eden bir spor adamıydı. İtalya’da genç futbolculara şans vermeyen ve sabır göstermeyen futbol düzeni içinde genç Arda Turan’ın (2011’de Arda 24 yaşındaydı) şansının düşük olduğunun bilinceydi. İngiltere’de Middlesbrough takımı sık sık kümede kalma – kümeden düşme sorunu yaşayan bir takımdı, olası bir kümeden düşme yaşanırsa Arda’nın kariyerinin olumsuz etkileneceğinin farkındaydı. Werder Bremen ise her ne kadar talip olsalar da Galatasaray’ın istediği bonservis bedelinin çok altında bir teklifle gelmişti ve Galatasaray’ın Werder Bremen’e satmak istemeyeceği belliydi (Arda için Galatasaray 15 milyon $ isterken Werder Bremen sadece 4 milyon $ teklif etmişti).

Arda için geriye iki takım kalıyordu, Newcastle United ve Atletico Madrid. İki kulüpte idealdi ama çok küçük bir farklılık Arda’nın kariyerini belirleyen etken oldu: “Duygusallık”. Arda son derece duygusal bir çocuktu ve ona karşı önyargıların olmadığı, ona güvenen bir teknik direktörün ve onunla iyi anlaşacak futbolcuların olduğu bir takımda başarılı olma şansı çok daha yüksekti.

İngiltere’ye giden Türk futbolcuların bir çoğu ya başarısız ya da adı bir çok sorunlara karışarak geri dönmüştü (Tuncay Şanlı ve Emre Belözoğlu gibi). Türklere karşı önyargının yüksek olduğu çok daha zor bir ligdi İngiltere Lig’i. Bütün bunlar göz önüne alınınca nispeten Türkleri sempatik bulan (Deportivo kulübü kendini Türklerle özdeşleşmiş görürürken, Nihat Kahveci’nin futbol oynadığı dönemde İspanya’da lakabı El Turco’ydu) bir ülke olarak görülen İspanya Lig’i ve genç futbolculardan oluşan yeni bir jenerasyona gidecek olan Atletico Madrid futbol takımı birçok faktör ele alındığında başarılı olmanın en yüksek olasılık olduğu yerdi.

Sonuç olarak Arda Turan gittiği yeni takımında da çok çalışmaya devam etti ama bunun yanında şans faktörünün tamamen ondan yana olduğu bir yerdeydi. Olasılıklar onun başarılı olmasından yanaydı, o da çok çalışarak beklentileri boşa çıkarmayarak Atletico Madrid’de geçirdiği 4 sezonda bir Lig şampiyonluğu, bir kral kupası şampiyonluğu, bir Avrupa ligi şampiyonluğu, bir Şampiyonlar ligi finali oynama başarılarını elde etmişti. Arda, doğru zamanda, doğru yerde, doğru ekiple birlikte olmanın ve çok çalışmanın karşılığını, bugün Barcelona’da 7 numaralı sırt formasıyla sahaya çıkarak elde etmişti.

Uzun lafın kısası, Arda Turan doğru zamanda doğru yerde doğru kişilerle olmak için çok çalıştı. Bu çalışmaları sonucunda oraya ulaşmayı başardı. Ama bu defa daha çok çalışarak artık yeni bir dönemde, onun sporcu kimliğine daha uygun bir takımda ve daha iyi anlaşabileceği meslektaşlarının olduğu yeni bir sezona başladı. Daha çok çalışmanın karşılığını daha iyi bir takıma ve bu takımla elde edeceği daha üst düzey başarılara yelken açarak aldı. Sizde doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişilerle olmak için çok çalışın ve bırakın şans faktörü sizin lehinize, olasılıklar sizden yana işlesin. Ondan sonra çalışmaya devam edin ve sizde bir gün Arda gibi mesleki başarınızda zirveye ulaşın!


0|0
0|0
  • Bu Bence, görüş paylaşımına kapalı!
Yükleniyor...