Kökeninin milattan önce antik çağa kadar uzandığı söylenen, modern anlamda ise ilk kez 1896 yılında Atina'da düzenlenen Olimpiyat Oyunları tarihinde Türkiye'nin genel durumunun bir fotoğrafını çekip analiz etmeye çalışacağım bu yazımda.

Bir olimpiyat oyununda altın madalya kazanmak yeryüzünde o sporun zirvesi olmak da demektir bir anlamda. O yüzden Olimpiyat Oyunlarında madalya kazanmak birçok sporcunun rüyasıdır. Olimpiyatlara ilk kez 1907'de katılan Türkiye o yıldan son olimpiyat oyunlarının yapıldığı 2008 tarihine kadar 37 altın, 23 gümüş ve 22 bronz olmak üzere 82 madalya kazandı. Türkiye'nin nüfusu düşünüldüğünde bunun çok da başarılı bir tablo olmadığı yorumu yapılabilir.

Sporcularımızın yarıştığı branşlara göre kazandığı madalyalara baktığımızda en başarılı oldukları branşın ata sporumuz güreş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kazandığımız madalyaların yarısından fazlasının güreşten gelmesi hatta bazı olimpiyat oyunlarında sadece güreşçilerimizin madalya alıp döndüğü onun dışında hiçbir madalya kazanamamamız bu durumu açıkca ortaya koyuyor.
olimpiyatlar
Türkiye güreşte bugüne kadar 28 altın, 16 gümüş ve 13 bronz olmak üzere tam 57 madalya kazandı fakat son yıllarda halterde gelen başarılarımız güreşi 2. plana attı denilebilir. Son yıllardaki peformansa bakılınca Türkiye Çin'den sonra halter branşında en başarılı olan 2. ülke durumunda ve Çin'in nüfusu da gözönüne alındığında aslında en başarılı ülkenin Türkiye olduğu çıkarımı da yapılabilir.

Şu ana kadar halterde Türkiye olarak 9'u altın 1 gümüş ve 1 bronz olmak üzere tam 11 madalya kazandık. Güreş ve halter dışında olimpiyatlara iddialı, madalya umuduyla gittiğimiz ve zaman zaman sporcularımızın madalya kazandığı sporlar ise boks, tekvando, judo olarak göze çarpıyor. Bu üç branş da kazandığımız madalyaların dışında gerek olimpiyatlarda gerekse Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında her zaman iddialı madalya kazanmaya favori sporcular ile gittiğimiz branşlar olarak değerlendirebiliriz. Uzun yıllar başarıya hasret kalsak da son yıllarda atletizm branşında da bir elin parmakları kadar da olsa olimpiyat oyunlarında madalya elde ettik.
Türkiye 2008 tarihine kadar Olimpiyat Oyunlarında 37 altın, 23 gümüş ve 22 bronz olmak üzere 82 madalya kazandı.
Türkiye'nin başarılı olduğu branşların güreş, halter, boks, judo, tekvando olması ilginç. Baktığımızda bu 5 olimpik spordan 4'ü zaten dövüş sporu. Halter dövüş sporu olarak değerlendirilmese bile o da salt ağırlık kaldırmaya dolayısıyla tamamen güce dayalı bir spor. Karate olimpik spor kategorisinde değil, eğer olsa onda da madalyalarla dönmemiz çok büyük bir olasılık zira son yıllarda Avrupa Karate Şampiyonasında takım halinde kazandığımız Avrupa Şampiyonluğu mevcut.
naim halter
Türkiye'nin bu tarz sporlarda kısmen de olsa başarılar elde etmesi diğer branşlarda ise başarısız olması aslında Türk insanının ne tarz sporlara ilgi duyduğu, yeteneklerinin ne yönde olduğu ve sosyolojik olarak insan yapımızı analiz etmede bazı ipuçları verebileceğini düşünüyorum. 3 tarafı denizlerle çevrili bir yarımada olan Türkiye'nin yüzme branşında hiçbir ciddi başarı elde edememesi de analiz edilmesi gereken bir nokta. Takım sporlarına bakarsak da her ne kadar Avrupa ve Dünya şampiyonalarında futbol, basketbol, voleybol gibi branşlarda zaman zaman milli takım düzeyinde başarılar elde etsek de olimpiyatlarda takım sporlarında dikiş tutturamadığımız, daha doğrusu takım sporlarında olimpiyatlara katılmaya hak kazanamadığımız görülüyor.

Bilindiği gibi olimpiyat oyunlarında madalya kazanarak milletinin bayrağını göndere çektirmek hatta altın madalya kazanarak ulusal marşını tüm dünyaya dinletmek tüm sporcuların hayalidir. Şimdi de olimpiyat oyunlarında başarılarıyla ön plana çıkan, göğsümüzü kabartan türk sporcuları inceleyelim. Sporcu bazında baktığımızda Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu'nun başarılarıyla ön plana çıktığını görüyoruz. Türk kökenli olmasına ve Türkiye adına yarışmak istemesine rağmen vatandaşı olduğu zamanın komünist Bulgaristan Devlet'inde milli sporcuların başka bir devletin vatandaşlığına geçmesine izin verilmemesinden dolayı Türkiye adına yarışamayan ancak T.C devletinin düzenlediği gizli bir operasyonla kaçırılarak Türkiye adına yarışma şansı yakalayan Naim Süleymanoğlu 1988 Seul, 1992 Barcelona ve 1996 Atlanta Olimpiyatlarında üst üse 3 altın madalya kazanarak büyük bir başarıya imza attı ve uluslararası çevreler tarafından da halterin Pele'si olarak kabul edildi. Özellikle 88 Seul Olimpiyatlarında 6 dünya ve 3 olimpiyat rekoru kırması ve kendi ağırlığının 3 katını kaldırması büyük yankı buldu.
Naim Süleymanoğlu 1988 Seul, 1992 Barcelona ve 1996 Atlanta Olimpiyatlarında üst üse 3 altın madalya kazanarak büyük bir başarıya imza attı
Halil Mutlu da 1996 Atlanta, 2000 Sydney ve 2004 Atina Olimpiyatlarında üst üste 3 altın madalya kazanmıştır. Dünyada da 4 yılda bir düzenlenen olimpiyat oyunlarında üst üste 3 altın madalya kazanan sporcu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. 20'den fazla dünya rekoru da kıran ve aktif spor yaşamında dünyada yılın sporcusu ödülüne de aday gösterilen Halil Mutlu spor tarihimizin en başarılı sporcusu dahi denebilir kanaatimce.

nurcan halter
Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu'nun dışında Dünya Güreş Federasyonu tarafından asrın güreşçisi ünvanı verilen Hamza Yerlikaya ile yine güreşçi olan Mithat Bayrak ve Mustafa Dağıstanlı olimpiyatlarda ülkemize 2 altın madalya kazandırarak önemli başarılar elde ettiler. 2004 Atina Olimpiyatlarında 19 yaşındayken altın madalya kazanan sporcumuz Taner Sağır da Olimpiyat oyunlarında en genç altın madalya kazanan sporcumuz konumunda bulunuyor. 2004 yılında altın madalya kazanan Halterci Nurcan Taylan ise Türkiye'ye olimpiyat altın madalyası getiren ilk bayan sporcu olarak spor tarihimizdeki yerini aldı. Bunlara 2004 Atina olimpiyatlarında 17 yaşında gümüş madalya kazanarak olimpiyat madalyası kazanan en genç türk sporcusu olarak tarihe geçen boksör Atagün Yalçınkaya'yı da eklemek gerekir.

Bu yazıda Türkiye'nin olimpiyat yolculuğuna bir aynaya tutmaya, Türk sporcularının hangi spor branşlarında daha başarılı olduklarını mercek altına almaya ve başarılarıyla olimpiyatlarda ön plana çıkan gururumuz olan sporcularımızı tanıtmaya çalıştım. Umarım herkesin sevebileceği bir yazı olmuştur. Son olarak bu yaz yapılacak olan 2012 Londra Olimpiyatlarında sporcularımıza başarılar dileyelim.