Kapat

En sevdiğiniz şiiri paylaşır mısınız?

Yazın bakalım. Şiire meraklı birileri vardır herhalde.


0|0
14|23

En İyi Erkek Görüşü

  • Kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi Yakup
    Bunu kendine üç kere söyledi
    Onlar ki kalabalıktılar, kurbağalar
    O kadar çoktular ki, doğrusu ben şaşırdım
    Ben, yani Yakup, her türlü çagrılmanın olağan şekli
    Daha hiç çağrılmadım
    Biri olsun "Yakup!" diye seslenmedi hiç
    Yakup!
    Diye seslenmedi ki, dönüp arkama bakayım
    Ve içimden durgun ve çürük bir suyu düşüreyim
    Ceplerimdeki eskimiş kağıt parçalarını atayım
    Sonra bir güzel yıkanayım da.
    Ben size demedim mi.

    Evet, kurbağalara bakmaktan geliyorum
    Sanki böyle niye ben oradan geliyorum
    Telaslı, aç gözlü kurbağalara
    Bakmaktan
    Bilmiyorum
    Bilmiyorum, bilmiyorum
    Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? Hayır, Yakup
    Bazen karıştırıyorum.

    0|0
    0|0
    • Bazen karıştırıyorum ya, çok uzun bir gündü
      Sonra bu çok uzun günün sıcak bir günü
      Kediler kırmızı alevler halinde koşuyordu
      Onlar işte hep boyuna koşuyordu
      Birileri çıkıyordu ordan burdan

      Hiç çıkmamak halinde ve olgun
      Birileri çıkıyordu
      Geceden kalma bir lamba yanıyordu, açık
      Bir pencerenin sokağa doğru içinde
      Bu uyum korkunçtur Yakup!
      Yakubun olması korkunçluğudur bu
      Dünyanın insana doğru içinde
      Yakup, Yakup!
      Burdayım, yani ben.. evet, geliyorum
      Lambayı söndürmesinler, geliyorum
      Siz bütün lambaları yakın, evet
      Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? hayır, Yakup
      Bazen karıştırıyorum.

    • Ve kendine bilinmeyenler yaratan Yakubum ben, iyi ya
      Durduğum bir gündü, diyorum, bütün ilgiler sizin olsun
      Her türlü bir şeyler sizin olsun, ben artık
      Hep böyle istiyorum, ayıp degil ya
      Durduğum bir gündü, diyorum, yüzümü göğe doğurduğum
      Bir gündü ve yaşar gibi kaldığım bir yaşama içinde
      Ve yollarda ölü baykuşlar bulduğum
      Bir ölünün günü boyayan renginde
      Çürük evler bulduğum, içleri sonsuz kayalar
      Kayalardan dondurmalar sorduğum
      Ben, yani Yakup, Yakubun hiç çağrılmamış şekli
      Kim bilir ne diyordum
      (Kim bilir ne diyordu bir baykuş yaratıldığına
      Bir baykuş tarafından
      Ve bütün baykuşlar o bütün baykuşların arasında ne oluyordu
      Ben ne oluyordum.)

      ...

      ...

En İyi Kız Görüşü

Senin görüşün var mı?

0/2000

Gönder

Erkekler Ne Diyor 22

  • İnsan Sebepsiz Yere Terk Eder mi Sevdiğini?

    Aklı ve mantığı ele geçiren, aynı zamanda akla ve mantığa sığmayan bir duygunun içindeyim. Geriye bakarak gitmeye çalışıyorum. Kırık bir umut taşıyorum. Aklım sende kala kala senden gidiyorum. İnsan yarısında terk ettiği filmin sonunu merak eder mi? Ediyorum.

    Tüm yelkenlerim yırtılmış ama ben hâlâ rüzgârdan medet umuyorum.

    Onun kaderi aşkı uğruna aşkında vazgeçmekti.

    Uçsuz bucaksız bir manzara görmek istiyorsanız en dik yokuşu çıkmak zorundasınızdır. Bedeldir bu.

    Dünya çok değişti. Artık dürüst olmak cesaret gerektiriyor.

    Seni düşünmek; şu sıra sıklıkla tercih ettiğim bir intihar yöntemi.

    Noktasız bir cümle gibi kaldın satırlarda.

    Umutların gerçeğe dönüşebilme ihtimali, hayallerimizle gerçeklerimiz arasındaki uyumun gerçekliğine göre değişir

    Çarpıp kapatılan her kapı ses bırakır, senin çarptığın kapı iz bıraktı.
    İşin kötü yanı, ben sana senin bir yangın olduğunu bilmeden geldim; daha kötü yanıysa bunu bilseydim de yine gelirdim.

    İnsan yarısında terk ettiği filmin sonunu merak eder mi? Ediyorum.

    Bir gün çekip gitmeyeceğini garanti altına aldıktan sonra herkes sever ama emniyet kemerli aşklar gerçek aşk olamazlar.

    Kimse kimsenin yerini dolduramıyor, zaten doldurması da gerekmiyor. Sevgiyle yad edeceğimiz birileri kalmalı geride ve onların yerleri başkaları tarafından doldurulmamalı bence. Eskide kalmalı, eskimeli bir şeyler. Her şey eskisi gibi kalabilseydi, hiçbir şey eskimezdi. Yoksa ne varlığına doyuluyor, ne yokluğuna dayanılıyor. Ama hayat bizden hep bir bedel istiyor. Hayatın devam edebilmesi için bu bedellerin ödenmesi gerekiyor. Çocukluk bile, büyümeyle kaybedilen bir cennet oluyor. Büyüdüm ve çocukluğumu tüm masumiyetiyle birlikte kaybettim. Sen benim çocuk kalbimin çocuk aşkıydın. Ve çocukluk aşkı bir kere yaşanırdı; ben sende o hakkımı kaybettim.

    3|0
    0|0
  • NOKTA NOKTAM

    Dün bir dosttan, uzun bir mektup aldım
    Beni anlatmış sana ve sen ona
    "Unuttum artık onu" demişsin.
    Hem bu sözü gülerek,
    Medar-ı iftihar ile söylemişsin.
    Unutamazsın Nokta Noktam
    Unutamazsın!
    Çünkü; unutmak için
    önce unutulmak gerek
    Oyasa ki sen,
    Hala bende esen,
    Eski kavak yelisin.
    Unutamazsın...
    Kan değil, tüküremezsin,
    Ruj değil, silemezsin
    Dişi dudaklarına, dişimle yazdığım
    İki heceli erkek adımı
    Unutamazsın Nokta Noktam
    Unutamazsın!
    Seninle biz, halâ bir kabukta
    İki badem içi gibiyiz.
    Baharsın; kokacaksın
    Güneşsin; yakacaksın.
    Sabah yatağım kadar rüyâ dolu
    Sabah yatağım kadar sıcaksın
    Unutamam
    Unutamazsın!
    Şimdilik bu kadar.
    Öbür mektubuma daha diyeceklerim var
    Darılma bana, gücenme sakın
    Ankara günlerinin bembeyaz ufkundan
    Binlerce selam sana.

    Bahar başladı nokta noktam
    Ankara'da bahar, veriminde toprak ana
    Aylar var ki sana tek satır yazamadım
    Oysa ki şimdi mevsim bahar
    Ötüşlerde adın, kokuşlarda tadın var
    Artık yazmalıyım.
    Takvime baktım bu sabah,
    ayrılalı beş ay olmuş.
    Düşün ki Nokta Noktam
    Beş ay denilen nesne tam yüz elli gün eder.
    Bunca uzun ayrılıksa;
    İnan bana Nokta Noktam
    İnsanı, herşeye küskün eder.
    İnan bana... Dargınlığım herkese
    Ve tek hasretim sana
    Düşünüyorum...
    Aşıklar pazarına çıkan yolu düşünüyorum.
    Bu yolun sağında yükselen
    Her geçişinde penceresinden tebessümler gelen
    Bahçesinde iri yedi veren,
    kayısı gülleri açan evi düşünüyorum.
    Bir türlü gelmiyor düşüncelerimin ardı
    Ablan yanımda çorapsız gezerdi,
    Baş örtüsüz annen.
    Düşünüyorum... Bu mevsimde baban,
    Her akşam bir yerine iki içerdi.
    Miyoplaşınca gözleri "Şair, iç be oğlum
    bahar dişidir doğurur" derdi.
    Bahar başladı Nokta Noktam.
    Ankara'da bahar,
    Gönül ufkunda yağmur bulutları
    Cennet olsa artik sevmiyorum
    Sevmiyorum sensiz baharı...

    Sen; ey yirmidört baharın en güzel süsü!
    Sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü!
    Sen; ey ilk yaz akşamları kadar güzel çocuk!
    Sen; ey altın gözlerinin hisli dünyası!
    Ölümsüz bir yolculuk yaratan
    Sen; ey çıplak bir hançer gibi!

    0|0
    0|0
    • Boylu boyunca gönlümde yatan
      Sen; ey herşeyim olan herşey!
      Son mektubunda söz verdin
      Tut diyorsun, unuttum
      Unut diyorsun, unutmak mı?
      Güneş tekrar doğmayı unutabilir mi hiç?
      Gönül ferman dinlemez sözü unutulabilir mi hiç?
      Sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü!
      Sen; ey herşeyim olan herşey!

      Bu gece Yılbaşı...
      Başkent'de kar yağıyor Nokta Noktam
      Başkentte kar ve tütüyor gözlerimde
      Küllenmiş bir mangal gibi hatıralar
      Başkent'de kar yağıyor, başkent'de kar...
      Bu gece yılbaşı.
      Bilirsin ki Nokta Noktam
      Yılbaşında hesaplanır
      Çoğu zaman insanların yaşı.
      Bu gece yılbaşı...
      Tokmaklarında yirmi dört hece
      Eğilip üstüme sessizce
      Şehrin kule saati
      Bilir misin Nokta Noktam?
      Bilir misin, bilir misin ne dedi?
      "Şair, kutlu olsun, yaş otuz yedi."
      Ve bir el saçlarımdan tutarak
      Kalbimi sana kadar sürükledi.
      Bu gece yılbaşı, başkent ayakta
      Çalınan Tuna dalgaları komşu plâkta.
      Ne de kıvrak bu vals havası
      Başladı yine gönlümün
      On yıl evvel ki kanaması
      Ne günlerdi o günler cancağızım
      Ne günlerdi...
      Sen,

  • Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
    Dünyanın en güzel sesinden
    En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
    Fakat artık ümit yetmiyor bana,
    Ben artık şarkı dinlemek değil,
    Şarkı söylemek istiyorum.
    Nazım Hikmet 😊

    2|0
    0|0
  • İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
    Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
    Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
    Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
    Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
    Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
    Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
    Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
    Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
    Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
    Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
    Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
    Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
    Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..
    Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
    Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
    İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
    Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
    Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
    Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
    Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
    Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
    Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
    Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
    Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
    Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
    Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
    Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
    Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
    Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
    Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
    Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
    İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
    Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
    Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
    Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
    Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
    Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
    Sakarya; sâf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
    Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
    Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
    Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
    Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
    Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
    Bana kefendir...

    0|0
    0|0
  • 23 NİSAN

    Sanki her tarafta var bir düğün.
    Çünkü, en şerefli en mutlu gün.
    Bugün yirmi üç Nisan ,
    Hep neşeyle doluyor insan.

    İşte, bugün bir meclis kuruldu,
    Sonra hemen padişah kovuldu.
    Bugün yirmi üç Nisan ,
    Hep neşeyle doluyor insan.

    Bugün, Atatürk’ten bir armağan,
    Yoksa, tutsak olurduk sen inan.
    Bugün yirmi üç Nisan ,
    Hep neşeyle doluyor insan.

    0|0
    0|0
  • Aşk kalbimi yakan volkan gibidir
    En sevdiğim tatlı kazandibidir
    Leyla sev beni sokma müşküle
    Seninle kaşık atalım iki tabak keşküle

    1|0
    0|0
  • uzaktan seviyorum seni
    kokunu alamadan,
    boynuna sarılamadan
    yüzüne dokunamadan
    sadece seviyorum

    öyle uzaktan seviyorum seni
    elini tutmadan
    yüreğine dokunmadan
    gözlerinde dalıp dalıp gitmeden
    şu üç günlük sevdalara inat
    serserice değil adam gibi seviyorum
    öyle uzaktan seviyorum seni
    yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden
    en çılgın kahkahalarına ortak olmadan
    en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan
    öyle uzaktan seviyorum seni
    kırmadan
    dökmeden
    parçalamadan
    üzmeden
    ağlatmadan uzaktan seviyorum
    öyle uzaktan seviyorum seni;
    sana söylemek istediğim her kelimeyi
    dilimde parçalayarak seviyorum
    damla damla dökülürken kelimelerim
    masum beyaz bir kağıtta seviyorum”

    Cemal Süreya

    0|0
    0|0
  • Çok uzun Rudyard Kipling Eğer/If

    0|0
    0|0
  • Bu şiiri pek anlamaz kimse... Yazarı ah muhsin ünlü..

    https://youtu.be/Wl4FA2KOsDM

    0|0
    0|0
  • Kuşlar otmuyor artik bahcemde
    Guller acmiyor
    Ruzgar vurdurmuyor dallari pencereme
    Gunes hic olmadigi gibi doguyor

    Bilmem ki icimi saran bu duygu ne?
    Divane etti dunden bu güne
    Ey aşk geldiysen kapima
    Ne olursun çalmadan girme

    kendi yazımım

    0|0
    0|0
  • Kendi şiirlerim var ama artık paylaşmamaya karar verdim.

    0|0
    0|0
  • Neyzen Tevfik - Mecnun

    1|0
    0|0
  • Allaha dayan saye sarıl hikmete ram ol yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol. Mehmet akif Ersoy.

    0|0
    0|0
  • Yusuf Hayalolgu - Hangi ayrılık

    1|0
    0|0
  • Ey bakire bakire,
    Vermedin şu fakire,
    Sen bize vermedikçe,
    Zam geliyor hacı şakire.

    1|0
    0|0
  • seni öyle seviyorum ki condeleezza bebeğim
    ağzına veresim geliyor
    ağzimdaki dişleri

    0|0
    0|0
  • Şiir sevmem

    0|0
    0|0
  • cemal safi-tek hece

    0|0
    0|0
  • ben güzel yazarım ve okuyan herkes te beğenir ve site de de paylaşmıştım ve beğenilmişti

    0|0
    0|0
  • bana yar olmayan devr-i devranin,
    izzet-i ikramını s*keyim.
    yansın bu iyi çocuklar
    su veren itfaiyenin hortumunu s*keyim,
    ben deli miyim?
    mecnun gibi bir *m için çöllere düşeyim,
    verirse verir, vermezse leylayı da s*keyim.

    neyzen tevfik

    0|0
    0|0
  • Sana hiç şiir yazmadım, yazamadım; yoksa ben de isterdim şuara ehli gibi, ‘başka bir şekle koymak her
    gün güzel yüzünü/ boyamak gözlerini bir yeşil bir maviye’. Heyhat ki bu bu sanata karşı ne bir
    kabiliyeti ne de hakkıyla şakirtlik edecek zamanı var bu aciz kulun. Ben geldiğimde köşeler tutulmuştu
    Tiryandafilya. Sende de hiç merak yokmuş ki bir kere olsun sormadın, ‘o kadar şair arasında neden
    Cahit Sıtkı diye’. Sanatına elbette ki sözümüz yok Üstadın ama beni cezbeden tarafı onun da benim
    kadar çirkin olmasıydı Tiryandafilya. İkimizi de karşılaştırırsan anlarsın ki o benden bir adım önde.
    Buna rağmen benim de onu geçtiğim başka bir konu var ki, ben hayal kurup da masal yazmadım
    Tiryandafilya. Üstat ve ben, ikimiz de hakkımız ve de haddimiz olmadan bir güzele meftun olup gam
    dağlarına çıkıp naralar atan adamlarız yani Erdem Beyazıt’ın tabiriyle.

    0|0
    0|0

Kızlar Ne Diyor 13

  • Tahir olmak ta ayıp değil
    Zühre olmakta
    Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil
    Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte yani yürekte...
    Mesela bir barikatta döğüşerek
    Mesela Kuzey Kutbu'nu keşfe giderken
    Mesela denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?
    Tahir olmak ta ayıp değil Zühre olmak ta
    Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil..
    Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir
    ayrılmak istersen dünyadan ama o senden ayrılacak
    yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?
    Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık Yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahir'liğinden
    Tahir olmak ta ayıp değil
    Zühre olmak ta
    Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil...
    -N. H.

    0|0
    0|0
  • Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    “O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
    Senin onu sevdiğinden…
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin.
    İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneşi, ayı, yıldızları…
    Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    “O benim.” diyeceksin.
    Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    Mesela turuncuya, ya da pembeye.
    Ya da cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
    Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…

    Can YÜCEL

    0|0
    0|0
  • Ahmed Arif - Hasretinden prangalar eskittim
    İbrahim Sadri - Hadi gidiyorsun
    Cahit Sıtkı Tarancı - yaş 35

    0|0
    0|0
  • Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
    Yerde çıplak bir gömlek; korkusundan dirilmiş.
    Sütbeyaz duvarlarda çivilerin gölgesi
    Artık ne bir çıtırtı ne de bir ayak sesi…
    Yatıyor yatağında dimdik, upuzun, ölü;
    Üstü, boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
    Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
    Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
    Son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
    Gözleri renkli bir cam; mıhlı ahşap tavana.
    Sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var;
    Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
    Sarkık dudaklarında asılı titrek bir an;
    Belli ki, birdenbire gitmiş çırpınamadan.
    Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;
    Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm

    0|0
    0|0
  • Sana gitme demeyeceğim.
    Üşüyorsun ceketimi al.
    Günün en güzel saatleri bunlar.
    Yanımda kal.

    Sana gitme demeyeceğim.
    Gene de sen bilirsin.
    Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
    İncinirsin.

    Sana gitme demeyeceğim,
    Ama gitme, Lavinia.
    Adını gizleyeceğim
    Sen de bilme, Lavinia.
    -Özdemir Asaf 💕

    0|0
    0|0
  • Aslında uyumuyordum,
    Uyur gibi yapıyordum.
    Çünkü mutluluğu ürkütmek istemiyordum.
    Mutluluk serçe kuşu gibidir.
    Bazen yalnızca durup,
    Onu izlemek gerekir...

    0|0
    0|0
  • İki çay söylemiştik orda; biri açık
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni...

    0|0
    0|0
  • Şiir sevmem

    0|0
    0|0
  • Kuş Koysunlar Yoluna.

    0|0
    0|0
  • Yok.

    0|0
    0|0
  • DESEM Kİ

    Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
    Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
    Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
    Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
    Sende tattım yemişlerin cümlesini.

    Desem ki sen benim için,
    Hava kadar lazım,
    Ekmek kadar mübarek,
    Su gibi aziz bir şeysin;
    Nimettensin, nimettensin!
    Desem ki...
    İnan bana sevgilim inan,
    Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
    Ve soframda en eski şarap.
    Ben sende yaşıyorum,
    Sen bende hüküm sürmektesin.
    Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
    Günlerden sonra bir gün,
    Şayet sesimi farkedemezsen,
    Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    Bil ki ölmüşüm.
    Fakat yine üzülme, müsterih ol;
    Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    Ve neden sonra
    Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    Hatırla ki mahşer günüdür
    Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

    Cahit Sıtkı TARANCI

    1|0
    0|0
Yükleniyor...