UZAK (Bir önceki durakta...) Hikayemin girişi ile ilgili görüşleri alabilirmiyim?

Dans edercesine hareket eden ışıklar vuruyordu yüzüne. Ardından iyotla harmanlanmış yosun kokusu. Keskin, derin ve tuzluydu sanki. Kokuya karışan; yuttuğu suyun anlam veremediği etkisiydi. Kırılan ışıkların önüne geçen titrek gölgeler vardı birde. Ve sızlayan yanağına her dokunduğunda ferahlık veren minik dalgalar. Dalga dalga yaklaştıkça aldığı koku, ciğerlerine işliyordu ve bu gölgeler neyin nesiydi?

Elini zor da olsa, sürükleyerek gözlerine götürdü, kırışmış ve beyazlamış baş parmağı yaklaşırken, gölgelerin izin verdiği boşluklardan süzülen bir şeyleri fark etti. Sürekli yükseliyor ve birden çığlıklar içinde sulara gömülüyorlardı. Sağ işaret parmağıyla kirpiklerini buldu, nazikçe üzerinden süzüldü parmağı. Ve tam karşısındaydı şimdi güneş. Neredeyse batmak üzereydi ve dalgaların üzerinde vedasının son çırpınışları vardı.

Kalan birkaç kum tanesini de, gözüne batmasına karşın inatla ve itinayla aldı, kaba ve şişmiş parmaklarıyla. Sol omzunun tutulduğunu hissetti.. hissetti ama hiç gücü yoktu ki nefes almaya bile. Yuttuğu sular, genzini, nefes borusunu hatta midesini bile yakıyordu.

Koy, ince yapılı ama sertleşmiş, içlerinde rengarenk minik taşlar ve çoktan terk edilmiş deniz minaresi kabuklarını barındırıyordu. Bir kaç kurumuş küçük deniz yıldızı da misafiri üstelik. Gün batarken önce denize düşen ışıklar, muntazam eğimini koruyarak hemen burnunun ucundaki taşlara yansıyordu. Tuz ve dalgalardan yeterince nasibini almış, neredeyse yuvarlak ama eskiden köşeleri olan minik taşlarda oluşan, gökkuşağı renginde prizmalar büyülemişti sanki. Dermanı da yoktu ya..

Yeşil miydi mavi miydi karar veremedi denizin muhteşem sularına. Dikkatli baktığında ve biraz da uzaklara, bildiğin lacivertti, korkutucu yoğunlukta. Mehtabın turunculuğu denizin güneşle birleştiği yerde cömert davranmış, bir şeyler anlatırcasına yüzüne doğru ince bir hat ile bağlanıyordu adeta.

Nasıl bu hale geldiğini hatırlamaya çalışırken, ani bir öksürük dalgasıyla ağzından çıkan sular, yüzüne gelen minik dalgalarla buluştu. Ataklar durduğunda derin bir nefes alıp, zihnini boşalttı ve…

Güncellemeler:
******
(The Real Life Sigortacılık Binası – 37. kat)

- Nick!
- Eveet?
- Manşeti gördün mü?
- Yo hayır, bozukluk çıkmadı alamadım, zaten makine de bozuktu, kahrolası çocuklar yine kağıt sıkıştırmışlar. Bıktım bu şehirden! Kahve?
- Lütfen, tek şeker. Bakan açıklama yapmış, gazete de dalga geçer gibi yazmış, manşete bak; “Mezarda Emeklilik!”
- S. ktir! kanun çıkmış mı? Yapabildikleri ancak oturdukları yerden tasarı hazır
hazırlamak!
- Kaybedecek bir şey kalmadı sanırım, aman boşver. Siparişi ne zaman teslim edecekler?
- Elektronik aksamla ilgili bir parça eksikmiş sanırım, İtalya’dan mı gelecekmiş neymiş!
- Eee verdikleri süre bu Perşembe dolmuyor mu?
- Evet de.. Ağzımı bozmayayım şimdi. Hay aksi!
- Dur dur! Al şu peçeteyi!

0|0
0|1

Kızlar Ne Diyor 0

Kızlar görüş yazmamış.

Erkekler Ne Diyor 1

Yükleniyor...