Yazdıklarını en sevdiğiniz şair ve yazar hangileri?

Ben yazarlardan Sabahattin Ali'yi ve Kafka'yı severim şairlerdense mesela Özdemir Asaf ve Ali Lidar :)

Güncellemeler:
Kişi bir yöne bakarken, çevresindeki yönlerde de neler olduğunu nasıl fark eder? Beynindeki jartiyeri çıkararak mı?
Bir palyaço olarak zekiliğimiz sekerek yürüyüşümüzde, taklalarınızda saklıdır. Bunu anlıyorum; o yıkık-dökük duvar dibinden geçerken bıraktığın iz ile benim sarsaklıklarım, yuvarlanmalarım, taklalarım neyin uğrunaydı. "Beceriksiz görünümdeki maharetime zihnindeki jartiyeri çıkararak bakmayı denedin mi? Bence de deneme."
Ayın şu an olduğu gibi göründüğü bir gece, büyük piramidin önünde Tanrı’ya taş atan bir çocuk görmüştüm!
Bu senin elindeki nedir diye sordum?----aptallık dedi-----
Yine bunun gibi bir gece saçlarından tuttuğum bir kadını kurban ederken, hiç aklıma gelmemişti kan içen birisinin güzel bir şiir okuyabileceği!
'Peki, insan bir üzüm müdür?' Bunu bilmediğimi defalarca söylemiştim ama en azından şarabı reçineyle tatlandırmayı bilmek lazım.
Beni yalnız gönderdiğin o konserin biletini bu gece bir kez daha gördüm, aklıma geldi de; kim kendi borusunu öttürmeden gururlu olduğunu söyleyebilir?
Ve hatta gördüğümü imgelediğim şeylerin betimlemesine ne uygulanabilir?
"Ten varlığın saydamlık kazandığı maddesel yerdir, peki varlık cisimleştiği anda senin cinsel dönüşümün bana doğru bir tinsel dönüşüm mü olur? Ya da seni çok mu özledim?"
İçinde bulunduğum trenin tekerlekleri gürültü çıkardığı zaman, “kafamın içinde” son görüntün akmaya başlarsa, tekerlek gürültüleri yanımda oturan yolcular tarafından duyulabilir ama duydukları benim gürültüm değildir. Ritmik tıkırtı bütün vagonu doldurur ama, bu kompartımanı ya da onun bir parçasını dahi dolduramaz.
Gürültünün kaynağı tekerlekler yani ten orkestrandır.
"Sana olan şartlanmamda en etkin etken –aslında yok olmandı-"
Eş anlamlısı ve dilsel bir özellik katamadığım melodilere ve görünümlere yönlenmem gibi yani “kafamın içinde” belki olmayan bir dildir.
Olasılıkla aynı bir satranç tahtasında olduğu gibi bütün eylemlerini ezberledim. Bu anlamda "yasak olandan sakınmak ve nasıl oynayacağını bilmek gerek." Silahları doğru şekilde kullanmak, alıştırma yapmak ve iz sürmek. "Ancak bu senin kırılabilir olduğunun, olgusal olarak da parçalanabileceğin anlamına gelmez, değil mi?"
Bizi beraber tutmaya devam eden şey bir cinayetse, o cinayeti suç haline getirmeye çalışan şey, bizim kibrimizdir.
"Bu olsa olsa tek yönlü bir yatkınlık."
"Özlemek diyerek şartlandığımız köleliği haklı çıkarmanın tek yolu, onu rehin bırakmak ve keyfi olarak yaratılan bu kutsal sisteme dahil olmaktır."
Özlemek ve onun uygulaması arasında sık sık yaptığımız ayrım eşit ölçüde temelsizdir. "Yola çıkarken bunu biliyor olmak lazım." Ancak yolda anlığı oluşturan şey hep ardışık algılardır.
"Ne zaman değiştiğini ne zaman öldüğünü ve belki ne zaman yeniden doğacağını bilememek, hep en tanıdık sahnemdir."
"ve altüst edişin gerekliliği, bana ait olanın değişebilirliği ölçüsündedir.
Ağaç gölgelerindeki ceneviz kahvesinden, taş evden, azıcık ışıktan, yavaşlamış zamandan ve artakalan yetmiş iki yılın kanatları serinletiyor gelecekteki bedenlerimizi. Yalnızca genel olarak belirtebilirim ki; “dolaylı tutkular altında istek, bedende en şiddetli sapmadır.”
"Yoldan sapma ve kırılma arasındaki ayrım bana yaşattığın nevrozun düzeyi ile ilişkili olsa gerek!"

0|0
3|6

En İyi Erkek Görüşü

  • Ne kötü bir gün. Hem Eduardo Galeano hem Günter Grass. İkisi de artık yok. "Latin Amerika'nın bir damarı kesildi"; "Teneke Trampet" sustu...
    Metin Üstündağ ne güzel söylemişti: "İyi insanlar bir bir gittikçe, jokerleri alınmış iskambil destesine benziyor hayat."

    Burada cenaze levazımatçılığı yapmayı sevmem (öyle olsa yine bu yıl Tatlı Hayat'ın Anita Ekberg'i, İtalyan politik sinemasının maestrosu Francesco Rosi vb. öldüğünde de kolları sıvardım). Ancak "sanat, direniş ve başkaldırıdır" cephesinden 2 büyük tuğla aynı gün eksilince bir yazmak, bu aksi günü lehimlemek iktiza eder.

    Kardelen çiçeği gibi zor anlarda filiz vermiş, hokkalarını acı ile doldurmuş yazarlar. Aziz Nesin, "acı"dan mizah çıkartmış; mizahını, bir öfke ve hınç aracına dönüştürmüştü. "Gözyaşları içinden çıkıp gelmesidir", onu yıkıcı olduğu ölçüde de -aslında- yapıcı olan mizahının membaı

    20. Yüzyıl Latin Amerikası da, bağımsızlıktan bu yana kıtayı kemiren caudillismo (diktatörlük) belası dolayısıyla aynı hokkayı Galeano'ya sunmuştu. Latin Amerika edebiyatı, şiirselleşmiş bir sosyal eleştiri edebiyatı ise; yaşamak bir tehlike, düşünmek bir günah, yemek yemek bir mucize olduğu içindir.

    Günün cilvesine binaen, bugün en sevdiğim yazar Galeano. Onun kitapları, yine kıtadaşı Cortazar'ın deyimiyle "dili ateşe veren" eserler. Evrensele de penceresini kapalı tutmayan birer Latin Amerika kroniği. Bizde en iyi Salah Birsel'in yaptığı üzre, deneme tadında olaylar mozaiği/vakayinamesi.

    ---

    Gökyüzüsever. Ali Lidar'ı tanımıyorum ama seçimlerin çok güzel.

    1|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 5

Kızlar Ne Diyor 3

Yükleniyor...