Satılan tiyatrolar, yasaklanan Macbeth, rezil TÜSAK, yağmalanan kent... Sanat'ımız ve hafıza'mız bizden kopartılmak isteniyor arkadaşlar?

Yerel renkler, kültürler bir zenginlik. Zenginliklerimizle varız, biriktirdiklerimiz kadarız. Onun için ki, demokrasi ortak şemsiyesi altındaki Gezi, İstanbul'da çevre duyarlılığına seslenirken, mesela Hatay'da mülteci sorununa evrilebiliyor. Türkülerimizde, söylencelerimizde de bu zenginlikler yok mu. Anadolu tarihinin iç içe geçmiş kültürel helezonları, acıları, yaşanmışlıkları. Neşet Ertaş, 'Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma! Yanına otur, çünkü kötü insanların türküleri yoktur.' demişti.

Geçmişten kaçılamaz, o gelir seni illa ki bulur. Eğer geçmişine sahip çıkmazsan, ki sahip çıkmak için de "anlamak" gerek, başkaları sahiplenir. Kırar, döker. Sen de köksüz kalırsın ve kökü olmayanın itirazı da olmaz. Bugün bir İzmirli Yeni Asır alıp okuduğunda üzülmüyor mudur? Akün sahnesi daha birkaç gün önce yangından mal kaçırırcasına satıldı, Ankaralılar hiç mi sahip çıkmaz geçmişine.

Ancak tek tip ve dindar nesil yetiştirmek isteyen iktidarın farklılıklara, zenginliklere tahammülü yok. Ya bu ülkede 2007'den beridir sellemehüsselam gidiyor birileri ve o birilerinin çanak yalayıcıları. Radikal muhabiri, Haliç'te kentsel dönüşüm rantını yazdı diye kapının önüne koyulabiliyor. Macbeth oyunu yasaklandı en son, düşünebiliyor musunuz. Bu ülke çok sansür gördü ama bu rezil kepaze olmamıştık. Fazıl Say'ın başbakana mektubunu lütfen okuyun.

Tel dolabının buzdolabı olarak kullanıldığı günlere yetişemedim. Ancak benim bu kıt aklım bile olanları görüyorsa, ülkenin namuslu geçinen kalem ve kafa erbabı neden ses vermiyor? Kobani'deki insanlık dramını bile göremeyecek kadar miyoplar. Eskiden köleler vardı ama onlar hiç değilse zorunluluk aktiyle köleydi. Bunlar gönüllü kul, kör. Kulluk virüsü de bir kere yerleşmesin.

Konu, tüfek saçması gibi dağıldı faekındayım. Ama iktidar, alyuvar, akyuvar değil tümyuvarlarıyla yükleniyor. Tüm pervasızlığıyla, parasıyla. Durulacağı da yok. Bir avuç aklıselim, namuslu insan da yetmiyor. Nasıl olacak bilmiyorum. Umutsuzum.

Güncellemeler:
Tabii bir de nefret söylemi var.

www.kizlarsoruyor.com/.../q1372285-aleviler-neden-ikinci-sinif-vatandas-kabul-ediliyor

Yeni bir Gezi Ruhu gelir mi?

0|0
0|4

En İyi Erkek Görüşü

  • Artık bizim vaktimiz doldu güzel dostum. Artık bu ülke üzülerek söylüyorum ki bizi öldürmek istiyenlerin ülkesi. En korktuğumuz şey başımıza geldi cehalet artık örgütlü bir eyleme geçti. Yapmamız gerekeni bilemiyor ve çok üzülüyorum artık eski yoldaşlar artık haklı mücadele inanmış insanların çoğunluğu yok. Üzülüyorum çünkü güzel ülkeme uyanmasını istediğim çocuklarım var. Artık mücadelemizin safası sokak sokak, mahalle mahalle direnmekten geçiyor bu sadece ülkemizde değil tüm Dünya'da mücadeleyle başarıya ulaşabilecek bir olgudur. Artık mücadele etmemiz gereken emperyalizm, kapitalizm, hükümetler, şirketler değil mücadele etmemiz gereken cehaletin ta kendisidir.

    1|0
    0|0
    • Emek ve demokrasi platformları sivil toplum örgütleri var ama çare olmuyor. Dediğiniz gibi sizin gibi insanlaın da taşın altına elini sokmasıyla, sabırla ve en tabandan bir örgütlenme kurulmalı. Gerekirse mahalle mahalle. Bu gidişat hiç iyi değil.

    • Çözüm belli azizim."Sivil İtaatsizlik". Yıllarca birimiz sosyalist diğerimiz kemalist bir diğerimiz milliyetçi olduk. Ama asıl çözümü gözden kaçırdık."Anarşizm"

      Umarım güzel dostum aydınlık bir geleceğe parlak gözlerle bakan çocuklarımız için hep beraber birşeyler yapabiliriz.

Erkekler Ne Diyor 3

  • Çünkü savaş sadece siyasi ve ekonomik düzlemde yürümüyor. Fırka-i Islahiye mantığı, kültürel havzada da bir güç/üstünlük arzusunda. TÜSAK vb. kurullar, o arzunun sonuçları. Cin, şişeden çıkmış bir kere. AKP, kendi enteljiyansını da yaratıyor. Ancak kültürel alan cıva gibidir. Bir birikim ve temel ister. Oysa 200 yıldır havzanın postnişininde laik elit var. Senin de ona karşı üretecek ikna edici bir kültür politikan olmalı. Olmadığında, eskinin ancak karikatürü olacak derme çatma işlerden, mehteran bestelerinden medet umarsın. Ya da likidasyon ve yasaklarla, Cilalı taş baltacılığına soyunursun.

    Macbeth'i yasaklayan, Shakespeare'de çığrından çıkmış iktidar tutkusunun hazin sonunu da bilir. Zulüm ile kim abat olmuş ve hangi zulüm sonsuza kadar sürmüş? Paradan başka dayanağı olmayan, inşaatla yürüyen bu iktidar er geç çökecektir. Enkaza hazırlıksız yakalanmamalı ki, yeni Elizabeth'ler gelmesin.

    Sivil itaatizlik denmiş.
    Gandhi kastediliyorsa, şartlar farklı ve o kitlesellikte bir direniş de zor. Tek tük örneklerini de Haziran'larda gördük işte. Karşındaki silahlı gücü, salt vicdanlarına nişan alarak kazanamazsın.

    Hippi hareketinde eylemin kutsiyeti, basitliğiyle doğru orantılıydı. Geçmiş/gelecek mefhumundan kopuk oldukları için, şimdinin can sıkıntılarını gidermeye yöneldiler. Sonuçta, düzenin karşısına alternatif koyulmadı. Öyle bir gaile de yoktu. Alternatiften yoksun hareket de, öznesi ortadan kalktığında dağılacaktır. Gezi gibi.

    Çare, dediğin gibi örgütlenmekten, iktidar alternatifinden geçer.

    Bir yerde okumuştum. 60 öncesinin elit solcuları, hücrelerde adi suçluların çığırdığı türkülere eşlik etmezmiş. Halt etmişler doğru ise! Nazım da bir şiirinde "Elinden o üç telli zırıltıyı bırak" der.
    Yani önder kadrolara iş düşüyor. Sol, halkın nezdindeki elit/jakoben imajından kaybediyor. Masa başı aydını olmanın dayanılmaz hafifliğinden sıyrılınmalı.

    Tuzun bile koktuğu günler de yaşasak;

    Ahmet Arif der ki: Gün ola, devran döne, umut yetişe

    2|0
    0|0
  • bır ulkeyıı yok edeceksen ılk once kulturunu yok edeceksın ondan sonrası gelır zaten

    0|0
    0|0
  • Padişahım Halifemizi kızdırmayın. Yeniçerilere haber uçurur alır kellenizi Evelallah !

    0|0
    0|0

Kızlar Ne Diyor 0

Kızlar görüş yazmamış.

Yükleniyor...