Kitabını okuduğunuz her filmde hüsrana uğruyor musunuz? Ya da gerçekten kitabından daha çok etkileyen bir film oldu mu sizi?

Aynı şeyin Dan Brown "Cehennem" için olacağından da korkmaktayım.


0|0
2|4

En İyi Kız Görüşü

  • ktapla film hiç bir olurmu kitap her zaman daha iyidir

    0|0
    0|0

Kızlar Ne Diyor 1

  • aşkı memnu filmini izlemek kitaptan daha zevkliydi

    0|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 4

  • Evet. Son kısımda açacağım.

    Uyarlamalar tarihi, The Magus (1968) gibi bir rezalet görmüştür. Fowles'in -belki de- en iyi kitabı Büyücü, İngiliz Sineması'nın elinde cüceye dönmüştü.

    Woody'e yıllar sonra sorarlar:

    - Zihninizden sadece bir hatıra silinecek olsa. Neyi seçerdiniz?

    Nevrotik Yahudi'ler vizörü, lobotomi hakkını bir uyarlamadan yana kullanır:

    - The Magus'u izlediğim anlar.

    O denli rezalettir.
    ...

    Woody Allen'in Kahire'nin Mor Gülü'ndeki (85) Mia Farrow
    Benim Sinemalarım'ın (90) Nesibe'si
    Sherlock Jr.'ın (24) maceraperest makinisti

    Üç "sıkı" hayalperest... Yaşayamadıklarını, perdenin büyüsünde yakalamış; hatta "öte yana" geçerek kavramış, tatmine koyulmuşlardı. Tabii kaçış saiki de var; yoksa tuzu kuru değiller. Hem Mia hem de Hülya Avşar, buhranlı dünyalarından yıldızların altına kaykılıyordu.

    Kastım o ki. Beyaz perde, mürekkep sayfalar ve guaj, yani küllüm sanat, imkansızın imkanlılığını sunar bize. İnsanlar onun için kurulurlar koltuklarına, döşeklerine, şövalelerine... Küçük (mümkünler) dünyalarımız ile ışıltılı (namümkün) alemler arasında kan dolaşımı kurmak adına.

    Sorunuza -bence- temel 2 cevap var:

    1) Sinemanın kısıtlı süresinin, romanlardaki "geniş" tasvirlere yer vermemesi... İzlerken, okuma anlarına eşlik eden yoğun hayal gücünüzü arar; haliyle bulamazsnız.

    2) Tomris Uyar, Gündökümü'nün -sanırım- 1. cildinde, Kurt Vonnegut'un Kodes Kuşu çevirisinin bir türlü "gitmediğinden" yakınır. Çünkü Vonnegut, dilini/evrenini takip etmeyi zorlaştırırcasına sık sık otobandan çıkmaktadır. Uyar, bu zorluğu nasıl aşmıştır; okuyacaklara bırakalım.

    Söyleyecek şeyleri bol olan, içeriği dolu kitapların uyarlaması -ancak Kubrick, Renoir- gibi usta yönetmenlere bırakılmalı.
    Bir de bunların mesaj kısmı yeterince sağlam olduğu için "bayağı" makyajlar istemez.

    Alt metni zayıf olan eserler ise işte o makyajlarla zevahiri kurtarmaya çalışır.
    ...

    Kitabı kadar, hatta kitabını dahi geride bırakan uyarlamalar, az da olsa var.

    1|0
    0|0
  • Kuzuların sessizliği... Hannibal dizisinden sonra karakter daha çok ilgimi çekti. Kitabını da okuyayım dedim. Bire bir filme uyarlanmış. Filmi bence daha güzeldi romanından.

    Sonra dövüş kulübü. Filmi daha güzel. Belki romanın tarzı çok alışıla gelmiş değil, bilmiyorum. Ben pek beğenmedim. Palahniuk'ın bir kitabını daha okumuştum: Çarpışma partisi. O da kötü. Bence o adam kötü bir yazar.

    Filmi daha güzel başka aklıma gelmedi. Bir de V var. Fakat o çizgi roman. Hoşuma gitmedi, hikaye de biraz farklı filmi ile. Belki çizgi roman alışkanlığım olmadığındandır. Pek keyif almamıştım.

    Cehennem'i eski kitapları kadar beğenmedim. Kayıp sembol de çok hoşuma gitmemişti gerçi. Filmi de muhtemelen kötü olacaktır. Da Vinci şifresi güzeldi ama film uyarlaması kötüydü. Belki adamın tarzı romancılık içindir, senaryoya aktarırken bozuluyor.

    0|0
    0|0
  • Nadir de olsa kitabını aşan filmler olabiliyor. Aklımdaki en iyi örneği Cappola'nın The Godfather'ıdır. Enfes bir kitap ve film. İkisine de bayıldım. Ancak film önde. Kubrick'in çektiği A Clockwork Orange da aynı. Ya da Dalton Trumbo'nun Johnny Got His Gun'ı da aynı şekilde kitabını geçmiştir. Martin Scorsese ve Di Caprio'nun son filmlerinden The Wolf of Wall Street de bu etkiyi yarattı. Bir arkadaş demiş kitap her zaman iyidir. Hayır değildir. Çok sık olmasa da böyle örnekler çıkıyor.

    0|0
    0|0
  • Benim olmadı

    0|0
    0|0
Yükleniyor...