Öfkenin ve nefretin doruk noktası: Thomas Bernhard (Yapı Kredi Yayınları'na bir Çarşamba baskını - 5/5)?

Devlete, insana öfke. Sanata/sanatçıya ve "ustalara"... Otoriteye, eğitim sistemine, öğretmenlere, hakimlere, filozoflara... Ve Avusturya'ya öfke... En kusmuklusundan ve küstahça. Öfke dağının Mont Blanc'ıdır Bernhard.

Daha önce hiç Bernhard okumamış olanlar oraya tırmandıklarında görecekler ki, bambaşka bir yazarla karşı karşıyadırlar. 70'lerin hippi cenneti Christiania'dır bu doruk. Berlin'in, hiç de pudding eylemi taşımayan Kommune 1'idir. Fatsa'dır. Öylesine yalıtık.
Roman görünümlü denemedir hepsi. 1. şahıs (yazarın kendisi) durmaksızın anlatır. Paragraf başı yoktur, blok bir tek paragraf vardır. Ve bol tükürük eşliğinde sarmallaşıp akan düşünceler.

Yok Etme ve Düzelti, Bernhard'ın düşüncelerinin -ve çağımızın nevrotik insanının- en rafine işlendiği kitaplar. Arşivleme yapılacaksa bu ikisi kafi.
Odun Kesmek, maalesef zayıf. Netteki yorumlar yanıltır.
Bitik Adam'da müzik başrolde. Glenn Gould ve Wertheimer ilişkisine odaklanırken, Bach'ın Goldberg Varyasyonlarına saygı duruşudur. Bir de İsviçre geneleve benzetilir.

Eski Ustalar ise "sanat tarihi" okuyanlara tez elden tavsiyedir. Tandemin selesine kurulsunlar, Bernhard'ın "göçmüş yüksek ruhlar"ı nişanladığı nefret dolu yolculuğa hazır olsunlar.

Devede kulak kabilinden birkaç alıntı:

"Sanat tarihçileri ve müze rehberleri, sanatı gevezeliğe döküp mahvederler."

"Daha çocukken bile kalabalıklardan kaçtım, kalabalıktan nefret ettim, insan topluluklarından, hainlik yığınından ve kafasızlıktan. Tek başına kişiyi sevmek zorunda olsak da, kitleden o derece nefret ederiz."

"Öğretmenlerin çoğu ahmaktır. Öğrencilerin içi, devlet çöpüyle doldurulur, başka bir şeyle değil. Kazların içinin mısırla doldurulduğu gibi, devlet çöpü boğulana kadar kafalara doldurulur."

"Yüzyıllardan beri eski ustalar olarak anılanlar yalnızca üstünkörü bir bakışa dayanabiliyorlar. Onlara son derece dikkatli bakıp uzun süre incelediğimizde, yavaş yavaş çözülüyor, parçalanıyorlar önümüzde." (Bolca isim verilerek

Güncellemeler:
"İnsanlar için saygı duymak ve değer vermek çok güç olduğu için hayranlık duyarlar, bu daha kolaydır onlar için, dedi Reger. Hayranlık saygı duymaktan, değer vermekten daha kolaydır, hayranlık budalanın niteliğidir. Yalnızca budala hayranlık duyar, akıllı hayranlık duymaz, saygı duyar, değer verir, anlar, böyledir."

"Yirmi şilin çalan biri mahkemelerce izlenir ve tutuklanır; milyonlar ve milyarlar çalan bakanlar, en iyi aylıkla emekliye sevkedilir olsa olsa."
Bir Sait Faik sever olarak Bernhard'ı kınıyorum. Yine de tanık olunması gerektiğini düşünüyorum. Avusturya tuvaletlerini bilmem de :) Eğitim sistemi eleştirileri yerinde. SSCB konusunda ise birazcık haddini aşmış.

SORU: Bernhard okudunuz mu?

***

Birçok kitap eksik kaldı haliyle. Mesela koca koca kitaplarla dolu sanat bölümünü inceleyemedim. Bir parça yol haritası tutabilmişsek ne mutlu. Bir de kendiniz görün derim.

Payel, Yordam, YKY... Başka bir baskında görüşebilmek dileğiyle.

0|0
1|0

Kızlar Ne Diyor 1

  • Sen neyin kafasını yaşıyorsun?

    0|0
    0|1
    • Keşke bunu bir hanımefendi yazmasaydı. Neyse.

      Şöyle diyeyim can;

      Esrarı İnci Baba'dan aldım,
      Çaldımsa miri malımı çaldım
      Yazdımsa kendim için yazdım...

    • Başka çare olmadığı için arkasına saklanır insan bu sözlerin, sözde kendine yönelik yazısının... Palavradan başka bir şeye benzemez bunlar. Kişi kendinden bilir, bilirim...

Erkekler Ne Diyor 0

Erkekler görüş yazmamış.

Yükleniyor...