'Rüya' ve 'Hayal'... Ve Türkiye'nin 'ölü sevici' bir ülke olması... Ozan 'Emekçi'ye bir saygı duruşudur? (2)?

Avustralya'nın ateist -eski- başbakanı Julia Gillard'ın, fanatik bir müslüman mülteciye çıkıştığı anları bilmem hatırlar mısınız. Öyle çok eski bir haber değildir:

"Neden Suudi Arabistan ya da İran'da ikamet etmiyorsun? Neden İslam devletini terk ettin? Siz, allahın İslam ile mübarek kıldığını söylediğiniz devletleri terk ediyorsunuz; kafir olduğu söylenen memleketlere göç ediyorsunuz. Hürriyet, adalet, refah, sağlık güvencesi, sosyal güvenlik, kanun önünde eşitlik, adil çalışma fırsatı, çocuklarınızın geleceği, düşünce hürriyeti için. O halde bize fanatiklik ve nefretten bahsetmeyin! Biz size kaybettiğiniz her şeyi verdik! Bize, isteklerimize saygı duyun ya da burayı terk edin."

Gillard gibi "aykırı" yüzleri politikanın dama tahtasında seyrek de olsa görürüz. Almanya'nın 10 yıl önceki dışişleri bakanı Joschka Fischer de öyleydi mesela. Polisle çatışmış bir 68'liydi. Emekçi'nin 1. soruda çizdiği tabloya atfen, Plaza Murtaza helecanında, ülkemizdeki dinci yapılanmaya dikkat çekmişti.
...

Hayaldi, gerçek oldu: Büyük Usta. Yarın 32 kısım tekmil vizyonda. Çankaya bahçe sinemasında.

Demek ki hayaller, gerçek olabiliyor. Martin Luther on yıllar önce "I have a dream" demişti. Hayali, yıllar sonra -canı pahasına- gerçekleşmiş; öyle ki Roots'un çocukları Beyaz Saray'a Obama ile merhaba demişti. O da aynı cümleyi dünyaya pazarlamıştı ama bu hayal başka hayaldi. Canım Lennon ise Imagine'siyle; Haşim, bir kıta-i muhayyeliyle kaldı.
Gerçek olamayan, rüyalar. Onun içindir ki bir rüyamızı anlattığımızda "k. çın açıkta kalmış" denir.

Hükümet, ayak üstü Müslüman Kardeşler "rüyası" göredursun; bizim hayalimiz var. Önce neleri, nerede ve nasıl kaybettiğimizi parşomen tunanaklarına güzelce sermeli. Tabandan örgütlenmeli, gerekirse 0'dan başlanarak. Bugünden yarına sonuç vermeyecek belki ama en azından şunu bilmeliyiz ki, ranta yatırım yapan bir iktidar en geç çökecektir. Enkazın altında kalmamak ya da yeni bir enkaza ehven hesabı sarılmamak adına yapılmalıdır bu.

Güncellemeler:
Emekçi'nin sürgün yasağı, kalkar mı bir gün? 'Açılım'ın ona da uğraması, sizce bir rüya'ya mı yakın duruyor, hayale mi? Ahmet Kaya'da olduğu üzre, o da ancak öldükten sonra mı koftiden bir mihraba yükselecek, 'değer' görecek?

Pişekar doğanın anavatanı olmaz. Ancak anılar, hatıralar, dostlar var ne de olsa. Emekçi, Şivan Perver'e çıkartılan affı emsal gösteriyor, çifte standarttan dem vuruyor ve kodamanlardan "af" (!) bekliyor.

Ozan 'Emekçi'ye saygıyla...
Kök soru ve anlamlı türküsü için:

www.kizlarsoruyor.com/.../q1676330-bilime-kumanda-ediyor-ezan-ilimi-irfani-solarken-gordum-ozan

KALSIN BENİM DAVAM, DİVANA KALSIN...

0|0
1|2

En İyi Erkek Görüşü

  • Ölü sevicilik :)

    Kubilay ölçüsüz davranışlarının bedelini, kolayca bastırabilecek bir gösteride can vererek ödedi ve kahramanlığa yükseltildi. Ne de olsa Fırka'nın taşlanan binalarının kurtuluşu için birisinin ölmesi lazımdı ve bir öğretmen tam da aranan kandı. Çünkü öğretmen ölüyorsa kesinlikle cehalete karşı öldüğünü kolayca düşündürtebilirsiniz insanlara.

    "Kanlı Pazar"ları hatırlatmak lazım, İrlandası Türkiyesiyle... Filoyu denize dökenleri ezenlerin bugün hangi işlerle meşgul olduğuna bakmak, yaşadığımız demokrasi şizofrenisinin boyutunu sergiliyor.

    Ahmet Kaya'nın 1999'da gitmesi gerekiyordu, gitti... "Açılım" öncesinde de ölmesi gerekiyordu, öldü. Tıpkı 1926'da Nutuk okunurken, itiraz edecek kimsenin kalmamasının gerektiği gibi.

    Restorasyonlar kendisine dayanak ararken, ölüleri seçiyor. Yaşayanların itiraz etme hakkı var çünkü

    1|1
    0|0
    • Kanlı Pazar'ın bir de sonrası, Kanlı Mayıs'ı var. İşte Halil Berktay. Şizofreninin en uç hallerini onda görüyoruz. Bu adamlar hiçbir zaman "gerçek" solcu olmamıştı, o bir tarafa da. İnsan biraz destekli sallar. Ağzından köpükler saça saça "geçmişiyle" hesaplaşan eski devrimci/yeni İstanbul Kaplanı beyimiz, 1977 1 Mayıs'ını solcular tezgahladı diyebiliyor :)

      Son kısımdaki bağlama da epey isabetli.

    • "Oğlunuzu asker kılığına giren solcular kaçırmış Bay Horman" :)

    • Kim demiş Jack Lemmon sadece komedi çevirir diye. Gönderme nefis :)

Kızlar Ne Diyor 1

  • Hayale yakın duruyor. Çünkü bilinmezlikler var olduğu müddetçe hayaller de olacak. Tabi buruk buruk. Öldükten sonra göreceği değer olursa da, gerçekten bir ''değer'' olur mu bilinmez. Bir saygı dolu değer mi olur, yoksa Erdal Eren'e yapılan sahte değer gösterisinin hemen ardından gelen Berkin kaypaklığı gibi mi olur?
    Canım Lennon, kalbimde kaldı. Belki de yüzyıllar sonrası için. Hayal ile.

    0|1
    0|0
    • Yunanistan'da ölen şayet aktivist bir devrimciyse, mezarının başında "zi" şeklinde zılgıt çekilirmiş. (Sonra Costa Gavras, bundan hareketle "Z"yi çekti, ne de iyi etti.) Zi'nin anlamı, "ölen kişi kalplerimize yaşayacak" imiş.

      Komşu, 74'te darbecileri devirdiğinde "anında" yargıladı. Bizse iki ayağı mezara bakan adamları göstermelikten şöyle bir silkeledik geçenlerde.

      Yani demem o ki, ölen öldüğüyle kalıyor. Hem zaten ozanımız da, musalla taşında biçilecek "değer"e karnı tok olanlardan.

      Burada sözü Emekçi'ye bırakıp aradan çekilmeli. Hala 15 yıl önceki mahkumiyet getiren "şiir"den dem vurup mağdur edebiyatı yapan uzun adamı, ne de güzel iğneliyor. Güzel söylemiş, güzel:

      www.yeniozgurpolitika.eu/index.php

    • Hepsini Göster
    • Son olarak, halkın din konusundaki hassasiyeti ya da aşırı duygusallığı da buna paye veriyor gibi değil mi?

    • Olmazsa, olmaz (lardı)...

Erkekler Ne Diyor 1

  • Bir avuç dolar için filmini bilirsin. Orada bir mezarın başına iki tane ölü asker yerleştiriyordu clint eastwood. Neden yaptığını sorduklarında da, "ölüler kimi zaman çok işime yaramıştır" diyordu. Bizim meydanlarda da böyle sanırım. Dirisinin görmediği hürmeti ölüsüne gösteriyorlar. Aslında yaşasa şuan, taşa tutarlardı belki. Şimdi mezarları adeta bir nekrofili tapınağı.

    Çıkarcılık diyeceğim, diyemiyorum. Çünkü bu destekçi halkın bundan çıkarı da yok. Burada mhp'yi destekleyen bir arkadaşıma, avrupada bir türk olarak yaşasan, oranın mhp çizgisindeki bir partisine oy verir miydin, diye sormuştum. Vermezdi tabiki. Bu desteğinden bir çıkar da sağlamıyor, sadece zararı yok belki ona. Tuhaf yani. Sadece tuhaf.

    Rüya, optimize edilmiş görüntülerin zihinde canlanması diye tarif edilebilir belki. Hayal ise yeniden oluşturma işidir ki bunun için daha iyi bir işlemciye, daha güçlü bir belleğe sahip olmak gerekir. Son yıllardaki sınavlarda, adayların yarısı matematiği sıfır çekiyor. Soyut adına elinde olanı da kurutmuşlar anlayacağın. Nasıl hayal kursun. Hayal kursun da hayalleri gerçek olsun.

    Ayrıca imagine'nin fikri bana saçma gelmiştir. Onun olmadığını, şunun olmadığını hayal et. Bizi birbirimize düşüren farklılıklar mı? Tüm farklılıklar kalksa daha mı güzel bir dünya olacak. Zaten bu mümkün değil. Farklılıklara tahammül olması gerek. Ayrıca lenon'ın imagine'nin klibinde kullandığı piano steinway&sons diye bir marka. Şimdi o marka imagine diye bir seri çıkarmış. Üç yüz bin dolara filan alınabilir herhalde. En pahalı piano üreticisi de o firma zaten. Yani sosyalist abimiz, kapitalizme hafif bir koltuk çıkmış gibi.

    0'dan oluşturma modelin güzel. Gülen oluşumu gibi duruyor. Önce eğitimi, sonra yargı, yönetim filan ;)

    0|0
    0|0
    • Kötü'den sonra Çirkin'i de kaybettik geçen; ölmesi zor bir Haziran'da. Elimizde bir "İyi" kaldı... O da akıllı adam dediğin gibi. Biliyor ki ölüler konuşmaz. Kurşun yese bile. Mis.
      Bugün birkaç kişinin üzerinde Atatürk tişörtleri gördüm. Bilirsin, bayrak edilen fotolarında genelde yaşlıdır. Düşündüm de. Yaşam yolunun son piramitlerine gelmek gerekiyor herhalde, değer görmek için. Meclisin hali ortada. Genç olmak zor.

      Imagine'deki sınırları olmayan dünya hayali güzel olmasına güzel de. Eski ütopyaların çocuksu saflığından besleniyor.

      Farklılıklara tabii ki tahammül olmalı. Ama "düzeyi" de önemli.
      Terry abimiz, Marx Neden Haklıydı kitabının -düğümün çözüldüğü orta kısımlarında- ağzındaki baklayı çıkarır. Önce Marx'ın bir parça Lennoncu olduğunu belirtir. (1800'lerin şartlarını da düşünelim tabii.) Ancak sömürüsüz dünyanın hayal olmadığını da ekler. İnsanların bencilliğinden dem vuran ve bunu bir aksiyom gibi kabul edenler, sistemin zokasını yutanlardır diye de ekler.

Yükleniyor...