Bal Kız ile bir Cuma eleğimsağmasında... (4)?

Ben: Gerekmedikçe düşünmeyen eski zaman bilgeleri daha mutlu olmalıydılar.

Bal Kız: Bilemem. Eski zamanlarda insan, yeryüzünü köleler vasıtasıyla sömürürdü. Şimdiyse yeryüzünü, köleleri sömürmek için kullanıyor. Mutluluğun tarifi de değişir. Eğer mutluluk, sanıldığı gibi anlık hazlarla ölçülen bir şey ise, yanılıyorsunuz. Biz daha mutluyuz. Ama mutluluk, bana göre durum/olay değil bir süreçtir. İnsanın kendiyle kurduğu ilişkinin öz-bilincinde yeşerir. Dünyaya bakışımızda, onun karşısında özgürleşebildiğimizde. Derinliklerden gelen, hissedilen bir şey bu. Ismarlanamaz.

Ben: Seviyorum öyleyse varım :) Tespitiniz fazla spiritüel de. Siz "bilgi"yi habire kırkambara yüklenmişsiniz; deneyiminiz de var Mac gibi (yani Jim değilsiniz) ama entelekt fazlası ile dolaşan güçsüzlerden olup olmadığınızı bilemiyorum. İnsanoğlu, bu yüklemeler arttıkça duygularından/sezgilerinden de kopmaya başladı. Defter sayfalarında, zihin labiretinde maratoncu gibi koşan düşünceler insanı yorar.
Mesela seyahat sonrası izlenimlerinizi paylaşır mısınız yakınlarınızla?

Bal Kız: Seyahat etmeyi sever misiniz?

Ben: Evet. Ama bir yere varma ereğinden soyutlanıp, yolun/yolculuğun "kendisine" odaklanabildiğimde.

Bal Kız: Hayır hayır. Seyahati, Tout va bien'deki "grup" olmaya ve dolayısıyla sorunuza bağlayacaktım. Tersi ve Yüzü'nü okudunuz mu diye boşuna sormadım:
"Kahveler ve gazeteler olmasa, yolculuk etmek güç olurdu. Kendi dilimizde basılmış bir kağıt, akşam vakti insanlarla dirsek dirseğe gelmeye çalıştığımız bir yer, kendi çevremizdeyken biz olan, ama uzakta, bize öylesine yabancı görünen adama alışılmış bir devinimle öykünmemizi sağlar. Öyle ya, yolculuğun değerini oluşturan şey korkudur. Yolculuk, benliğimizdeki bir tür iç dekoru yıkar. Hile yapmak, yani büro ve şantiye saatlerinin (bizi sert bir biçimde ayaklandıran, ama yalnız olmanın acısından da çok iyi koruyan bu saatlerin) ardına gizlenmek olanaklı değildir artık. (...)

Güncellemeler:
(...) Bu yüzden kahramanlarımın "Bürodaki saatlerim olmasaydı halim ne olurdu?" ya da "Karım öldü ama bereket versin ki, tamamlanacak bir sürü evrak var yarına" diye konuşacakları romanlar yazmak gelir hep içimden. Yolculuk bu sığınaktan yoksun bırakır bizi. Sevdiklerimizden, dilimizden uzakta kalınca, tüm desteklerimizden kopup maskelerimizden yoksun kalınca kendi kendimizin yüzeyindeyizdir tümüyle." - Camus
Ben: Bunu kafamda oturtmam lazım. Siz de Mac'a ve onun gibilere daha ön yargısız kulak verin lütfen. Onlar, dünyayı daha güzel hale getirmek için savaşıyordu. Yöneticiler, ekonomiyi işçilere hep çok karışık bir şeymiş gibi gösterdikleri için karışık zannedilir. Doktor da fena kafa bulandırır mesela. Topluluğu, incelenmesi gereken bir organizma gibi görür. Kaba pozitivizm, idealizmden de tehlikeli olabilir bazen. Bu konuda sizinle yine konuşmak isterim.

0|0
20

En İyi Kız Görüşü

  • hayatı düşündüğümüzde ne anlama geldiğini bilmediğimiz kelimelere dökemediğimiz bir resim canlanıyor aklımızda ama bir şeylerin eksik olduğunu da hissediyoruz. Resim net değil çünkü biz resmin içinde olacağımıza dışarda durmaya çalışıyoruz. haliyle resimde biz olan boşluklar var. Bunları doldurmak zor çünkü resmin içine girersen artık resme bakamazsın, anlamsızlık ve anlamsızlıktan dolayı korku belirir. Mutluluk sanırım yolculuk yaparak dünyadaki yerini almanda, dünyaya kendi rengini vermende, boşlukları doldurmanda. Ama nasıl olur bu anlamsızlıktan korkarken ve dunyaya girdiğin kadar kendinden sıyrılmanın tedirginliği varken yolculuk sevilebilir ve sürdürülebilir mi?

    0|1
    0|0
    • Ressamlar, denizi çizmek için "açık deniz" değil de kıyıyı tercih etmişlerdi. Açıkta, deniz de silinir. Onun gibi bir şey sanırım :)

      Hayat ve yolculuk... Bal Kız gibi sen de spiritüalizme bağladın işi sevgili bulut :) Ismarlamadan, içimizden geldiği gibi yaşamak en iyisi diyeceğim de; üst sistemlerin belirleyiciliği ne olacak. En iyisi, yolculuğu da isteyerek yapmak, keyif alarak, küçük mutlu anları "biriktirerek" gerçekleştirmek. Sonucu düşündüğünde, o his dağılıyor. Yerini kaygıya bırakıyor.
      "İdealler" ve umutsa hep olacak.

Senin görüşün var mı?

Kızlar Ne Diyor 1

  • Mutluluk da, kabullenişle isyanın arasında bir yerde sanki. Hayatı inkar etmeden ama ona boyun da eğmeden. Mutsuzlukta da saklı çünkü mutluluk.

    0|1
    0|0
    • Kentlerimizi Vezüv'ün eteklerine kuralım,

      der, Niçe :)

    • ''Gemilerinizi gidilmemiş denizlere götürün'' :)

Erkekler Ne Diyor 0

Erkeklerden ilk görüşü sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!

Yükleniyor...