Bal Kız ile bir Cuma eleğimsağmasında... (1)?

Sarı, ondüle saçlım. Fahrenheit 451'i şiar eylemişçesine 'geleceğim, kafamın içindekilerdir' diyordu.

O'nu ilk gördüğümde koltuğuna bir Bertolt Brecht kitabı yüklenmişti. Kendisini Brigitte Bardot'a benzetmiştim. Ee, B. B.'ye de B. B. yakışır! Malum blues ustasını da yanlarına iliştirerek oracıkta kendi üç 'King'imi oluşturmuştum. Ne garip! Veda anında bana attığı "feyk"leri düşününce, acımtrak bir mana, bir isabet kazanıyor bu üçgen. In the Mouth of Madness'te, Sam Neill'in kabustan iki kez uyanışını anımsayın.

Son konuşmalarını yani üst üste 2 feykini o gün çözememiştim. Şimdi şimdi anlıyorum. Bal Kız, beni benim silahlarımla vurmuştu. B. B.'ler ile. Hangisi daha gerçekti yahut ikisi de mi feyk idi? Keşke bilebilsem.

...

Bal Kız: Anlatamıyorum ya da siz anlamıyorsunuz. Tout va bien'deki sosis fabrikası işgali ve grevler, öncü partileri/sendikaları dıştalar, yığınları kendi kendinin öznesi yapar. Üst-mercilerin determinist (belirleyimci) rolü ve aracılığı ortadan kalkmıştır. İnsanlar, politik sorumluluklarını sürekli üst kurumlara ipotekliyor ve iradelerini vakumlayan sürü/grup psikolojisi içinde bir Godot bekliyor. Oysa çobana ihtiyacımız yok. Mülksüzler'de denildiği gibi, devrim yapmadan önce devrimin kendisi olunmalı. Yani birey!

Ben: Bir 'dans edemediğin devrim senin değildir'e de bağlamadığınız kaldı.
Kendiliğindenci her hareket, Mustang atları misali pusulasından şaşmaya ve dağılmaya, dağılmıyorsa yozlaşmaya mahkumdur. Doğan boşluğu da her zaman birileri gelir, senin yerine doldurur. Yahut suskunluk komplosuna kurban gider. Gördük 68'i, Gezi'yi. Partinin/sendikanın örgütleyici & bilinçlendirici rolü bir noktaya kadar şarttır, sonrasında icabı halinde kademelice söndürülür. Ödünler de verilir gerektiğinde; ama su ve şarapın ayrılması kaydıyla. Ki, gerektiğinde şarap eski sekliğine dönebilsin.

Bal Kız: Yanılıyorsunuz. Çok siyah-beyazda kalmışsınız. Laplace'ın Şeytanı öleli çok oldu. Hiçbir model ve izm "yoktur" ki, herkesi memnun etsin

Güncellemeler:
... Ve üzücü olan şu ki, bu kaçınılmaz gerçek, süregelen açmazların da temel sebebidir. Çünkü insanoğlu haris. Sonra bu kadavramı ki formaldehit serpip bozulmadan saklayabilesin.
Bitmeyen Kavga'daki grevi, Mac ve Doktor'un uzun diyaloğunu bir daha okuyun derim. Ve 20. yüzyılı iyi okuyun. Genişleyen şey, kendi olanaklarını da yıkacaktır.

Ben: Steinbeck'in Doktor'unun (alter egosunun) anlayamadığı 3 şey var. Birincisi.../

Bal Kız: Şu denize bakar mısınız?

0|0
4|1

En İyi Erkek Görüşü

  • Hasan abi, iki üç defa okudum ama fazla entel olamadığımdan dolayı tıkandı yollarım :(

    Bal Kız'dan ziyade zor kız daha iyi olurmuş. Zira bir kıza yanaşmak için geçtiğimiz yüzyılı sindirmemiz gerekiyor. Uzun bir cümleye başladığımda öznenin ne olduğunu unutuyorum. Hele karşımda bir dişi varsa ve baskı altındaysam basit cümleler bile çok zor.

    BB reisin de söylediği rock me baby var mesela. Bunu Eric Clapton, Buddy Guy ile beraber söylüyordu. Hazır kız blues seviyor, rock me baby diye muhabbete girmek en temizi. Ya da edepsizce. Bilmiyorum.

    1|1
    0|0
    • Az çakı yemiş bir ağacın gölgesinde, gerekmedikçe düşünmeden yaşayabilmek...

      Aslında "zor"luk arttıkça ikna edilebilme katsayıları da artıyor sevgili Selim. Mesela tüm bir serinin kırılma anı, 3 ve 4'te gizlidir. Gerisi ayrıntı. Entelektüelizmin ibresi göstergede yükseldikçe, doğadan koptuk ve saf duygularımızdan da kaybetmeye başladık. Bal Kız da kaybetmişti. Ancak derinlerden gelen nabız atışları da duyuluyordu. Mistikten uzak bir lotus çiçeği saflığında atışlar. Ancak intihara eşlik eden imdat çığlığı da değil tabii. Mesele, o nabzı görüp şerbeti verebilmekte.

      İyi fikir. Rock Me Baby, o suskunluk arasına iyi gidebilirdi. Hazır 1 güncellenmelik de yer kalmış, her an araya sıkıştırabilirim :)

    • Sanırım o nabız atışları bittiğinde ölmüş olacağız. Doğallığı da düzgün tüketmek lazım :)

      Serilerin kırılmasını anlayamadım. Seri deyince aklım taylor'a filan gidiyor.

      9 yıl önce bahçeye ektiğim bir ağaç var. Gövdesi daha ince. Gölgesi de fazla değil. Yani gövdesine yaslanıp gölgesinde dinlenmek için biraz erken. Olsun. Onu ektiğimde daha bıyıklarım çıkmamıştı. Saçlarımda beyaz teller çıktığında o kıvama gelir sanırım. Zaten o zaman düşünmeden yaşamak arzu değil ihtiyaç olur.

    • Bu arada saç beyazlama hesabında babamı referans aldım. Çünkü onda ilk beyazlar 40 yaşından sonra çıkmaya başladı. Hala belirgin değil mesela beyazlar kafasında. Benim de öyle olmasını ümit ediyorum

Kızlar Ne Diyor 4

  • keşke bal kız biraz cinsiyetsizleşse adı bal kızken devrimden bahsetmesi bilmiyorum. bir cinsiyet belirtme şekli olarak kzı takısı oldum olası beni sinir etmiştir. naber kız diyen arkadaşıma cevap vermem misal. küçük düşürücü geliyor cinsiyet vurgusu. bir adam vardı mahallede küçükken beni her gördüğünde nereye gidiyorsun cici kız derdi. küçük de olsa bir istismar örneği. kendimi müthiş tehlikede hissediyordum bu adamı görünce. o yüzden şu kız ekini kaldırsak belki kadının "dans edemeyeceğim devrim, devrim değildir" yaklaşımı hayalciliğini korusa da en azından adıyla karşılaştırınca manidar kalmaz.

    1|1
    0|0
    • Senin karşında neden cümleleri toparlayamıyorum acaba? Yazıp yazıp sildim. Mesajını aldım da. Zevahiri de kurtarmak gerek. "Hesapsızlık"tan ve ardını düşünmeden kaynaklı bir samimiyet diyelim :)

    • "samimiyet" bu bir gerekçe olabilir evet :)

    • Şimdi gönül rahatlığıyla akşam yürüyüşüme çıkabilirim işte :)

  • Bu kadar çetrefil yazıyı başkası yazamaz yüzde 99 tahmin ettiğim kişiyseniz siz gizli sormazdınız abicim kafam karıştı:) Seriyi okudum ama alt yapım hepsini anlamaya yeterli değil ama kayıtsdız da kalamadım.. Ben Bal Kız ın (gerçek mi hayal mi bilmiyorum) görüşlerine biraz daha yakınım ben de eskiden eskiden dediysem 1 sene önce bir fabrikada çalışıyordum o zamanlar düşleirm vardı sosyalizme inanıordum ama sendikacıları hepsi bizi sattı o değil de bir mücadele yürütmenin şartlarıda yok bence ülke genelinde.. Bal kıza verdiğin ilk cevabın güzelse de bence uygulanma imkanı yok bugünün türkiyesi şartlarında

    0|1
    0|0
    • Hoş geldin karabatak :)

      Katılmıyorum. Mücadele yürütmenin şartları "fazlasıyla" var ve yarık, her geçen gün derinleşiyor. İşte sistemin "yıkılmaz" olduğunu bilinçaltına öyle işlemişler ki üstyapısal kurumlarıyla; umutsuzluğa kapılmış insanlar. Kapitalizmi, kaçınılmaz bir kader görüyorlar. Değil. Bunu söyleyenlere de (Mac gibilere) ortodoks der gavatlar! Özür dilerim. (Bitmeyen Kavga'yı okudun mu, tavsiye ediyorum. Oradaki grevi doğru anlamak lazım. Beğenirsen ileri okumalar da öneririm)

      Bir de "ülke geneli" diye düşünme. Türkiye gibi emperyalizmin yarı sömürgesi ülkelerde, özelden genele gider bu. İcabında bir fabrika olur, bir köy. Kıvılcım olarak düşün bunları. Hareket küçük bir mevziden başlar, genişler. Genişlerken de "kendi olanaklarını" yaratır. Yani eylem esnasında "öğrenilir." Lenin ve Mao, bunu yapmıştı.

      Fransa, Direniş'in; Çin ise devrim meşalesinin ateşini "kırsalda" yakmıştı. Çünkü kentler, faşizmin (aslında kapitalizmin) boyunduruğu altındaydı.

    • ... Ve kırsalda yakılan ateş, ülke geneline yayılmıştı.

      Bal Kız'ın ve Bitmeyen Kavga'daki Doktor Burton'un kabul etmek istemediği işte bu küçük küçük mevzilerin önemi. Ve "yayılım." Ve bu yayılım esnasında -bir aşamaya değin- gövdelere istikamet verecek bir başın (parti, lider, dergi vb.) yadsınamaz gerekliliği.
      Onlar, akşamdan sabaha bir şey bekliyorlar. Bu kadar basit değil.

      Uzadı, kusura bakma. Bal Kız'ın yüzünden. Sözleri ağzıma tıkamıştı :)

    • Hoş bulduk:) Yok önemli değil uzun yzaılardan yana korkum yok da ben sadece eşitliğe inanmıyorum bunun gerçekleşeceğine inanmıyorum bunu dile getirmek istedim.. Yani bir devrim olsa bile o da bir süre sonra kendi ayrıcalıklılarını yaratıcak çünkü insana güven olmaz önerdiğin kitabı biliyorum ilk fırsata okuyacağım teşekkürler:)

  • Bu kizla seviş. Güzel adam olursun. Super kizmis.

    0|2
    0|0
    • Gelir yaz ayları, gevşer gönül yayları...

  • Bu sorulara dahil olmak istedim naçizane:)
    Yapmak istediklerimiz için ''uygun ortam'' olmadığında, onları yapsak dahi keyif alamıyoruz en basitinden. O yüzden ''birey'' değil, ''yığın'' elbette. ''Tek başına'' bir mutluluk olmuyor ki, kısır kalıyor.
    Bazı eylemlerin (Gezi gibi) örnekleri de ortada elbette. Oralarda şu vardı, umut kırıntıları içinde herkesin kendi görüşü, kendi duruşu, kendi, sadece kendi... Ortak bir paydada buluşmadıkça da bunlara şahit olmaya devam ediyoruz o yüzden.
    Ama penceredeki aralığı kaldıranlardan ilham alarak, ışık olmak için çabalamak gerekiyor. Serinin sonunda da belirttiğimiz gibi: ''Bal Kız, hiçbir şey yapmayıp da habire mızmızlanan şikayet makamındansa hiç değildi.''
    ( Bitmeyen Kavga'yı da not ediverdim hemen:) )

    0|1
    0|0
    • Hoş geldiniz :)

      Pazar filesini güç bela dolduran bir teyze; mezarda emekliliğini düşünen amca; sarı sendika odalarındaki bıyıkları yeni terlemiş atılgan genç... Çok popülist oldu farkındayım da. İnsanlar, aslında birçok şeyin farkında. El yordamıyla da olsa; uzun uzadıyasız... Tepkisizlikleri, teorik yetersizliklerinden ya da bilinçsizliklerinden değil yani. Sadece bir şeylere atılmak ve değiştirmek için cesaretleri yok. Ya da bir kabulleniş, bir korku söz konusu. Kabullenmeyenler ise kafa karışıklığı içerisinde, yalpalayan bir gemi gibi sisten önünü göremiyor.

      Ata et, ite ot verildi 30 yıldır bu topraklarda sevgili duyarlı. Her şey alacakaranlık kuşağı gibi.

      Bitmeyen Kavga, işte bu kuşağı aralamaya çalışan lider tabiatlı bir adamın (Mac) öyküsü. Aşağıda Rose ile biraz tartıştık, okuduktan sonra oradaki "grevi" sizinle değerlendirmek isterim. Bal Kız'la hiç anlaşamadık :)

      Teşekkür ederim katılım için.

    • Hoşbuldum:)

      Daha önce de bahsetmiştim. Benim gibiler de öyle aslında, farkında oluyoruz belki ama.. Bir parçası da olmaya devam ediyoruz. Sizler de o parçadan kopmamız için yol gösterici oluyorsunuz.

      Kitabı okur okumaz haberdar edeceğim o halde, memnun olurum:)

      Ben teşekkür ederim.

Erkekler Ne Diyor 0

Erkeklerden En İyi Görüş seçilmiş!

Yükleniyor...