Televizyonun "kendi başına" bir gerçeklik ve özne haline gelmesi, kendi "gerçekliğini" asıl gerçek olarak pazarlaması?

Bu soru ya da sorun kafamda embriyo aşamasında ama doğumunu gerçekleştiremiyorum. Aslında bu platformda cevap gelir düşüncesindeyim ama emin de değilim.

Şöyle açıklayayım ya da açıklayamayayım. Şimdi günümüzde sözlü tarih gelişti değil mi? Hatta yazılı tarihe rakip oldu. Milyon tane kanal, program var ve tarihçi olmayanlar bile ekranlarda tarihten bahsediyor. Tarih birazcık sosyolojiye birazcık kent bilimine şuna buna kayıyor. Hatta bazen menkıbeye kayıyor. Tarih tabii ki sadece savaş barış hanedan kronolojisi değildir. Sözlü tarih, enformasyon bolluğu ya da yozluğu yaratabileceği gibi, tarihi daha sempatik hale getirp sevdirebilir de.

Televizyonda dün bir program izledim ve bu soru aklıma takıldı. İki adam var, panelde yurt ve dünya gündemini tartışıyor. Ancak programın büyük bir bölümünde tartışmanın ekseni "kendilerine" ve "programa" dönmeye başladı. Yani bizimle dış dünya arasında köprü olması gereken televizyon, tam aksine "kendisini" tartışıyordu. Yani daha açık söyleyeyim, televizyon bize olayları suunacağı yerde "kendisini bir olay haline getiriyordu." Getirsin. Ama bunu bize sunuyor, pazarlıyor.

Reyting savaşlarını hatırladınız mı? Bu gazetelerde de tiraj şeklinde karşılık görüyor. Yani en çok izleneni, en çok satılan'ı daha açıkça "kendilerini" bir haber ya da "gerçeklik" olarak bize pazarlıyorlar.

Çok fazla bombardıman altındayız zaten. Ancak ne kadar yabancılaştırıcı da olsa (tv. yabancılaştırır bence, somut iletişimin yerini alır) "dışarıdan" bir haber, bir olayla muhataptık. Televizyonun bizzat "kendi kendinin" sorunlarını bize gerçek haber olarak sunması, bizi geç, yabancılaştıranın da (tv) yabancılaşması değil midir?

Anlatabildiğimi sanmıyorum. :) Bazı konular dondurucuda bir süre beklediğinde anlam kazanıyor. Dünden bugüne bu kadar oldu.


0|0
1|5

En İyi Erkek Görüşü

  • Katarsis'i de elimizden aldılar :)

    Sylvester ve Tweety'in bir bölümünde kedi, nihayet kuşu yer. Ve yapımcılar homurdanır:
    - Kuş öldü, şimdi bu diziyi kim izleyecek?
    Dizi, kendi kendisini sedyeye yatırıyordu. Yani dördüncü duvarın kırılması olayı ki, İran Sineması ve ikona kırıcı gibi çalışan Fransız Yeni Dalga'sı iyi kotarır. (bknz. kameraya dönüp manifesto okuyan Godard kahramanları)

    İlginç bir soru. Zor da. Senin tespitin yani televizyonun "kendi dertlerini" gündem yapışı üzerinde düşünmemiştim pek.(çok çok burnunun ötesini göremeyerek niteliğinden daha da kaybeder) Burada önemli nokta, bizim orasıyla kurduğumuz "ilişkide" bence.

    Epik tiyatro, katarsisi sahnedekilere değil seyirciye verir. Televizyon da aynı şekilde seyircide -yabancılaşmayla koşut- bir duygusal boşalma sağlar. Şayet televizyon, seyirciye ait olması gereken bu "boşalmayı" ondan alır; kendine mercek tutma yoluyla "kendisi" için kullanırsa ne olur? Katarsis'ini geri almak isteyen Prometheus'lar -Kahire'nin Mor Gülü ya da Pleasantville gibi- camın öte yakasına geçer ve "orada boşalır." Alan razı, veren razı. Programlar, reytinge; katarsis isteyenler, emeline kavuşur. Teşhir edilen özel hayatlar (Müge Anlı) biraz da bundan kaynaklı belki. Ya da pop star vb. yarışmalar. Bu katarsis balonlarının, sürgit, biri söner diğeri şişer. Al sana döngü halinde yaşanan bir başka yaratım! Feuerbach'ın ifadesiyle, "temsilin" gerçekliğe tercihi. Debord'un deyimiyle, Gösteri Toplumu.

    Godard 70'lerde medyayı çok inceledi. Alelhusus, gerçeği bozup yeniden "üreten" televizyonu.
    'Ici et ailleurs'da (76), savaşın/adaletsizliğin yansıması haber/görüntü/mülakatları rahat evlerindeki Tv.'den izleyen çekirdek aile görmüştük. Kitle iletişim araçları, tüketim toplumuna hizmet eder yönü dışında, insanları duyarsızlaştırmakta, kendilerine ve çevreye yabancılaştırma, edilgenleştirmektedir.

    Kim bilir! Temsili demokrasinin nüvesi de belki bu ilişkinin çatlaklarında gizli :) Çözüm de oradan yeşerecek.

    2|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 4

  • İnternet dışındaki kitle iletişim araçları, yazılı, görsel ve işitsel medya günümüzde;
    kitle iletişim araçları olmaktan çıkmış, kitle manipülasyon araçlarına dönüşmüş durumda.

    İnternet de hangi içeriği izleyip izlemeyeceğime ben karar verebilirken, televizyon ve diğer medya araçlarında tabiri caizse, ''önüme ne koysalar, onu yiyorum.''

    Tam da bu nedenlerden dolayı televizyon izlemiyor, gazete okumuyorum.
    Çünkü, kitlesel olarak insanları manipüle ettiklerini düşünüyorum.

    En kötüsü de, çok az insanın bu manipülasyonların farkında olması.
    Toplu halde bir uyanış ne zaman gerçekleşecek, çok merak ediyorum.

    1|0
    0|0
  • anladıysam kanuni olayım :)

    0|0
    0|0
  • Bu aşk karşılıksız.

    0|0
    0|0
  • bonzai yasaklansın.. :( tamam kızım geçiçek

    0|0
    0|1

Kızlar Ne Diyor 1

  • Güzel paylaşım

    0|0
    0|0
Yükleniyor...