'Süleyman Hep Başbakan' şarkısına muvafakat şerhleri düşer misiniz? - I (Önsöz)

Ya da güncelleme, uyarlama, açılım, tashih, tahrif. Her ne ise.

Fikret Kızılok... Askerliğine 1 kala, Morrison da uzun yolculuğunun kampanasını çalıyordu. Ölümüne bir kalaysa, Çankaya'dan tekaüt "kırat" rahvan adımlarla Güniz'ine ancak yol alıyordu.

35 yıl... Popülizmin, kara'ya yakın ama mizah'a da yüz çevirmez örneklerinden güzellemeler sundu. Şapka, katlanıyor, eziliyor ama her defasında Buster Keaton misali "başımızın üstünde yerini" alıyordu. Alicenap Türk halkı, "Baba"sına pek bir vefalıydı. Öyle ya, temsili demokrasi'de Oxford vardı da onlar mı okumamıştı! Denize düşen, yetiş baba, Kırat'ına bin de gel Süleyman diye figanı basıyordu. Eh, Baba'nın canına minnet. Angara'nın Montmarte'si, tepeme kurul diye göz kırpıyor. Yok mu desin! Hem dün dündür, bugün bugündür.

Bereket Ana, cömerttir. İş ki nasıl sağacağını bilesin. Menderes, dindar değildi ama din'i kullanmıştı. Ecevit, halkçıydı. Özal, ortadirek semalarında trol avcılığına çıkmıştı. Çiller, bacımızdı. Erbakan, adil düzeni şiar bellemişti. Vaatler, vaatler... Babamız ise en çok çiftçinin türküsünü çığırdı. Kim ne veriyorsa, o 5 katına talipti :) Siyasanın otobanında gitti, geldi; km.ler yaptı. Koltuğun yaylarını yalama etmekle kalaydı iyi. Hayatlarımızın hafıza kartına da çıkmamacasına "çip"ler kazıdı. Memleketin öteden beri kümülatif işleyen siyaset yongalarına, kalıcı entegre devreler bıraktı. İncelersek;

Devlet, rutinin dışına çıkabilir demişti mesela; 96'ya istinaden. Hem de ve hala nasıl çıkıyor. Oruç Reis, arada göstermelikten kolunu da kesiyor tabii; olacak o kadar. Koltuk Belası filmindeki beyefendi, belediye başkanı Sunal'a "sen kepçeyle götürürken çevrene de kaşıkla ver ki, çıngar çıkmasın" demişti. Bir nevi Napolyon'un Papalık'a yönelik 'Konkordato'su. Amaaa. Büyük eşitsizlik tablolarında, daha eşitler dikkat çekmez de. Eşitler saf sıklaştırdığında, daha eşitler göze batar.

Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz vecizindeki işlemeyen, Gezi'de polis şeklinde kristalleşti.

Neyse ki aynı dekadda kuyruklara neden olan "gaz" sıkıntılarını yaşamıyoruz. Bol kepçe kullanılıyor. Tonton'un deyimiyle "çağ atlamışız" o hususta.

Ecevit ile olan kısır çekişmeleri, yine kırk katır/kırk satır tiyatrosunda (panayırında) 32 kısım tekmili birden sahneleniyor.

Enkaz devraldık ya da devr-i sabık edebiyatı eskidi; ama hala prim yapıyor, yapacak.

Yollar yürümekle aşınmaz... Pardon arkadaşlar, kart kısa devre yaptı :) Toplumlar, hak ettiğince yönetilir diyecektim. Ne dersiniz. Stockholm Sendromu çiplere git gide yerleşiyor. 35 değilse de bir 25 görür müyüz?

Yalnız bu kez perakende değil de toptan görebiliriz. İcraatin İçinden'inin, Ulusa Sesleniş'e evrildiği 83-93 misali.

SSCBde, Krusçev vb.lerinin başını yiyen, perde arkasındaki aparaçiklerdi. Olası bir reisicumhurluk, 89-93'ten tınılar sunacağa benzer. Gölge oyunu siyaseti... O dönem Demokles'in Kılıcı'nın kesemediği Torumtay Paşa'lar vardı hiç değilse. Şimdi onun mevkiinde baldan tatlı, pazenden yumuşak Özel insanlar oturuyor.

Güncellemeler:
Alain Resnais, 3. Reich'i ve toplama kamplarını belgelediği, aslında toplumsal hafızaya giydirmelerde bulunduğu 55 yapımı 'Night and Fog'u şu cümlelerle bağlar:


(...)
(...)


"Samimi bakışlarımızla, sanki canavar sonsuza dek molozların altında kalacakmış gibi bu harabeleri inceliyoruz. Sanki görüntüler tarihe karışmış gibi, hepimiz iyileşmişiz gibi, yeniden umutlarımızı ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Her şey sadece bir zamanda, bir yerde, bir kere olmuş gibi davranıyoruz. Etrafımızı saran şeylere kör gözlerle bakıp, susmak bilmeyen insanlığın ağlayışını sağır kulaklarla dinliyoruz."
Nemrud'u öldüren bir küçük sinekmiş. Korkuyla orantılı her seferinde daha tok inen demir pençe, bir gün boomerang gibi sahibine de dönecektir. İnsanlara bir yere kadar hükmedebilirsin veya hükmettiğini sanırsın. Ama bir noktadan sonrasını sen bile kestiremezsin. Herkesin kulakları sağır değil.

Gün gelir, devran döner elbet!

0|0
3|0

En İyi Kız Görüşü

  • Bu ülkenin havasından mıdır suyundan mıdır , geleneksel özelliğinden midir yoksa gelenlerin açgözlülüğünden midir nedir o meşhur koltuğa bir oturan bir daha kalkmıyor, kök salıyor adeta..Japon yapıştırıcısı bile halt etmiş koltuğa kıçını yapıştıran liderlerin yanında..

    Bir nesil bir başbakanla büyüyür adeta..Hatta o neslin çocukları bile oy atacak yaşa geldiğinde bile aynı başbakana denk geliyorlar..Ne acı ! İhtiraslı liderlerimiz de halka hizmet yerine koltuğu kaptırmamak için mücadele verirken kendi çıkarları doğrultusunda ne mümkünse yapıyorlar..Kimi bunu dini kullanarak yapıyor, kimi fakirleri, kimi fahişeleri, kimi mültecileri..Amaç aynı araç değişik..

    Birkaç kişi durumu farkedip kral çıplak diye bağırdığında , gözleri balçıkla sıvanmış halkımız tarafından su üstüne çıkan nohutların kaşıkla vurulup dibe indirilmesi gibi susturuluyorlar..

    İtiliyoruz, kakılıyoruz,öldürülüyoruz, terörist ilan ediliyor, soyuluyoruz, aşağılanıyoruz ama olsun köprülerimiz , kavşaklarda lalelerimiz, geniş otobanlarımız var..O zaman kapayalım gözlerimizi keyif almaya bakalım..Üstte yok, başta yokken kendimizi cennette sanıyorsak hepimiz birer Adem'le Havva'yız aslında..

    Sonra gün geliyor gözlerde kuruyan o balçıklar yavaş yavaş çatlayarak dökülmeye başlıyor, göze giren güneş ışığı acıtıyor..Yıllarca 3 maymunu oynamış insanlar birşeylerin yanlış gittiğini anlamaya başlıyor..

    İşte heyecan da bundan sonra başlıyor, uyuyan dev uyanıyor ve çıplak kralı öldürüyor..Bu sırada gökten 3 elma düşüyor biri soranın, biri yazanın diğeride okuyanın başına..

    1|1
    0|0
    • Sabahattin Ali'nin Sırça Köşk'ünde, hikayeye adını veren bölüm... Bir gün, biri, o yıkılmaz sanılan köşke kemik mi kuru kafa mı ne atıyordu. Köşkün tüm o heybetinden eser kalmıyordu tabii. Bunu gören diğerlerine de bir cesaret geliyordu. Meğer zulümden içten içe yaka silkerlermişler de, sizin tabirinizle bir elmaya bakarlarmış.


      Yorumlarınızı, kendi adıma konuşayım, çok beğeniyorum Freyja88. Tekrar teşekkür eder, iyi akşamlar dilerim.

    • Hepsini Göster
    • Ben de teşekkür ederim. bam tellerine dokunmuştunuz.

    • artık dokunmanın zamanı geldi de geçiyor..

Kızlar Ne Diyor 2

  • baskı, sansür, ötekileştirme, şiddet o kadar yakınımızdaki.. hepimiz harabenin ortasındayken ve daha canavar molozların altına gömülmemişken kelimeler anlamsız geliyor. ruhu doyuranın karşısında canı acıtanın daha gerçek kalması gibi.

    shameless ın son bölümünü izliyordum biraz evvel e2 de.

    şahane bir çeviri anlayışları varmış. ahlakım bozulmadığı için mutluyum!

    seks yapmaktan hoşlanmıyorum yerne öyle şeylerden hoşlanmıyorum.

    gay haa yerine demek öyle haa!

    bu kelimeler zaten yasaktı hep her yerde yasak .freudyendeğilim in yatalak dilsiz bir adamın kendini anlatmaya çalışmayı bırakmasına benzeyen tavrını bu yüzden çok net anlayabiliyorum. ben pezengimi henüz kabullenmiş değilim. sistemin içine girip skilemeye bir türlü alışamadığımdan belki .

    ben zihnime girmeye çalışanları görünce kurban piskolojisine girdiğimi hissediyorum.suratlarına tükürmek istiyorum. her gün o sikik yalanlarıyla etrafımdaki hasta ruhluları dirilttikleri için onları iğdiş edesim geliyor. nefret ediyorum bana bu duyguyu hissettirdikleri için.

    ve ayrıca sineklere, mucizelere ve tanrıya da inanmıyorum.

    1|1
    0|0
    • G. Vassaf sevdiğini tahmin ediyorum, onun totalitarizme dair düşüncelerini. Bir de Vassaf'ın senin en bir favori yazarların arasında olabileceğini düşünürüm hep. Cehenneme Övgü bir yana. Kimliğimi Kaybettim, Hükümsüzdür'ün bir bölümünde cinsellikten kadına ve eşcinselliğe, iki yüzlü ahlak anlayışımızı güzelce deşer


      168. sayfanın altını çizmişim. Cinsel cahilliğimiz, Taş Devri insanından farklı değil diyor. Ve bağlıyor: Tutucu toplumların yobazları, bize cinselliğimizi unutturmaya yeminli sanki

    • Hepsini Göster
    • cehenneme övgü nün vaktinde zihnimi açtığı doğrudur :)

    • :)

      İngiliz anahtar gibi kitap.

  • Akpye oy verdim ve maasimi tam vermese de cok iyi bir insan olan, en azindan beni, sektördeki diğer kurtlardan koruyan patronumdan hoslaniyorum. Kel ve kaba olması onun sucu değil, dünya boyle. RTE de öne minute demiş bir insan evladi. Diş mihraklar onun başbakan olmasini da istemiyor. Vardır VIR bildikleri. Ama biz daha iyi bilir, hadlerinin bildiririz. Bildirdik de. Fethullah gülen hocanin da insan içine cikacak hali kalmadi. Oh iyi oldu.

    Süleyman demirel de cok hakli bir insandi. Genelevler için yaptigi yorum mesela, dahiyaneydi. Kerhaneler hep lazim. Yalniz geneleve verilecek miktari tecavüz ve cinayet eğilimi olan gençlere tahsis etselerdi daha iyi olacaktı. Hem bir de sado- mazi ilişkilerden hoşlanan fahişelere de ihtiyaç var.

    Kapitale dayali ekonomiyi kerhane kasasina benzetirsek, günlük min 8 saatimizi ustumuzden para kazanan pezevengimize sattigimizi farz edebiliriz. Pezevengime asik olmusum:( neyse. Süleyman:(((

    0|2
    1|1
    • Telefonun duzelttiklerini duzeltmece

      1- one

      2-vir - bir

      3-mazi- mazo

      Dönüp tekrar okuma huyum var da.

    • Hepsini Göster
    • Ne kadar tuhaf cümle. Sabahtan beri düşünüyorum.

    • yani ne bileyim kodaman heriflerden tatlı olarak bahsetmen ironiyse.ee son paragraf da ironinin ironisiyse ee tüm bunlar da bana ironik geliyosa. böyle tuhaf cümleler çıkıyo.

Erkekler Ne Diyor 0

Erkekler görüş yazmamış.

Yükleniyor...