Yeni Başlayacaklar İçin Kitap Tavsiyeleri

Kitap okumaya yeni başlayanların en çok ürktüğü şey kitabın kalınlığı olduğu için sizlere sevdiğim ve çok da kalın olmayan birkaç kitap önereceğim. Ve tabi ki kitabın sürükleyici olmasına da dikkat ederek bu önerileri yapacağım. Umarım kitap okumayanların okumasına vesile olmuş olurum.


1. Beyaz Geceler - Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Yeni Başlayacaklar İçin Kitap Tavsiyeleri

Kısa ama bir o kadar da etkileyici olan kitapta anlatılan olay St.Petersburg'da yaşayan yalnız bir gencin aşkla tanışmasını ve 4 günlük serüvenini anlatmakta.(Sayfa sayısı 78)

"Çoktandır aklıma takılan bir şey var. Niçin insanlar birbirlerine karşı içten davranmıyorlar? Neden en iyi insan bile karşısındakinden bir şeyler saklıyor, bütün düşündüklerini söylemiyor? Sözlerimizin yabana atılmadığını bildiğimiz zamanlar bile neden içimizden geçenleri olduğu gibi söylemiyoruz? Nedense herkes olduğundan katı görünmek istiyor. Duygularını hemen açığa vurursa küçük düşürülecekmiş gibi bir korku duyuyor?"

2. Erken Kaybedenler - Emrah Serbes

İşçiler, yoksullar, teyzeler, abiler... Kolay ağlayan sert adamlar... Taşra seyrekliği, mahallenin kalabalığı... Kıskanç, gururlu, saf ergenlerin anlatıdığı kısa bölümlerden oluşan ve bir çırpıda bitirilecek bir kitap. (Sayfa sayısı 141)

“Apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?”
“Hangisini?”
“Otomatik yanan, sensörlü lamba.”
“Hayır.”
“Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.”
Önüme baktım.
“Neden kırdın?”
Cevap yok.
“Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle…”
“Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?”
“Lamba senden değerli mi evladım, lambanın a*** k***, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı si***, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için.”
“Beni görünce yanmıyordu baba.”
“Nasıl ya?”
“Görmezden geliyordu, yanmıyordu. Kaç sefer yok saydı beni.”
“E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor.”
“Hadi ya! Sahiden mi?”
“Evet. Ucuzundan takmışlar. Bizimle bir alakası yok.”
Babama sarıldım yıllar sonra.”

6. Martı -Jonathan Livingston - Richard Bach

Asla pes etme demenin ne olduğunu anlatan bir kitap. Bir insanın kabuklarını kırması gerektiğini bir martı üzerinden anlatan harika bir kitap. Jonathan sürünün bir parçası olmayı reddetti ve nirvanaya ulaştı. Nasıl ulaştığını merak ediyorsanız okuyun derim. (Sayfa sayısı 92)

"Yaşamak için ne çok neden var! Balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka nedenler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz..."

4. Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupery

Küçük çocuklar için yazıldığı düşünülse de en çok büyüklerin okuması gereken bir kitap. Küçük bir çocuğun ağzıyla herkese ders verir nitelikte yazılmış olan eseri herkese tavsiye ederim. (Sayfa sayısı 96)

" ... Büyükler sayılara bayılırlar. Onlara yeni bir arkadaşınızdan bahsettiğinizde gerekli soruları asla sormazlar. "Sesi nasıl?" diye sormazlar mesela. "Hangi oyunları sever? Kelebek koleksiyonu yapıyor mu?" diye sorduklarını asla göremezsiniz. Onlar sadece, "Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası ne kadar kazanıyor?" diye merak ederler. Bunları öğrenince arkaşınızı tanıyabileceklerini sanırlar. Büyüklere, kırmızı tuğlalı, pencerelerinden sardunyalar sarkan, çatısında güvercinlerin uçuştuğu çok güzel bir ev gördüm" derseniz bu evi gözlerinde canlandıramazlar bile. Onların anlayabilmesi için, "Yüz milyonluk bir ev gördüm", demeniz gerekir. İşte o zaman, "Aa, ne kadar da güzelmiş!" derler."

5. Şeker Portakalı - Jose Mauro de Vasconcelos

Bu kitabın da başkarakteri küçük bir çocuk ama buradaki biraz haylaz. Sizi duygulandıracak yeri geldi mi üzüntüsüyle üzecek bir çocuk. (Sayfa sayısı 182)

“Daha çok anlat,”

“Hoşuna gidiyor mu?”

“Çok. Elimden gelse, seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”

“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”

“Gider gibi yaparız.”

6. Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar - Yılmaz Erdoğan

Okuduğum en komik kitap diyebilirim bu kitap için. Gülmek isteyenlere bire bir. Kitap evli bir çiftin aralarında geçen diyaloglardan oluşuyor. (Sayfa sayısı 119)

"ADAM - Sen saçına bir şey mi yaptın?

KADIN - Nasıl yani?

ADAM - Yukarıya toplamışsın?

KADIN - Haaa...Evet..

ADAM -......

KADIN - Eeeee?

ADAM - Ne eeesi?

KADIN - Güzel olmamış mı?

ADAM - Ne?

KADIN - Neden bahsediyoruz biz?

ADAM - Neden bahsediyoruz?

KADIN - Saçımdan.

ADAM - Ne olmuş saçına?

KADIN - Bende onu sana soruyorum,ne olmuş saçıma?

ADAM - Bir şey olmamış.

KADIN - Sen az önce neden saçımı topuz yaptığımı sormadın mı?

ADAM - Sormuşumdur.

KADIN - Sormuşsundur! On saniye önce konuştuğun şeyi hatırlamıyormusun?

ADAM - Hatırlıyorum tabii canım.

KADIN - Neden o zaman sormuşumdur diyorsun?

ADAM - Canım lafın gelişi söylemişimdir.

KADIN - Sormuşsundur! Söylemişsindir! İstersen kendinden emin olduğun bir

zaman görüşelim.

ADAM - Yahu saç lafını lafın gelişi söylemişimdir diyorum.

KADIN - Yani o laflar bir yerden bir yere gidiyordu,yol üstünde senin

ağzına uğradılar,sen de o lafları bana yönlendirerek canımı sıkmak

istedin öyle mi?

ADAM - Senin canını niye sıkmak isteyeyim?

KADIN - Olur ya bazen canım.İnsanın canı durup dururken bir şey sıkmak ister.Hatta bu ihtiyacı karşılamak için stres topları bile satılıyor.Yani insanlar yanlış şeyleri sıkmasın diye...Senin yaptığın gibi.

ADAM - Ne yaptım ben?

KADIN - Hiiiç...Günümü berbat etmek üzere mükemmel bir başlangıç sadece.

ADAM - Hayatım iyi misin sen?

KADIN - Kötü mü görünüyorum? Özellikle saçlarımı soruyorum tabii!

ADAM - Allahım kadın saça taktı!

KADIN - Hayır Allahım asıl saça takan o!

ADAM - Ben saça falan takmadım!

KADIN - Vaay...ve erkek sesini yükseltmesi gereken anın geldiğini düşündü!!

ADAM - Ben bağırmıyorum!

KADIN - Özür dilerim seni ben zannettim!

ADAM -Beni tahrik etmeye mi çalışıyorsun?

KADIN - Hayır ben tahrik etmek falan istemiyorum.Bu tartışmayı ben başlatmadım zaten!

ADAM - Hangi tartışmayı hayatım,biz tartışıyormuyuz?

KADIN - Evet...Üstelik tartışmaya başlayalı epey oldu.Şu anda tahmin ediyorum üçüncü sayfanın ortasındayız.

ADAM - Peki konumuz ne?

KADIN - Genel olarak "bir kocanın karısının özgüvenini yok etmeye yönelik ustaca iğnelemelerine karşı alınması gereken önlemler bienali" diyebiliriz.

ADAM - Ne iğnelemesi kadın?

KADIN - Kadın mı? İşte! Erkek içindeki Osmanlı dönemi hasretini dışarı vurdu.Devam et,seni dinliyorum ERKEK!

ADAM - Allahım ne söylesek kabahat! Şimdi de kadın lafı mı battı?

Kadın - Benim yaklaşık 33 yıldır bir adım var.Evet kadınım ama diğer kadınlarla karıştırılmayayım diye bir özel isim almışım.Dahası senin kullandığın cümle yapısı içinde kadın,bir tür hayvan ismi anlamına geliyor.Zira biz tanımadığımız köpeklere köpek diyoruz.Tanıdıklarımızın birer adı vardır.

ADAM - Sen 37 yaşındasın.

KADIN - Ben 33 yaşındayım!

ADAM - Ama yaşıtların 37 yaşında.

KADIN - Sen de 40 yaşındasın adi adam!

ADAM - Ben zaten yaşımı küçültüp skeç konusu olmaya çalışmıyorum.

KADIN - Beni artık sevmiyorsun değil mi?

ADAM - Artık emin olabiliriz,sen delirdin.Yahu nerden çıkardın şimdi bunu?

KADIN - Peki tamam peki...Sakin oluyoruz ve baştan alıyoruz...

ADAM - Hayır,hayır yalvarırım baştan almayalım.Tekrarını kaldıramayacağım!

KADIN - İşte beni asıl deli eden huyun bu biliyor musun?

ADAM - Hangisi?

KADIN - Tartışmayı başlatacak ilk kışkırtıcı cümleyi söyledikten hemen sonra yani ikinci cümleden itibaren o tartışmayla hiç ilgisi olmayan adam pozuna girmenden sözediyorum' Sürekli ama sürekli aynı şeyi yapıyorsun!

ADAM - Neyi yapıyorum?

KADIN - Bak yine başladın!

ADAM - Neye başladım?

KADIN - Yahu ben kendi kendime mi kavga ediyorum?

ADAM - Demin tartışmaydı şimdi kavga mı oldu?

KADIN - Evet oldu.Ve sen bu sinir bozucu tavrını sürdürürsen birazdan cinayet boyutuna varacak.

ADAM - .....

KADIN - .....

ADAM - Sigarayı bırakmıştın..

KADIN - Ateş var mı?

ADAM - Yok...zaten bizim ateşten ziyade ateşkese ihtiyacımız var.

KADIN - .....

ADAM - Aaaa gülebildiğini bilmiyordum...

KADIN - Güldüğüme bakma,komik değildi...Peki sana kalırsa bu bir tartışma değil öyle mi?

ADAM - Tabii ki değil hayatım.Bunun için en az bir tartışma konusuna ihtiyaç var.

KADIN - O zaman normal bir konuşma boyutunda en baştan başlayalım.Sen odaya geldin ve ne dedin?

ADAM - Saçındaki değişiklik dikkatimi çekti ve onunla ilgili bir soru sordum.

KADIN - Ne sordun söyle?
ADAM - Saçını topuz mu yaptın dedim?

KADIN - Hayır kesinlikle hayır! Öyle söylemedin.Yüzündeki son derece ekşi bir ifadeyle hatta belki biraz iğrentiyle karışık "sen saçına bir şey mi yaptın" dedin! Cümlenin yapısına dikkatinizi çekmek isterim.Sen saçına bir şey mi yaptın! Saçımdan mı bahsediyorsun annenden mi belli değil...Yani geçen gün yanıma gelip "sen anneme bir şey mi söyledin,içeride ağlıyor da" dediğinde beliren bir ifade vardı yüzünde...işte beni asıl delirten de bu oldu zaten'

ADAM - Hastasın sen...

KADIN - Bunu beni incitmek için söylüyorsun'

ADAM - Doktor da olsam aynı şeyi söylerdim,sen bir obsesifsin.

KADIN - Eserinle övünebilirsin o halde....

ADAM - .....

KADIN - Sigarayı birlikte bırakmıştık.

ADAM - Ne yaptın ateşi?

KADIN - Ateşkesin yanında olacaktı? Yok mu? Birlikte gittiler demek ki...Niye gülmüyorsun? Ben sen söyleyince gülmüştüm.Üstelik bu kadar da komik değildi.

ADAM - .....

KADIN - Güldün...Gülmesen daha mı iyiydi acaba? Dişetlerin görünüyor da...Peki hadi gel tatlıya bağlayalım şu işi...

ADAM - Bağlayalım bakalım...

KADIN - Saçımı neden sordun? Kötü mü olmuş?

ADAM - Yoo...

KADIN - Doğruyu söyle beğenmedin işte...

ADAM - Hayır canım gerçekten düşünmedim bile...Sadece değişik geldi.

KADIN - İşte! Sorunu bulduk! Umursamazlık! Umrunda değil saçımın şekli! Çünkü ben senin malınım,benim her halime alıştın! Sevgilim bana söylemek isteyip söyleyemediğin bir şey mi var?

ADAM - Ne gibi?

KADIN - Ne bileyim mesela "başka bir kadın var","başka bir erkek var",ya da "son seçimde mhp'ye oy verdim" gibi...Bu kadar oy aldıklarına göre birimiz vermiş işte!

ADAM - Bu o kadar kötü mü yani! Ben zaten bahçeli bir devletimiz olsun istemişimdir.

KADIN - Bu espriye güldüğümü farzedelim.

ADAM - Sen hastasın.

KADIN - Sanırım aynı serviste yatacağız."

#KitaplarKalpKırmaz

#Raskølnikov


10|6
197
Raskølnikov KizlarSoruyor'da Editör
Editör kimdir?

En İyi Kız Görüşü

En İyi Erkek Görüşü

  • "Çoktandır aklıma takılan bir şey var. Niçin insanlar birbirlerine karşı içten davranmıyorlar? Neden en iyi insan bile karşısındakinden bir şeyler saklıyor, bütün düşündüklerini söylemiyor? Sözlerimizin yabana atılmadığını bildiğimiz zamanlar bile neden içimizden geçenleri olduğu gibi söylemiyoruz? Nedense herkes olduğundan katı görünmek istiyor. Duygularını hemen açığa vurursa küçük düşürülecekmiş gibi bir korku duyuyor?"

    Dostoyevski, Beyaz Geceler'i mutlaka okuyacağım. Teşekkürler Bence için, eline sağlık :)

    0|2
    0|0

Senin görüşün nedir?

Kızlar Ne Diyor 18

Erkekler Ne Diyor 6

  • Martı, Beyaz geceler, okunmalı. Özellikle Martı'yı çoğu insan okumalı. yılmazın kitabını tam okumadım, bir arkadaşım istedi ona verdim.

    0|1
    0|0
  • Dostum ağır kitaplardan başlatmışsın hemen herkesi. :) Şeker portakalı dışında katılmıyorum kitaplara. Ama kitapların harika olduğu konusunda yüzde yüz aynı fikirdeyim. :) Bence daha çok polisiye popüler kültür kitaplarından başlamaları daha uygun yeni başlayacakların.

    0|1
    0|0
    • Popüler kültür kitaplarını okumasalar da olur diye düşünüyorum:) Polisiye pek okumadığım için önermedim. Sadece okuyup beğendiğim kitapları yazmak istedim.

    • Hepsini Göster
    • Ne güzel konuştun. Diyecek söz bırakmadın:)

    • Eyvallah. :)

  • listeme aldim
    tesekkurler

    0|1
    0|0
  • Güzelmiş. Emeğine sağlık..

    0|1
    0|0
  • Kitap okumayı ilk okul öğretmenimin hediye ettiği tarık buğra küçük ağa kitabı ile sevmiştim. Evet çok kalın ve ağır bir kitaptı ama iyi ki okumuşum.

    0|0
    0|0
  • Bu önerilerin için teşekkürler.

    0|1
    0|0
Yükleniyor...