Uygarlık Tarihi!

Uygarlık Tarihi; tüm insanların atalarını, onların yaşam tarzını, sanatını, ekonomisini, sosyal ilişkilerini, dinlerini, dillerini kısaca her şeylerini araştıran tarih dalıdır. Daha doğrusu okuldaki bir dersimin adı. Şimdi, bu konuda bildiğim bazı şeyleri sizlerle paylaşacağım.

İrlanda Başpiskoposu James Ussher yaptığı titiz çalışmalar ve kutsal kitap analizleri sonucu insanlık tarihinin hatta dünyanın yaratılışının M.Ö. 4004 yılına dayandığını öne sürer. (1650'de) Bu iddia, uzun yıllar Hristiyanlarca kabul görür. Tabii ki yanlış. İnsanlık tarihi çok daha eski ve köklü bir geçmişe sahiptir.

Eski Taş Çağı

Yontma Taş Devri veya bilimsel adıyla Paleolitik Çağ olarak tanımlanan Eski Taş Çağı günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce başlamış ve 10.000 yıl önce son bulmuştur. Paleolitik Çağın tarihleri, kıtalara ve bölgelere göre değişiklik gösterse de genel olarak bu yıllarda etkin olmuştur. Her halükarda, insanlık tarihinin en uzun dönemidir.

Bu dönemde toplayıcılık temel beslenme biçimiydi. Ağaçlardan toplanan otlar ve meyveler; yer altından çıkartılan böcekler ve bitki kökleri insanların hayatta kalmasını sağlayan yiyeceklerdi. Ağaçlardaki meyvelerin düşürülmesi için taşlar, toprağı kazmak için sopalar kullanılırdı. Dolayısıyla bu devirde ilkel alet yapımı başladı. Bu aletler yırtıcı hayvanlara karşı silah vazifesi de görüyordu.

İnsanlar zamanla sadece otla beslenmekten sıkıldı ve kendi yaptıkları ilkel silahlar sayesinde avcılığa yöneldi. Avcılık, çok zor ve riskliydi. Bir hayvanı alt etmek için takım çalışması gerekiyordu. İnsanlar böylece birlik olmayı ve beraber mücadele etmeyi öğrendi. Fiziksel güçleri sebebiyle kadınlar toplayıcılık, erkekler avcılık yapmaya başladı. Buna, birinci toplumsal iş bölümü denir. Her iki cinsiyette birbirine muhtaçtır ve beraber yaşamak zorundadır.

İnsan, akıl sahibi bir varlıktır. Hayatını devam ettirmek için başkalarını yok etmeye çalışmak yerine ittifak kurma yolunu seçer. Çünkü başkalarını yok etmeye çalışırsa kendisi de bu uğurda canından olabilir. İşte, bu iş bölümü insanlığın gelişmesinin en temel kaynağıdır. Sürekli birlikte avlanan, yaşayan insanlar sonunda iletişim kurma çabasına girmiş ve bu sayede dil gelişmiştir. Dilin gelişmesi düşüncenin de gelişmesi demektir.

Uzman Avcılık

Günümüzden 50-10 bin yıl önceki zaman dilimi içinde, son buzul çağında, buzulların kıyılarında beliren tundralarda başlar. Avrupa ve Batı Asya topluluklarında görülür. Mamut, yaban öküzü, ren geyiği gibi iri sürü hayvanlarının avlanmasıdır. Ateş ve giysi yardımıyla soğuktan korunan insanlar, avcılığa ağırlık vermişler ve bu konuda uzmanlaşmışlardır. Toplayıcılık artık ikinci plandadır.

Büyük ve besili hayvanları avlayan ve onları bozulmamaları için korunakları yerlere koyan insanlar daha az göç etmeye ve av için enerji harcamaya başladı. Bu insanlar boş vakitlerinde mağara duvarlarına hayvan resimleri çiziyorlar; hayvan boynuzu, diş ve taş kullanarak heykelcikler yapıyorlar; ölülerini eskisinden daha özenli ve törensel şekilde gömüyorlardı.

Erkekler avlandığı için kadınlar doğurganlık özelliğine sahip olduğu için değerliydi. Kadınlar ava gidemiyordu ama av sırasında çok sayıda insan telef olduğu için, kadınların doğurganlığı mühimdi. Hatta bazı tarihçilere göre doğumların artması için bir sihir görevi gören hamile kadın heykelcikleri yapılmıştır. Ayrıca mağaralara çizilen hayvan figürlerinin amacı da avın bol ve bereketli olmasıydı.

Aynı totemlere inanan insanlar bir klan oluşturur, klanların birleşmesine kabile denir. Doğurganlığı arttırmak için bir klanın diğerinden kadın kaçırması gerektiği düşünülebilir. Ancak bu klanlara arası savaşa yok açacaktır. Sonunda klan içi ilişki yasaklanmış ve ilişkiler törenselleştirilerek dıştan evlilik yolu açılmıştır. Yani kadın erkek ilişkisi daha resmi bir boyut kazanmıştır. Gelin alıp verme, gelinle birlikte mal verme etkinlikleri doğmuştur.

Orta Taş Çağı

Bilimsel adı Mezolitik dönem. MÖ. 10.000-8.000 yılları arası yaşanmıştır. Paleolitik ve Neolitik arası bir geçiş dönemidir. Geçiş dönemi olduğu için biraz kısadır.

Bu devirde buzul çağı sona ermiştir. Buzul çağının bitişine ve değişen iklim koşullarına ayak uyduramayan topluluklar yok olmuş diğerleri varlıklarını sürdürmüştür. Örneğin Yakın Doğu bu dönemde gelişmiştir. Tundruların yerini ormanlar, iri sürü hayvanlarının yerini ayı, kurt gibi orman hayvanları aldı. Takım avının yerini ok ve yayla, zıpkınla yapılan tekil av aldı. Okların, kargıların ve zıpkınların başlarına takılan küçük taş başlıklar yani mikrolitler bu çağın en belirgin kalıntılarıdır.

Bu dönemde avcılık ikinci plana düşmüş, toplayıcılık tekrar değer kazanmıştır. Özellikle yabanıl tahıl türlerinin bulunduğu Yakın Doğu'da bu çok geçerlidir. Yabanıl tahıllar ambarlarda saklandığı için bu olay, tüketimden üretime geçişte bir basamaktır adeta. Bu toplayıcılık türüne devşiricilik de denilir.

Bu devirlerde insanlık çok yavaş ilerlemiş, milyonlarca yıl içinde bir arpa boyu yolu zor almıştır. Bir alet ürettiklerinde onu binlerce yıl çalışarak anca geliştirebilmişlerdir. Buna karşılık sosyal ve toplumsal yaşantıları örnek alınasıdır. İş birlikçi, eşitlikçi ve paylaşımcı olmaları onların zor koşullarda savaşmalarını sağlamıştır. Bu savaş; kıtlığa, vahşi hayvanlara, soğuğa, hastalığa karşıdır.

Cilalı Taş Devri

Cilâlı Taş Devri veya bilimsel adıyla Neolitik Çağ (Yeni Taş Çağı), tarih öncesi çağlardan biridir. M.Ö. 8000-5500 yıllarını kapsar.

Buzul çağının sona ermesi ve havaların ısınması pek çok olumlu gelişmeye sebep oldu. Lakin özellikle Yakın Doğu'da kuraklık başladı. Geçimi yabancıl tahıllara bağlı olan insanlar yeni arayışlar içine girmek zorunda kaldı.

İşte, tüketimden üretime geçiş bu şartlarda başladı. Yabanıl tahıllar sulandı hatta yabanıl tahıllar bulundukları bölgeden başka yerlere götürülerek ekildi ve sulandı. Bu büyük gelişmeye Neolitik Devrim denebilir! Ekinin korunması, hasat zamanının beklemesi gibi işlerden ötürü göçebelik bırakılmış yerleşik yaşam başlamıştır. Mal birikimi ve mülkiyet kavramının, bunları ele geçirmek amaçlı yapılacak savaşların tohumları da atılmıştır. Ayrıca tarımla uğraşan kadınların sosyal hayatta önemi artmıştır.

Neolitik devrimle sadece bitkiler değil hayvanlar da evcilleştirilmiştir. İşte, ikinci toplumsal iş bölümü böylece başladı.

Hayvanların evcilleştirilmesiyle çoban topluluklar ortaya çıktı. Çiftçilik-çobanlık iş bölümü ikinci toplumsal iş bölümü sayılır çünkü toplumlar arasıdır. Göçebe çoban topluluklar kendi kendilerine yetemez. Besin kıtlığı, salgın hastalık ve diğer çobanların saldırıları ile uğraşırlar. Bu sebeple yerleşik köyle iyi ya da kötü ilişki kurmak zorundadırlar. Bu ilişkiler genelde savaşçı, yağmacı, kötüdür. Çiftçiler; yerleşik, kendine yeterli, içe dönük ve barışçıdır. Çobanlar ise göçebe, kendine yetersiz, dışa dönük ve savaşçıdır.

İlk üretimler yumuşak topraklarda kadınların gerçekleştirdiği bahçe tarımıdır. Kadınlar üretime katkıda bulundukça değerlenirler. Hatta zamanla anaerkil bir yapı oluşmaya başlar. Ancak yağmalar ve savaşlar ortaya çıkınca savunmanın önemi artar ve erkeklerin işi tekrar birinci plana getirilir. Soy hesabı anaya göre yapılıyor, evi kadınlar yönetiyor ama toplumun genelini eli silah tutan erkekler idare ediyordu.

Taş devri sona erdi. Bundan sonra 'maden devri' denilen yeni bir dönem başlıyor...


3|1
2|5
Hao_Asakura KizlarSoruyor'da Editör
Editör kimdir?

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Erkekler Ne Diyor 5

Kızlar Ne Diyor 2

  • 1ay

    İlk Kaba Taş Çağı başlamıştır. Sonrasında uygarlıkların kendilerini geliştirmeleriyle sırasıyla Yontma Taş ve Cilalı Taş Devrine geçilmiştir. Bahsettiğin Paleolitik çağ Kaba taş çağıdır. Yontma Taş Mezolitik, Cilali Taş çağı ise Neolitiktir.

    0|0
    0|0
  • 1ay

    Modern anlamda Uygarlık Sümer, Mısır Ve İran uygarlıkları ile başlamıştır aslında

    1|0
    0|0
    • 1ay

      uygarlıktan kast ettiği avcılık toplayıcılıktan tarıma geçiş çünkü o olmasaydı daha sonraki toplumlarda gelişemezdi.

    • 1ay

      heralde KIZ :D

Yükleniyor...