Nostalji Kuşağı İftiharla Sunar

Takvim yapraklarında saklı mutluluklara, eski Ramazanlara, şimdi dijitallerin yerini aldığı dokunabildiğimiz anılar, dokunduğumuz zaman o ana götürecek hissi uyandıran o fotoğraflara duyulan hüzün...

Albümleri karıştırdığımızda geçmiş zaman hep şuan ki zamandan daha tatlı gelir. O zaman bu tatlı anılara zaman makinesinde nostalji trenimizle küçük bir gezinti yapalım.

Nostalji trenimizin ilk durağı 60'lı yıllar

Gramofonların müzik dünyasına arz-ı endam hikayesi

Gramofonlar, özellikle 20. yüzyılda zengin ailelerin önemli eğlence aracıydı. Şimdi sadece antikacılarda bulabileceğimiz zarif görüntüsüyle nostaljiseverler için cazibe uyandıran bu müzik kutusunun yerini her evde bulunan radyolar, yavaş yavaş tozlu raflara kaldırarak tarih sahnelerinden sildi.

İkinci Durağımız 70'li Yıllar

70'li yılların müzik eğlencesi ahşap radyolar

70'li yılların önemli eğlence aracı olan ahşap radyolar o zamanki insanların dünyanın diğer yerleri ile olan bağlantısını sağlayan televizyondaki tek kanal olan TRT hariç tek kaynağıydı. Üzerinde danteller ve nakışlarla salonun en güzel köşesinde sergilenirdi.

Üçüncü durağımız 80'li yıllar

Bir Şipşak Efsanesi: Polaroid

Şipşak anları yaşayanlara hatırlatıp benim gibi yaşı yetmeyenlere de bir efsane ile tanıştıracağım.

1985 yıllarında o zamanlarda yaşayanların hayatını renklendiren, çektiği anda şipşak hemen fotoğrafı elimize tutuşturan bu makine, dijital fotoğraf makinelerinin çıkmasıyla tavanarası bir dolabın köşesine terk edildi.

1980'lerin Playstation'ı: Atari

1980'lerde atari oyunlarını da görmekteyiz. Aynı zamanda benim gibi 90'lılar da hatırlar. Circus, Super Mario, Pacman, Rainbow Island, Popeye, Mickey Mouse ve daha sayamayacağımız birçok oyunu çocukların eğlencesi haline gelmişti.

Son Durağımız 90'lar ve 2000'ler

Tasolar, cipslerin içinden çıkan yine çocukların eğlence aracı olan, cips ve biraz da plastik kokulu oyuncakları...

Beyblade Kartları, görsellerinde Beyblade karakterlerinin yer aldığı nerden çıktığını şuanda hatırlayamadığım zaten çocukken de nasıl oynandığını bilmediğim, kafama göre uydurduğum oyundu.

Tetris Oyunu

Çünkü 90'lı yıllarda çocuk olmak tetris oynamayı gerektirirdi.

90'lı yıllarda çocuk olmak, yılan oyunu oynamayı, hepimizin sevgisini kazanan Hugo ve Tolga Abi'yi, Ressam Bob Ross'u, Teletubbie'leri, Susam Sokağı'nı hatırlatmayı gerektirir ama farkettiyseniz 90'lı yıllarda çocuk olmak aslında çocukluğunu son kez yaşayan nesil olmayı da gerektirir. Tv hayatımıza çocukken yerleşmişti bile. Çocukken başından kalkmıyorduk Ninja Kaplumbağalar, Taş Devri, Mickey şimdi ise gerek bile duyulmuyor televizyona. İnternet, bilgisayar, her işimizi gören bir alet var akıllı telefonlar. Radyo, fotoğraf makinesi, oyun konsolları bunların hepsini zaten tek bir makine yapmıyor mu, ne gerek var değil mi? Ama hâlâ bunların kıymetini bilenler de yok değil.

Velhasıl kelam, geçmişi yad etmek bile insana keyif veriyor olması da işin muzip yanı.

Geçmişinizden bir demet nostaljiyi her zaman cebinizde taşımanız dileğiyle...

İlk Bence'mdi, umarım beğenmişsinizdir.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.


3|0
5|4

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Erkekler Ne Diyor 4

  • 2ay

    Eline saglik..

    1|0
    0|0
  • 3ay

    Ah o nostalji yok mu, oysa bir nostaljidir yaşamak.

    0|0
    0|0
  • 3ay

    ordaki yu-gi-oh kartları sahte :D tüm paralarımı ona yatırmıştım zamanında

    1|0
    0|0
    • 3ay

      Satin mi aliyorduk onlari

    • 3ay

      ben satın alıyordum şahsen
      60 liraya teneke kutu içinde baya kart olan o zamanlar çok para gelirdi birde şimdi çok ucuz dedim

  • 3ay

    Trenin koltuğuna kıçımın yarısı sığar.

    0|0
    1|0
    • 3ay

      Sikayet ettim

    • Hepsini Göster
    • 3ay

      Yine de kullandigin kelime kabaydi illa bana soylemis olman gerekmez bence kaldirilmaliydi

    • 3ay

      Anladığım kadarı çok kibar yetiştirildiniz. Bu çok güzel bir şey evet ama dış dünya senin kadar ince değil. Maalesef senin kadar ince değiliz..

Kızlar Ne Diyor 5

Yükleniyor...