Çektiği Her Görüntüyü Sanat Haline Getiren Efsane: Leni Riefenstahl

Çektiği Her Görüntüyü Sanat Haline Getiren Efsane : Leni Riefenstahl.

O kimilerine göre katıksız bir propaganda yönetmeni. Kimilerine göre eşsiz bir sanatçı. O, dünya sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden biri. Ve yine o belgesel sinemanın aslında önemli bir sanat dalı olduğunu kanıtlayarak, teknikleriyle, kurgusu ile, sanatsallığı ile belgesel sinema tarihinin ve literatürünün en önemli isimlerinden biri.

Evet! Sıradışı hayatı ile en modern sinemacıların, fotoğrafçıların ve sanat çevrelerinin dikkatinden bir yüzyıl boyu ve sonrasında da düşmeyen bir kadın o. Bertha Heleni Amelia Leni Riefenstahl. Hakkında yazılmış onlarca kitap, bir de kendisinin yazdığı 900 sayfalık bir anı kitabına sahip. Pek kolay da değil aslında! 1902'den 2003 yılına kadar yaşamak.

Bir yüzyıl, iki savaş, önce bale, sonra oyunculuk en son yönetmenlik, senaristlik ve yapımcılık. Dünya sinemasına katkıları, yetenekleri ve çektiği görüntüler ne çekerse çeksin bunu yapışındaki güzellik unutulmasını engelledi. Unutulmadı.

"Herşeyin Farklı Olduğu Bir Zaman: 1902."

Leni Riefenstahl 1902 yılında orta halin biraz üstü bir ailenin kızı ve ilk çocuğu olarak Berlin'de doğdu. Küçük bir kız iken annesi onu piyanoya yönlendirdi. Onun küçüklüğü 1900'lü yılların başına denk geliyordu. Yani o daha beş yaşındayken diş hekimleri anesteziyi yeni kullanmaya başlamışlardı. Osmanlı imparatorluğu henüz yıkılmamıştı ve radyo yayınları daha ilk kez o yıl ortaya çıkmıştı.

Böyle bir ortamda bu küçük kız papatya biriktirdi, dans öğrendi ve resimle ilgilendi. Kendi anlatımına göre babası biraz despot bir adamdı. Yine kendi söylediğine göre 18 yaşında bile bir erkekle sinemaya zor gidermiş. Bu arada o 18 yaşındayken yıl 1920.

"Mary Wigman'dan Dans, Sabri Mahir'den Boks Öğrendi."

1920'lerin ortasında dans kariyeri ile oldukça ünlenmişti. Çocukluğunda Mary Wigman'dan dans öğrenimi almıştı. Ayrıca resim ile ilgilenmişti. Edindiği perspektif ve bakış açısını daha sonra sinemasında da kullanmış böylece ortaya sanatsal, harika kompozisyonlar çıkartmıştır.

Ayrıca Leni Galatasaray'ın eski ve ünlü oyuncusu Sabri Mahir'den boks öğrenimi aldı. Sabri Mahir o dönemde Almanya'da "Dört kişi ile dövüşen adam" olarak anılıyordu. Ayrıca Max Schmelling gibi önemli boksörlerin antrenörü ve hocasıydı. Leni, dans ettiği dönemden Ünlü Aktirist Marlene Dietrich'i de tanıyordu. Bazılarımızın hatırladığı filmindeki lakabı ile

"Mavi Melek" olan Dietrich'i.

"📽 İlk yönetmenlik denemesi: Mavi Işık-1932"

Berlin'deki metro istasyonunda metro beklediği sırada aklına bir fikir gelir! Almanya'da o dönemde moda olan bir tür olan dağ filmlerinin yıldızı olmak. Bu arada dans ederken ayağını sakatlamıştır. Leni bu fikrinden sonra hemen ameliyat olur. Hem de büyük bir riske girerek! Daha sonra dağ filmlerinin o dönemdeki usta yönetmeni Arnold Fanck ile tanışan Leni Riefenstahl 18 ay sonra bir dağ filminde başroldedir.

Avrupalılar sinemanın önemini herkesten önce fark ettiler ve bu işi akademik olarak ele almak istediler. SSCB'de 1919 yılında bir sinema Akademisi (üniversitesi) kuruldu. Bunu 1924 yılında Fransa'da kurulan sinema üniversitesi izledi. Hemen ardından İtalya ve Almanya'da bu ülkeleri takip etti ve fakültelerin sayısı giderek arttı. Ancak Leni sinema öğrenimini doğa tasvirleri konusunda uzman Arnold Fanck'ın filmlerinde oynadığı sırada aldı.

Film yapmayı kamera kullanımını ve kurgu tekniklerini öğrendi. Daha sonra biriktirdiği bir miktar parayla ilk eseri olan "Das Blaue Licht" filmini yazdı ve yönetti. Etkileyici gerçek iç ve dış mekan kullanımı, oldukça güçlü sinematografi ile anlatılan film adeta bir görsel şölendi.Dünya tarihinde ilk gerçek iç mekan çekimleri bu filme aittir. Filmde köyden dışlanarak dağa kaçan Avusturyalı bir dağ kızının çevresine ışık saçan kristalleri toplayarak, onları ay ışığında izlemesi ikiside birbirinin dilini bilmese bile

bir italyanla yaşadığı masum aşk hikayesi anlatılıyordu. Film şiirsel dili ile Venedik Film Festivalinde Leni'ye en iyi yönetmen ödülünü getirdi.

Bu film dünya tarihini değiştirecek başka bir kişinin daha gözünden kaçmamıştı: Adolf Hitler.

"Triumph Des Willens!"

Leni Riefenstahl'in sinematik yeteneklerini fark eden Adolf Hitler, Leni Riefenstahl ile görüşür. Leni daha sonra Hitler'i bir konuşma esnasında görmüştür. Kendi söyleyişi ile bir mitingte insanları bu derece etkilemesi Leni'ye çok etkileyici gelmiştir.

Hitler Leni'den kendi partisine ilişkin 3 film çekmesini ister. İlki İnancın Zaferi (1933) , ikincisi İradenin Zaferi(1934) ve Özgürlük Günü: Wermacht. (1935) Bu filmlerden ikincisi olan "İradenin Zaferi" bir çok teknik yenilik ile mükemmel bir görüntü şölenidir.

İlk defa biri, üstelik de erkek egemen çağda bir kadın, telefoto lensler, mükemmel kamera açıları, birden çok sahne planı, etkileyici kurgu ve muhteşem ışık kullanımı ile dünyada böyle bir belgesel film çekmiştir.

İçinde epik ögeler barındıran filmin propaganda değeri içerdiği ise ne yazık ki yadsınamaz. Riefenstahl her ne kadar sinema sanatını en yüksek haddelerde ortaya koymuş olsa bile bu üç film Nazilerce propaganda amaçlı kullanılmıştır. Bugün belki de onun yaptığı en büyük ilk hata Hitler rejiminin ileride neler yapacağını kestiremeyerek bu ürkütücü rejimi epik gösteren bu üç filmi çekmesidir. Ancak bugün 5 dakika sonra neler olacağını bilemeyen bizler, o zaman içinde işlerin bu noktaya varacağını kestirememiş olabilecek Riefenstahl'e ahlaki açıdan ne kadar kızabiliriz?

İşte bu tartışmaya açık olduğu kadar kapalı bir olgudur da. Hiç. Hem de hiç! Muhteşem bir teknik ve görüntü kalitesine sahip filmin, yaşanılan korkunç olaylardan sonra Almanya'da umuma açık gösterimi yasaktır. Riefenstahl verdiği bir mülakatta "Bu filmi yaptığımdan dolayı üzgün olabilirim" demiştir.

Bu arada Riefenstahl hiç bir zaman partiye üye olmamış ve hatta bu yönüyle uzun süre partidekiler tarafından protesto edilmiştir. Ancak yinede partiye üye olmaktan uzak durmuştur. Bu filmi yönettiğinden ve kurguladığından dolayı bir kesim eleştirmen ona katıksız bir propagandacı demiş, bir kesim insan ise onu çektiği her şeyi sanat haline getiren, ancak zamanı için yanlış bir yerde bulunmuş bir sanatçı olarak görmüştür.

"Filmin Galası-1935"

Film o dönemde oldukça bol uluslararası ödül almıştır. Bugün İMBD'de en iyi 10 belgeselden biri.

"📽 Unutulmaz Bir Başyapıt: Olympia (1938)"

Önceki filminin elde ettiği başarılardan sonra, Berlin'de yapılacak olan 1936 Yaz Olimpiyatlarının belgesel film yapılması kararlaştırılır. Bakanlığın aklında tek isim vardır. Leni Riefenstahl.

Ancak bu film Riefenstahl için İradenin Zaferi'inden de zor bir çalışmadır.

Çünkü aynı anda 60 kameramanı (1 adet su altı) yönetecek , bütün oyunları filme alacak, bunları seyirciye sıkıcı gelmeyecek şekilde kurgulayacak, bunu yapmak için çekimlerde değişik ve sanatsal kompozisyonlar yakalayacak, ortaya çıkan 400.000 metre (400 kilometreden bahsediyoruz.) uzunluğundaki filmi önemli ve estetik geçiş efektleri kullanarak sanatsal bir giriş bölümüyle harmanlayarak bir spor belgeseli tadında, insan bedeninin güzelliğini yücelten bir belgesel film çekecektir.

Eğer isteğiniz sadece spor etkinliklerini izlemekse bu filmi boşuna hiç izlemeyin. Çünkü bu bir sanat filmi. Riefenstahl filmi yaparken sinematik yeteneğini konuşturmuş. Bir sahne için birden fazla farklı markalarda özel kamera bu farklı kameraların içindeki farklı filmler ve enteresan kamera açıları kullanılmış.

Ancak bu seferde bir kısım eleştirmen tarafından Nazi estetiğini övmekle eleştirilmiş. Oysa estetiğin faşisti ya da komünisti var mıdır? Tabii ki hayır! Ancak film her şeye rağmen olumlu eleştiriler ve bir çok ödül almış.

Venedik film festivali de buna dahil. Daha sonraları Amerika da dahil tüm dünya basını filmi baya bir övmüş. Bugün Times'ın hazırladığı en iyi 100 film listesinde "Olympia" ikilemesi de var.

"📽 Joseph Goebels İşleri Karıştırıyor!"

Uluslararası bir etkinliği belgeleyen yönetmen bu filmde her milletten eşit oyuncuya eşit şekilde yer vermiştir. Hatta Hitler'in sinirlendiği yerleri bile belgesele eklemiştir. Siyahi oyuncuları da kendi milli marşlarıyla veren yönetmen bu yönüyle Joseph Goebels ile ters düşmüş! Filmin bir yerinde şöyle bir cümle duyuluyor:

"Ve şimdi iki siyahi oyuncu beyaz ırkın en güçlü sporcularına karşı yarışacak!" Ancak bu ifade her ne kadar ırkçı gibi görünse de Riefenstahl, Jesse Owens kazandığında da filminde aynı coşkuyla bunu göstermiş. Bu da filmin propaganda değerinden çok sanatsal içgüdüler ile yapıldığına dair bir kanıt.

Üstelik Hitler'in Almanların sinirlenişi de doğrudan filmde olduğundan Goebbels yönetmenin üstüne çokça gitmiş. Ancak Hitler de basın ile filmi beğenince Dr. Goebbels susmak zorunda kalmış.

"Savaş Barış Ve Leni Riefenstahl 1902-2003"

Savaşta muhabir olarak görevlendirilen Riefenstahl, Konskie'de bir infaza şahit olmuştur. Gördüklerinden dehşete düşen Riefenstahl'in surat ifadesini fotoğraflayan görüntüleri internette yapacağınız küçük bir aratma ile bulmanız mümkün. Daha sonra Tiefland isimli bir filmi çeken Riefenstahl savaştan sonra tutuklanır. Çünkü çektiği görüntülerde oynattığı romanlar, çalışma kampı olarak bilinen ama aslında ölüm kampı olan kamplara gönderiliyordu.

Ancak Riefenstahl Nazilikten bir Mahkeme ile aklandı. Ne yazık ki bu onun sinema sektöründen dışlanmasına engel olamadı. Afrikaşdaki kabileleri fotoğraflayan Leni Riefenstahl Aralarında Star Wars'da olmak üzere bir çok filmin sahne planında esinlenilen tek isim oldu. Ölmeden önce 101 yaşında çektiği ve kurguladığı su altı belgeseli "İmpressionen Unterewasser" ölümünden iki hafta önce yayınlandı.


2003 yılında, 102 yaşında hayata gözlerini yumdu. Kimine göre bir propagandist, kimine göre çektiği her şeyi sanat haline getiren bir sanatçı olarak!

-Sevgilerimle.


0|0
8|3

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 8

  • Eline sağlık.

    0|1
    0|0
  • Eline sağlık.

    0|1
    0|0
  • Vay anasını kadın yüzyıl görmüş resmen. İlk defa görüyorum ve duyuyorum bu kadını. Erkek egemen bir çağda bu çabalar kolay değil. Hitler konusunda da yazık olmuş ama dediğin gibi bilemezdi diğerlerini bilmemde ben pek ön yargıyla yaklaşmıcam çektiği her şeyi sanat haline getiren bir sanatçı gibi geldi gözüme

    0|1
    0|0
  • Güzel paylaşım Eline sağlık.

    0|1
    0|0
  • Öngörüsü zayıf olsa da sanatçı yönü yadsınamaz bir insanmış anlaşılan

    0|0
    0|0
    • Öngörüsü neden zayıf peki size göre?

    • Adolf hitler'in nasıl kıyıcı bir rejimin savunucusu olduğunu ve onun partisi için çektiği belgesellerin sanatçılığının önüne geçeceğini göremediği için

    • Kimse gelecekte bu kadar ciddi bir problem olacağını göremezdi.

  • Eline sağlık

    0|1
    0|0
  • Kadına bak ya süpermiş ☺

    0|1
    0|0
  • Çok beğendim

    0|1
    0|0

Erkekler Ne Diyor 3

  • eline sağlık..

    0|1
    0|0
  • Güzel olmuş

    0|0
    0|0
  • Guzel anlatmissin cok begendim

    0|1
    0|0
Yükleniyor...