"Yaratan Rabbinin adıyla oku/çağır! İnsanı, embriyodan/ilişip yapışan bir sudan/sevgi ve ilgiden/husûmetten yarattı. Oku! Rabbin Ekrem'dir/en büyük cömertliğin sahibidir."
Alak Suresi, Ayet 1-3, Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Okuma, ruhu yüceltir."
Voltaire

"Kadın, kitap, at ödünç verilmez."
İtalyan Atasözü

Okumak, bir insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Zira, insan okuma vasıtasıyla bilgilerin % 60'ını edinir, öğrenir, aklında tutar. Okuma alışkanlığı gelişmiş ve bu vasıtasyla bilgi ve kültür seviyesi ileri toplumların elde ettiği avantajlar ve dünyada edindiği konum herkesin gözü önündedir. Bununla birlikte, okuma alışkanlığı edin(e)memiş toplumların da konumu yine herkesin gözü önündedir.

kitap okumak
Peki, kitap okumak demek sadece bilgi edinmek midir ya da diğer bir deyişle kitap sadece bilgi edinmek için mi okunur? Bunun cevabı kuşkusuz hayır olacaktır. Kitap okumak her şeyden önce kişinin düşünce gücünü artıracak, düşünce ufkunu genişletecek, görüş açısını genişletecek, bilgi ve kültürünü artıracak, olayları inceleme ve sorgulama yeteneği kazandıracak, kendine güvenini artıracak ve hayal gücü kazandıracaktır. Tabiî, insan ilişkilerini güçlendirme, zengin kelime dağarcığı ile daha kaliteli ve etkili konuşma yapma, kişiye sosyal bir karakter kazandırma, kişinin toplumsal statüsünü artırma ve toplum içinde etkin bir kişiliğe sahip olma gibi katkıları da cabası.
Bir kitap okudum hayatım değişti!
Aslında bir kişinin kitap okuması, o kişinin sadece kendisine fayda sağlamaz. Kişinin okuması, onu daha fazla okumaya sevk edecek, topluma daha faydalı işler yapma ve topluma ışık tutma, onu aydınlatma gibi çalışmalara sevk edecektir. Bu da topluma fayda olarak dönecektir kuşkusuz.

Tarihe baktığımızda, tarih boyunca kitapların kişiler ve toplumlar üzerinde etkisi olmuş, kişilerin hayatlarını değiştirmiş, topluma yön vermiştir. Bu yüzdendir ki şu sözü duyarız: "Bir kitap okudum hayatım değişti!"

kitaplar
Kitapların kişilerin, toplumların hayatına etkisi esprili bir şekilde eleştirilebilir ama baktığımızda hep kitaplar etkili olmuştur toplum üzerinde. Kuran-ı Kerim ve İncil'in dünya toplumlarına ve dünya tarihine etkisi yadsınamaz, ki toplumlara en çok etki eden şey bu iki kitap olmuştur. Dünya siyasetine yön veren de yine kitaplar olmuştur. Kendilerini görmediği, hatta ölümlerinden onlarca yıl sonra doğan insanlar bile önemli siyaset ve fikir adamlarının yazdıklarından etkilenmektedir. Lenin'in yazdıklarından etkilenip solcu olanlar buna örnek teşkil edecektir ya da Said-i Nursi'nin yazdıklarından etkilenip Nurcu olanlar diğer yönden siyasi bir örnek olarak karşımıza çıkacaktır. Son dönemde ise Oktay Sinanoğlu'nun kitapları, özellikle gençlik üzerinde etki yapmış, önemli bir kesimin dünyaya bakışını değiştirmiştir...

Kitapların Olumsuzlukları

Kitapların her zaman mutluluğa sevk ettiğini söylememiz mümkün değil. Örneğin, kitap okuma zevkini tatmış bir insan artık hep kitap okuyacak ya da okuyacak bir şeyler arayacaktır. Kitap dünyasını takip edecek, alamadığı kitapların sıkıntısını aşayacak, aldığı kitaplara ise bazen küçük çaplı bir servet yatıracaktır.
Bir insanın değeri okuduğu kitaplarla belli olur
Kitapların sinema uyarlamaları da kuşkusuz kitapseverde sıkıntı yaratacaktır, ki bu her zaman olmuştur. Bir kitabı okuyan kişi, o kitaptaki kişileri ve olayları kendi hayal dünyasında kurgular, kendi hayal dünyasında yaşatır. Ancak kitapların sinema veya dizi uyarlamalarına baktığımızda kitapseverler hiçbir zaman memnun olmazlar çünkü kitabı okurken kendi hayallerini kurgularken, yaşarken, sinema filminde veya dizide yönetmenin hayalini görür, izler.
kitap okumanin faydaları
Aynı metni okuyan iki kişinin zihninde canlanan şey kuşkusuz farklı olacaktır. İşte bu yüzdendir ki yönetmenin hayaliyle kendi hayali uyuşmadığı, yani kendi hayalini ekranda veya perdede göremediği için kişi mutsuz olur, filmi beğenmez. Bu yüzden "Kitabın içine etmiş." cümlesini sıkça duyarız uyarlamalarda. Diğer taraftan, önce filmini izleyen sonra kitabı okuyan kişi de mutsuz olur çünkü kitabı okurken filmdeki olaylar gözünün önüne gelir ve dolayısıyla kitaba odaklanamadığı için, kendi hayalini kuramadığı için mutsuz olur.

Yukarıda belirttiğim iki sıkıntı aslında zararsız sıkıntılar, ancak kitap okumak maalesef zararlı sıkıntılara da yol açabilmekte. Belirttiğim gibi kitap okumak kişinin hayal dünyasını genişletir, kişinin düşünce yapısını geliştirir, kişinin çevresini incelemesini, sorgulamasını sağlar. Egemen siyasi figürler için ise düşünen kişi, sorgulayan kişi, hayal kuran kişi her zaman tehlikelidir. O kişileri kolay kolay baskı altına, hakimiyet altına alamazlar. O yüzdendir ki okuyan kişiler hep kötü görülür, hor görülür; o yüzdendir ki kitaplar toplatılır, kitaplar yakılır; o yüzdendir ki kitaplar "bombaya benzetilir"; o yüzdendir ki düşünen, okuyan, yazan kişiler hapislere atılır. Okumayan insan ise cahil insandır ve onu yönlendirmek, baskı altına almak, kullanmak çok basittir. O yüzdendir ki bu kişiler egemen güçlerin en sevdiği insan tipleridirler.

Büyük İnsanlar Kitap Okuyan İnsanlardır

kitap sevgisi
Herşeye rağmen şunu unutmayalım: Büyük insanlar kitap okuyan insanlardır... Siyasî anlamda, düşünsel anlamda, bilimsel anlamda ya da edebî anlamda dünyaya yön veren insanlar okuyan insanlardır. Çünkü kitaplar tarihten günümüze gelen bir ışıktır, yapılan çalışmalar okunan kitaplardan etkilenilerek yapılmış, kitaplardaki bilgiler vasıtasıyla üzerilerine yeni bilgiler eklenmiştir...

Siyasî anlamda baktığımızda ise Atamız Mustafa Kemal Atatürk buna örnektir. Kendisi, daima cebinde olan 2 kuruştan birini kitaplara harcadığını belirtmiştir ve bu yüzdendir ki kendisi "Atatürk olmuştur". Cepheye kitaplar getirttiği ve cephede kitaplar okuduğu ise malumumuzdur. Bu yüzdendir ki kendisinin hayal gücü gelişmiş, inceleme ve sezgi gücü gelişmiş, analiz ve sorgulama gücü ggelişmiş ve cephede hiçbir savaşı kaybetmemiş, siyaseten ise başarılı bir devlet adamı olmuş, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden biri olarak dünyaya adını altın harflerle yazdırmıştır.

Son söz: En doğru bilgi kitaplardadır... Okuyan, düşünen ve sorgulayan bir toplum olmamız dileğimle...


uray35
span class="cs"><a href="http://www.kizlarsoruyor.com/uye/uray35" class="lgu">uray35</a><br />1985 Uşak doğumlu. 2001&#39;de Lise 2&#39;ye başlamak için İzmir&#39;e geldi, geliş o geliş. Dokuz Eylül Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunu ve halen aynı üniversitede İşletme Yönetimi Yüksek Lisans öğrencisi olup, mobil pazarlama üzerine tez çalışması yapmaktadır.. Amansız bir Kemal Sunal hastası, Oktay Sinanoğlu takipçisi. Dil ve kültür konularıyla ilgilenmektedir, hatta bu yüzden lisans öğrenimi sırasında üniversitede öğrenci topluluğu bile kurdu. &quot;Bildiğin Film Hastası&quot; ve bu yüzden, bu hastalığı kendisine bulaştıran dostuna zaman zaman sitem etmektedir.. Birçok yerde yazıları yayınlanmış olup, halen <a href="http://kulturalani.blogspot.com"; target="_blank" rel="nofollow" class="pbl">http://kulturalani.blogspot.com</a> ve <a href="http://bahceduvari.blogspot.com"; target="_blank" rel="nofollow" class="pbl">http://bahceduvari.blogspot.com</azmaya çalışmakta...