The Martian - Film yorumu

IMDB SAYFASI

The Martian - Film yorumu

2015 Yılının ilkbahar aylarından içinde bulunduğum ekim sonuna kadar vizyona iyi bir film gelmemesiyle içimde güncel filmler hakkında yazma isteği kalmamıştı. Her sene geleneksel olarak Oscar ödülleri yaklaştıkça bütün filmleri seyretmeye çalışıyor olsam da bu sene hepsini sona sakladıkları için vasat bir dönemden geçerken karşıma çıktı The Martian.

Mars görevinde yer alan Astronot Mark Watney yaşanan bir kaza sonucu gezegende mahsur kalır ve hikaye bu noktada başlar. Hava, su yani kısaca yaşam olmayan bir gezegende tek başına kalan Watney ve onu kurtarmaya çalışan ekibin macerası anlatılıyor. Başrolde izlediğimiz Matt Damon neden her zaman takdirle anılan bir oyuncu olduğunu bir kez daha bize kanıtlıyor. Lakin oyuncu kadrosu da gerçekten üst düzeyde. Son dönemin önemli yıldızlarından Jessica Chastain, yine oyunculuğuyla ve güzelliğiyle adından sıkça bahsettiren Kate Mara, İngiliz sinemasının yeni yıldızlarından Chiwetel Ejiofor, eski silahlar Jeff Daniels ve Sean Bean yanında daha bir çok önemli yıldız boy gösterirlerken aslında adı ön plana çıkarılması gereken bir isim de yönetmen Ridley Scott. Dersini iyi çalışarak ortaya başarılı bir film çıkartmış. Elbette The Martian yazarı Andy Weir'in de etkileyici tarzını da unutmamak lazım. Filmin içerisinde geçen bilimsel altyapı doğru bir şekilde hazırlanmış. Hikayenin içerisinde akışı bozacak ya da tadı kaçıracak aptalca hatalar bulunmazken kahramanımız Mark Watney bize yer yer botanik bazen de kimya dersi veriyor. Bununla da yetinmeyip uluslararası hukuktan da seçmeler sunuyor. Bunları da esprili ve tatlı bir dille yaparak filme renk katıyor. Film her ne kadar Mark Watney'nin mücadelesi gibi görünse de diğer oyuncular da film içerisinde kendilerini gösteriyorlar.

Bir not da filmin müziklerine. Komutan Lewis'in oldies seçimleriyle dalga geçilse bile o dönemin harika müzikleri filme çok güzel uyum sağlamış. Dinlemek isteyenler için ;


Kızıl gezegen Mars'ın gösterildiği peyzajlar insana Mark Watney'in dünyasından pasajlar sunarken bir yandan da bizi hayal dünyasına sürüklüyor. Oyuncuların dışında ekibinde iyi çalıştığının bir göstergesi.

Son dönemde izlediğimiz Gravity ve Interstellar'ın başarısından sonra The Martian'ın ya da benzeri bir filmin gelmesi kaçınılmazdı. Üstelik filmin vizyona girme tarihi tam da NASA'nın Marsta su bulunduğunu açıklamasına denk gelmesi filmi daha da ilgi çekici kıldı. Gişe başarısının yanında filmin beğenilmesi de (IMDB sıralamasında 8.2 puan ile 146. sırada) Matt Damon'a bir Oscar adaylığı getirecek gibi görünüyor. Diğer yapımları görmeden konuşmak için erken olsa da En İyi Film dalında da bir adaylık ihtimaller dahilinde. Filmin çekimlerinin iç sahnelerinin Budapeşte - Macaristan'daki büyük bir stüdyoda yapıldığını, dış alan yani Mars yüzeyindeki çekimlerin ise Ürdün'de yapıldığını duymak bir çok meraklı izleyiciyi şaşırtabilir.

Filmin bir bölümünde Çinlilerin de ortaya çıkıp Mark Watney'nin kurtuluş operasyonuna katılmaları Hollywood'un Yüce Amerikan Propagandasına karşı güzel bir hareketti.

Alınan her kararın ne kadar zorlu olması usturuplu bir tarzda anlatılmış. Yapılan seçimlerin bir sorumluluk olduğu ve sonuçlarıyla yaşamamız gerektiği gibi. Yine de pes edilmemesi gerektiği, matematiğin ve bilimin gücü doğru bir şekilde aktarılmış.

Filmden güzel repliklerden bir tanesini hatırlayalım ; In your face, Neil Armstrong

Notu : 10 Üzerinden 8


0|2
5|4

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 5

  • Hım iyimiş. .

    0|0
    0|0
  • Babamla gittik bu filme çok beğendik fakat o geri dönüş sahnesini karşılamayı vs çok hızlı geçtiklerini düşünüyorum. Hatta filmi 2 seri olarak düzenleyebilirler diye düşünmüştük. Böyle de güzeldi sevdik baya.

    0|1
    0|0
  • Once kitabini okuyup sonra izlemek istedigim filmlerden. Emeginize saglik..

    0|1
    0|0
    • Kitabını nasıl olmuş da ıskalamışım bilmiyorum.
      Bende mutlaka kitabını okuyacağım. Lakin kitaptan sonra çok az film aynı tadı veriyor.

    • Hepsini Göster
    • Doğru. Önce filmi izleyince kitabı okurken ister istemez filmdeki sahneler canlanıyor. Bu da hayal gücünün etkinliğini azaltıyor ve kitabın tadını kaçırıyor.

      Roman ve film bambaşka oluyor haliyle. 2 Farklı sanat türü. Birbirinden farklı duyular söz konusu. Ben her zaman kitabı tercih ederim çünkü sinemada yönetmenin vizyonuyla ve yapımcının bütçesiyle sınırlıyız. Halbuki kitap tamamen hayal gücümüze bırakır işleri.

      Kitabın olumsuz yanı ise bitirmenin günler sürmesi. Halbuki 2 saatlik bir film tam da bir solukta izlenebiliyor.

      The Martian'ı izledim. Bence'mde de yazdığım gibi Matt Damon güzel bir iş çıkartmış. O yüzden kitabı da keyifle okuyacağımı tahmin ediyorum.

    • Kitabin okunus suresi surukleyiciligine gore degisiyor. Yarim gunde bitirdigim kitaplar bilirim.
      Bu kitabi daha once okumamamin nedeni fazla ovgu almasi. Insanda buyuk beklentiler yapiyor sonra hayal kirikligi olusuyor o buyuk beklentiler karsilanmayinca.
      Ama benceniz sayesinde hayal kirikligi yasamayacagimi saniyorum. Ilk firsatta okuyup sonra izleyecegim ben de. Tekrar tesekkurler..

  • Bir türlü izlemeye fırsat olmadı izlicem teşekkürler

    0|1
    0|0
  • Gerçekten güzel bir film, aslında korkunç fakat Gravity kadar insanı delirtmiyor. Karakterin pozitif ruh halinde olması (şartlarına göre😁) filmi eğlenceli hale getirmiş.

    0|1
    0|0

Erkekler Ne Diyor 4

  • Kesinlikle izlemeliyim.

    0|0
    0|0
  • Aslında bu flimi sinemada izlemek istemiştim ama dek getiremedim
    artık netten izleyecegim büyük ihtimal
    güzel bir yazı olmuş başka flimler üzerinede yazılar görmek isterim sizden

    0|1
    0|0
  • Keşke filmden ziyade en önce çok başarılı bir kitap olduğunu belirtseydiniz

    0|0
    0|0
  • 3D filmden nefret ederim. Filmi karartıyor ve blur yapıyor. Eskiden 3D-2D seçeneği olurdu şimdi direk 3d koyuyorlar. Film güzeldi ama öyle muhteşem değildi.

    0|0
    0|0
Yükleniyor...